Karluklar, kısa bir müddet, Uygurlarla Orta Asyada iktidar yarışına giriştiler ise de, Uygur Kağanı Mo-Yen Çur karşısında tutunamayarak (756) Tarım bölgesinden ayrıldılar, daha batıya çekildiler ve 7-8 yıl içinde Tarbagatay ve Cungaryaya 766da da çöken Türgiş hakimiyetinin yerine, Talas sahasına yerleşmek suretiyle eski Batı Gök-Türk hakanlığı sahasında hakimiyet tesis ettiler. Başkentleri Balasagun idi. Ötükenin üstünlüğünü tanımakta devam ediyorlar, aynı zamanda, siyasi bir isim olarak Türkmen adını da taşıyorlardı.
Kendi soylarını Göktürk hakan ailesi Aşına sülalesine bağlayan Karluk yabguları, hakimiyetin Kutlu Ötüken ülkesi ile sıkı alakası inancını muhafaza ediyorlardı. Fakat Uygur Hakanlığı orada yıkılınca (840), Kırgızları dikkate almayan Karluk yabgusu, Türk hakanlarının meşru halefi sıfatı ile kendini Bozkırların kanunî hükümdarı ilan ederek Kara Han ünvanını aldı ve merkez olarak da eski Türgiş başkenti Balasagun yanındaki Kara-ordu (veya Kuz-ordu)yu seçti. Böylece gelecekteki büyük Kara-Hanlı Devletinin temelini atmak gibi ikinci bir tarihi rol oynayan Karluklar o sırada İslam dünyasının en yakın komşuları olduklarından, Arapça-Farsça eserlerde kendilerinden çok bahsedilmiş (Karluh, Halluh) ve Hududül-Alem (10. asrın son çeyreği)da verilen bilgiye göre Karluk ülkesi: doğuda Tanrı Dağları, Yağmalar ve Oğuzlar, kuzeyde Tohsılar, Çigiller ve Dokuz-Oğuzlar, güneyde Yağmaların bir kısmı ve Maveraünnehir ile sınırlanmış çok bakımlı bir memleket olup Türk ülkelerinin en güzeli idi. Eserde burada mevcut olan 15 şehir ve kasabanın adları sayılmakta ve Türk kabileleri zikredilmektedir.
Kara-Hanlı Devletinin esas kütlesini meydana getiren Karluklar, bu hanedan üyeleri arasında mücadeleler baş gösterdiği tarihlerde devlete karşı cephe alarak huzursuzluk çıkarmağa başladılar ki, bu tutumlar Kara-Hitay hakimiyetinin Orta Asyada çabucak gelişmesinde tesirli olmuş görünmektedir. Kara-Hitay hükümdarı Yel-lu Ta-şih (Kür-Han) 1137de Semerkant Kara-Hanlı hanı Mahmudu mağlup ettiği zaman, bu han tarafından dayısı olan Büyük Şelçuklu Sultanı Sencere yapılan şikayet, uğranılan mağlubileyette Karlukların dahli olduğunu göstermektedir.
Sultan Sence de Karlukları takip etmek için çıktığı seferde karşısında Kür Hanı bulmuştu. Sencerin bu savaşta mağlubiyeti (1141 Katavan Savaşı) çok mühim bir hadise olarak, put-perest Kara-hitayların ta Horasan sınırlarına kadar sokulmalarını intaç etmişti. Harezmşahlar (İl Arslan zamanı) ile Kara-hitaylar arasında da bir çok anlaşmazlıklara sebep olan Karlukların, bu arada Başbuğları Yabgu Han öldürüldü (1157), diğer bir Karluk başbuğu Ayyar Bey, Kara-hitaylar tarafından esir edildi. (1172).
Maveraünnehir sahasındaki bu karışıklıklara sebep oldukları görülen Karluklara karşı Harezmşah Ala-üd-din Tekiş (1172-1200) bozkırlar bölgesine el atarak Kanglı ve Kıpçak gibi diğer Türk boyları ile kendini takviye ihtiyacını duydu. Bununla beraber, az sayıda da olsa, Harezmşahlar ordusunda hizmet gören Karlukların, Türkistanda ve Kar-Hanlı tabiiyetinde olmak üzere bir beyliğe sahip bulundukları anlaşılıyor. Moğol istilası başladığı sıralarda (1215) merkezi Kayalıg (İli Nehrinin doğusunda) olarak, devam eden bu beyliğin başında II. Arslan Han vardı. Arslan Han, Uygur İdi-kutu Barçuk ile birlikte bütün Asya ülkelerini baştan başa çiğneyen Moğolların hükmü altına girmiştir. Cengiz Hana itaat eden ilk Müslüman hükümdar olup 1221de ölen bu Karluk hanının oğluna da, Özkent şehri verilmişti. Cengiz Han zamanı Moğol devleti idaresinde vazife almış Karluklar görülmektedir.
