göçlerine katılan boylar ve zamanları hakkında ise açık bilgilere sahip bulunuluyor: Hunlar Avrupaya (375 ve sonraki yıllarda) ve kuzey Hindistana (Ak-Hunlar); Oğuzlar, Orhun bölgesinden Seyhun nehri kenarlarına (X. Asır) ve sonra, Maveraünnehir üzerinden İrana ve Anadoluya (XI. Asır); Avrupa Hunları Orta Asyadan Orta Avrupaya (IV. Asır ortası); Bulgarlar İtil (Volga) nehri kıyılarına ve Karadeniz kuzeyinde Balkanlara (641i takip eden yıllarda); Macarlarla birlikte bazı Türk boyları, Kafkasların kuzeyinden Orta Avrupaya (830dan sonra); Sabarlar Aralın kuzeyinden Kafkaslara (5. asrın ikinci yazırı); Peçenek, Kuman (Kıpçak) ve Uzlar (Oğuzlardan bir kol) Hazar Denizi kuzeyinden doğu Avrupa ve Balkanlara (9-11. asır); Uygurlar, Orhun, nehri bölgesinden İç Asyaya (840ı takip eden yıllarda) göç etmişlerdir.
Bunlardan bilhassa Hun ve Oğuz göçleri, hem uzun mesafeler katetmek suretiyle yapılmış, hem de çok mühim tarihî neticeler vermiştir. Bu göçler yeni vatan kurma maksadının güden büyük çapta fetihler olarak nitelendirilir.
Tarihte Türk yayılmalarının diğer bir şekli de sızma diyebileceğimiz yoldur ki, bazı kalabalık boylardan ayrılan grupların veya ailelerin veya sağlam yapılı gençlerin yabancı devletlerde hizmet almaları suretinde belirir. Bu şekilde dahi Türklerin katıldıkları topluluklar içinde üstün bir kabiliyet göstererek askerî kuvvetlere veya siyasî hayata hakim oldukları hatta bazen devlet kurdukları bilinmektedir (meselâ Mısırda, Hindistanda).
Türklerin gerek fetih, gerek sızma şeklinde olsun etrafa yayılmaları şüphesiz her zaman kolay olmamış, bazen pek şiddetli çatışmalara sebep olduğundan bu durum ağır darbelere maruz kalan yabancılar tarafından Türklerin sevimsiz karşılanmalarına yol açmıştır. Aslında iyi kalpli, hayırsever ve adil insanlar olmalarına rağmen Türkler hakkında söylenen hayal mahsulü türlü ithamların sebebi de bu olmalıdır.
