Abbâsîler ile birlikte İslâm devletinin iç ve dış politikasında önemli değişiklikler olmuştu. Her şeyden önce Emevî hânedanının takip etmekte olduğu politika terk edilmiş ve onun yerini Müslüman olan herkese eşit haklar tanınması almıştır. İhtilâlin yükünü omuzlarında taşıyan Arap olmayan unsur, devletin yüksek makamlarını ele geçirmiştir.
Başta ilk defa Abbâsîler ile ortaya çıkan vezirlik makamı olmak üzere sivil ve askerî kadrolarda İranlılar söz sahibi olmuşlardı. Bunlar arasında az sayıda olsa bile Türklerin de bulunduğu muhakkaktır. Nitekim İhtilâlin birlik kumandanlarından Muhammed b. Sûl, Mervde Abbâsîler lehine propaganda yapan Tarhûn b. el-Zâi ve Ebû Müslimin güvenilir adamlarından Tarhûn el-Cemmâl, Abbâsî idâresinde temayüz eden ilk Türklerdir.
Türklerin, devlet içindeki sayı ve nüfûzları gittikçe artıyordu. Kaynaklar, Halife Ebû Cafer el-Mansûrun Türkleri askerî birlikleri arasına alan ilk halife olduğunu belirtirler. Halife Hârun el-Reşidin muhafız birliğinin tamamen Türklerden meydana geldiği bilinmektedir. Diğer taraftan Hârun el-Reşid zamanında yeniden tanzim ve tahkim edilen Bizans hududuna yerleştirilen gönüllüler arasında Türklerin de bulunduğu, hattâ bazı şehirlerde tahkim vazifesinin Ebu Süleym Ferec el-Hâdim el-Türkîye verildiği görülmektedir. Hârun el-Reşidin ölümünden (809) sonra oğulları el-Emin ile el-Memun arasındaki hilâfet mücadelesi ve bu mücadeleyi takip eden yıllardaki gelişmeler el-Memunu devlet kadrolarında büyük bir değişiklik yapmaya mecbur etti.
