Osman Batur (1899-1951), Doğu Türkistan'ın Altay bölgesindeki Koktokay'da doğmuş Kazak Türkü direniş önderidir. Asıl adı Osman İslamoğlu olup, 'Batur' (kahraman, yiğit) unvanı halkı tarafından kendisine verilmiştir. Orta hâlli bir Kazak çiftçisi olan İslam Bey'in oğlu olarak göçebe bir çoban hayatı içinde büyümüş; daha on yaşına gelmeden usta bir binici ve avcı olarak tanınmıştır. On iki yaşında, Kazak savaşçısı Böke Batur'dan askerlik sanatını öğrenmiştir.
1940'tan itibaren Çin yönetimine karşı silahlı direniş başlatan Osman Batur, Doğu Türkistan'daki Türk halklarının bağımsızlık mücadelesinin önde gelen simalarından biri hâline gelmiştir. 22 Temmuz 1943'te Altay Kazaklarının hanı ilan edilmiştir. Onun öncülüğündeki direniş, bölgedeki Türk topluluklarını Çin idaresine karşı örgütleyen önemli bir hareket olmuştur.
1945'e gelindiğinde bölgedeki Türk kuvvetleri, birkaç şehir dışında Doğu Türkistan'ın büyük bölümünü denetim altına almıştı. Ancak yoğunlaşan Çin askerî harekâtları, Osman Batur'un yaklaşık 30.000 kişilik gücünü 1950'ye kadar yaklaşık 4.000'e düşürmüştür. Bu dönem, direnişin hem en güçlü hem de giderek zorlaşan evrelerini içerir.
En önemli askerî çatışmalarından biri 1947'deki Baytik Bogdo (Beitashan) olayıdır. Bu çatışmada bir yandan Doğu Türkistan Cumhuriyeti ve Moğolistan karşısında Kuomintang kuvvetleriyle ittifak kurmuş, bu durum Moskova ile Pekin arasında uluslararası gerginliklere yol açmıştır. 1949'da Çin'de komünistlerin zaferinden sonra da direnişini sürdürmüş, ancak 1951'de Kanambal'da esir düşmüştür.
Esir alınan Osman Batur, Urumçi'de halka teşhir edilmiş ve 29 Nisan 1951'de kurşuna dizilerek idam edilmiştir. Ölümünün ardından, Doğu Türkistan'da Türklerin bağımsızlık özlemlerinin bir simgesi hâline gelmiştir. Çin ve Sovyet yayılmacılığına karşı verdiği mücadele, çok sayıda tarihî eserde ve Türk dünyasının kolektif hafızasında yaşamaya devam etmektedir.
