KEMAL BEY, MİLLÎ ŞEHİT
Halbuki , Kemal Bey'in mutlaka asılması için Fransız ve İngiliz işgal kumandanlarının, Ermeni komitacılarının ve Ermeni Patriği Zaven'in ağır baskısı devam etmekteydi.
Bunun üzerine, Divanıharp Reisi Hayret Paşa, Sadrazam Ferid Paşa ile yaptığı şiddetli bir münakaşadan sonra istifasını veriyordu.
Yerine de "Nemrut" lakabı ile tanınmış Kürt Mustafa Paşa tayin olunuyordu.
KARAR
Mahkeme, artık mahkeme olmaktan çıkıyor, önceden verilen bir emrin yerine getirilmesine memur bir heyet halini alıyordu.
Kemal Bey, Nemrut Mustafa Paşa'ya da:
Ben emir aldım, diyordu, bir memur aldığı emre itaatle mükelleftir. Ben sürgün olarak kasabadan çıkarılanlara en insanî harekette bulundum. Nitekim şimdi de hiçbir vicdan azabı duymuyorum.
Nemrut Mustafa, oturduğu yerden doğrularak Kemal Bey'e bağırıyordu:
Kış kıyamette bu kadar insanı, çoluk çocuğu ile dağlara, yaylalara sürerken Allah'tan hiç korkmadın mı? Bir gün senden bunların sorulacağını düşünmedin mi? Hem üstelik jandarmalara onları süngülemesini de emretmişsin, ne dersin?
Hayır, bunu asla kabul etmem. Ben kimsenin ölümü için emir vermiş bir adam değilim.
binlerce zavallıyı, kadın, çocuk demeden, bu Allah 'ın kışında soğukta, dağ başlarında yürütmek, sanki süngülemekten daha mı iyidir? Üstelik, sen bir idare amirisin, bunları senin himayene vermişlerdir.
Sonra sesini daha da yükselterek soruyordu:
Memleketimiz dahilinde yaşayan vatandaşların birini diğeri üzerine sevk ederek can ve mal tecavüzüne teşvik etmenin cezası nedir, bilir misin?
İdamdır Paşam...
Kendi hükmünü kendi ağzınla verdin Kemal Bey, biz de senin için bu karara varmıştık.
Jandarma Kumandanı Binbaşı Tevfik Beye de 15 yıl hapis cezası verilmişti.
İNFAZ
Gerçekten, idam kararı önceden hazırlanmıştı bile. Mahkeme sona erer ermez, hazır olan karar, tasdik edilmek üzere Saraya gönderildi. Ancak Padişahın bu hususta tereddüt göstermesinden kuşkulananlar vardı. Bunlar Dahiliye Nazırı Mehmet Ali Bey, Adliye Müsteşarı ve İngiliz Muhibleri Cemiyetinin Reisi Said Molla idi.
iki adam; Damad Ferid Paşa'yı alelacele saraya gönderdiler.
Sultan Vahideddin, kararın tasdiki için Şeyhülislamdan fetva istedi. Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi, "Kemal Bey hakkında istenilen fetva değildir. 'Kazaya' aittir, benim ise kazaya yetkim yoktur" mütalaasında bulunarak fetva vermekten kaçındı. Padişah ısrar edince, umumî mahiyette "Bir Müslümanın, Müslüman olmayan birini öldürmesi halinde idama cevaz verildiği, ancak bu hükmün verilmesi için, öldürülenin yaralayıcı bir aletle yaralanması ve ölmesinin, bunun üzerine mirasçılarının "kısas" istemelerinin şart olduğu"nu bildirdi. Fakat, Padişahı tatmin için bir not eklemeyi de ihmal etmedi. Bu notta, Divanı Harbi Örfî tarafından ölüme mahkum edilen Kemal Beyin muhakemesi hak ve adalete uygun yapılmış olduğu takdirde, idam hükmünün muvafık bulunduğu, açıklanıyordu.
Devamı var
İleri