Tedbirlerin ehemmiyetini fark edemeyen halefleri zamanında, hatta Budizmin himayesi cihetine gidildi. İmparator Siun (452-465) ile gelişmeğe başlayan bu durum, daha sonra büsbütün hızlanarak Tabgaç topluluğunun Çinlileşmesine zemin hazırladı. 493te başkenti bozkır bölgesinden eski Çin merkezi Lo-yanga nakleden İmparator Hong (471-499), Türk töresine karşı ağırlık verdiği soysuzlaşmayı 495 yılında Türk örf, adet, geleneklerini, Tabgaç dilini ve hatta yazışmalarda Türkçe tabirlerin kullanılmasını yasaklamakla tamamladı.
Buna karşı çeyrek asır kadar devam eden tepkiler bastırıldı. Kiao (499-517)dan sonra idareyi devir alan imparatoriçe Hu (ölm. 528) Budizme o kadar düşkün idi ki, yabancı memleketlerdeki dindaşları ile de alakalanıyordu. 520ye doğru Hindistanda Ak-Hun hükümdarı Mihiragulayı ziyaret ettiğini gördüğümüz Çinli Budist rahip bu kraliçenin arzusu ile seyahat ediyordu. Tabiatıyla Tabgaç iktidarı da gittikçe gücünden kaybetmekte idi. Devlet 535e doğru Kuzey (Taide) ve Batı (Chaang-anda) Weileri adı ile ikiye ayrıldı ve aralarında mücadele başladı. Kısa zaman sonra bütün arazileri Çinli hanedanlara intikal etti (550-556).