M. 483 yılında Ceyhun kıyılarında Ak-Hunlar tarafından mağlûp edilerek yıllık vergiye bağlanan Sâsânîlerin bu sırada geçirdiği dinî-sosyal bir sarsıntı ülkelerini ihtilâle sürükledi. Bu Mazdek isyanı idi. Zerdüşlükten ilham alan Mezdek, Mani inancındaki ikili telâkki (ışık-karanlık, iyilik-kötülük mücadelesi) üzerine, o tarihlerde yorulan ve iktisadî darlık içine düşen topluluğu ıslah etmek iddiası ile, sosyal huzursuzluk etkenlerini de ekleyerek, düşüncelerini yaymağa başladı. Buna göre insanların saadetini bozan iki unsur: servet ve kadın, herkesin ortak malı olarak kabul edildiği takdirde yeryüzünde kötülük kalkacaktı.
Bu o zamanlar ilkel komünist propaganda neticesinde servet sâhipleri ve âile müessesesine karşı kışkırtılan halk, Mazdek ve müritleri tarafından ayaklandırıldı. Asîller ve din adamları öldürüldü. Kadınlar tecavüze uğradı, evler, konaklar yağmalandı ve tahrip edildi. Devletin sıhhat kazanacağı hususunda Mazdeke inanmak gafletini gösteren Şah Kavad (M. 488-531) de hapsedilmişti, fakat o kaçmak imkanını bularak komşu Ak-Hunlara sığındı. İranda olup bitenleri yakından takip eden Ak-Hun hükümdarı, insanlık yararına hiçbir şey göremediği Mazdek hareketini kırıp yok etmek için, Kavadı 30 bin kişilik Hun süvâri birliği başında İrana gönderdi (M. 499).
suretle Şah ihtilâli bastırdı ve hâdiselerin gelişmesinden felâketi anlayan halkın da yardımı ile Mazdek ve taraftarları yakalanarak idam edildi. Tabiatıyla temizlik ve ülkenin huzura kavuşturulması uzun bir zamana ihtiyaç gösterdiğinden, Sâsânî imparatorluğunda hak, adâlet ve mülkiyet esasında normal düzen, daha ziyâde Kavadın oğlu Anurşivan (M. 531-579) devrinde kurulmuştur ki, bu şehinşah tarihte Âdil lâkabı ile anılır
Çin kaynaklarına göre, İç Asyada Karaşar, Kuça, Aksu, Kaşgar ve etrafını hâkimiyetlerine alan Ak-Hunlar bu arada Kandaharı ve 484 yıllarında Kuzey Hindistanı zapt ettiler. Bu harekât Tegin ünvanını taşıyan ve Kâbilde oturan Toramana adındaki başbuğu tarafından idare edilmişti.
