Göç Öncesi
Bir başka kaynağa göre Rusların isteğine uyan 70 bin Kafkasyalı Kuban havsasına yerleştirilmeyi kabul ederken 250 bin kişi Osmanlı topraklarına hicreti tercih etmiş ve 1858-1865 yılları arasında 493 bin Kuzey Kafkasyalı Osmanlı topraklarına göç etmiştir.
Bu yıllarda oluşan göçün somut bir örneğini anlatmakta olan 19 Mayıs 1864 tarihli St. Petersburg Jurnali gazetesinde yayınlanan bir belge yazı, Kafkasya'da son direniş güçlerinin ve sivil halkın adım adım "temizlenerek" ülkenin kesin olarak ele geçirilişini "müjdelemekte" ve bu yönüyle Kafkasyalıların anayurtlarını Ruslar istemediği halde "Osmanlı propagandasına kanarak" "din adamlarının kandırmacalarıyla" ve "kendi istekleriyle" bırakıp gittiklerini aradan yüzyıl geçktikten sonra "keşfedip" yaymaya çalışanlara birinci elden bir cevap olmaktadır. Bu yazıda şu hususlar yer almaktadır: "Bölgeyi işgal eden Rus-Kossaklar tarafından sıkıştırılan ve Rus birlikleri tarafından Abazalar, imkânsızlık içinde 1864 yılı Şubatında aileleri ve taşınabilir malları ile birlikte ya Kuban boyunda kendilerine gösterilen noktalar yerleşmek veya Anadolu'ya göçetmek üzere son kişilerine varıncaya kadar yurtlarını terketmişlerdi. 6-16 Mart 1864 arasında Tümgeneral Heyman'ın komutasındaki Çarlık Rus Ordularının icra ettiği temizleme harekâtı bölgedeki Sapsığların tamamen Osmanlı topraklarına göç etmesini sağladı. İlerlemeye devam eder Tümgeneral Heyman'ın Vubıh boyunu 19 Mart 1864'te yenilgiye uğratmasıyla Vubıhlar ve diğer Kafkasyalı boylar bağımsızlık konusundaki bütün ümitlerini kaybetmişlerdi. Büyük çoğunluğu Anadolu'ya göç etmeyi düşünmeye başlayıp Karadeniz kıyısında kamplar halinde toplanmaya koyulurken Karadeniz kıyılarına yakın yerlerde oturan bir kaç yüz aile gelen gemileri kiralayıp hemen yola çıkmışlardır. Mart 1864'te toplam 80.000 kişi Karadeniz kenarında Osmanlı Devleti'ne gitmek üzere Anapa ve Novorosisk'de gemi beklemekteydi. Karşı gelen boyların en inatçılarının direnmeleri böylece kırılmış oluyordu." Özetmeyerek sunulan bir Rus yazara ait bu satırlar göç olayına oldukça açıklık getirecek niteliktedir.
Rusya'nın Osmanlı Devleti'ne karşı panslavist ve dinî motivasyonlu politikasının zirve noktası olarak kabul edilen 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'na kadar belirli bir tempoda aralıksız süren Kafkasya'dan göç hareketi bu tarihte yeni bir hız kazanmıştır. Bu savaşta Kafkasya Cephesi'nde daha önceki yıllarda Anadolu'ya göçeden Kafkasyalılardan Trabzon'a yerleşmiş olan 18 bin Kafkasyalı genç Osmanlı Ordusu bünyesinde yeralmış ve savaş sürerken aynı vilayetten 3 bin gönüllü Kafkasyalı daha orduya katılmıştır. Yine bu esnada Kuzey Kafkasya ve Dağıstan'da aynı zamanda başlayan ayaklanma ve isyanlar Rus birliklerini zorlamış ve ancak bir kaç Rus tümeninin sevkedilmesiyle kontrol altına alınabilmiştir.
93 Harbi devam ederken 1877 Mayısında Osmanlı Devleti Kafkasyalı göçmen birliklerinden oluşan yaklaşık 4 bin kişilik bir kuvveti Suhum yakınlarında karaya çıkararak Kafkasya'dan Rusya'yı vurmak istedi. Bu sırada İmam Şamil'in naiblerinden olan Abdurrahman etrafında oluşan mahallî direnişçilerin yürüttüğü çalışmalarla 9 Mayıs 1877'de Dağıstan'da ve 12 Mayıs 1877'de Kuban bölgesinde çıkan isyanlar yardım alamadığı için bastırıldı.
Savaşta Osmanlı Devleti'nin yenilmesinden sonra Anadolu'daki göçmen Kakfasyalıların yaptıklarının ve Kafkasya'daki isyanların hesabını sorarcasına Kafkasya'ya yönelen ve bütün güçleriyle yüklenen Ruslar, henüz anayurtlarını terketmemiş olan Kafkasyalılara karşı bir ezme harekâtına başlamışlar ve bunun sonucunda yeni ve büyütk bir göç dalgası ortaya çıkmıştır.
1877-1878 Osmanlı-Rus savaşından sonra yapılan müzakereler daha önce Anadolu'ya göç eden Kakfkasyalıların kendillerine karşı olan husumetini çok iyi anlayan Ruslar, biraz da sürekli olarak kendilerini uğraştıran Kafkasya meselesinin çözümünü kolaylaştırmak maksadıyla Osmanlı Devleti'nden yapılacak göç anlaşmasının Kafkasya'nın bütün müslüman nüfusunu kapsayan bir genişlikte olmasını talep etmişlerdir. Daha önce 1860'ta Osmanlı İdaresi göç anlaşmasının sınırlı sayıda Kafkas kabilesi ve açıkçü Türkçe konuşan bazı Kafkasyalı ve Dağıstanlı boylarla sınırlı olmasını istemiş, ancak Ruslar bunu kabul etmemişlerdi. Bu durumda Rusların göçü engellemesi gibi bir sonuç ortaya çıkınca Osmanlı Devleti göç üzerinde hiç bir kısıtlama ve belirli gruplarla sınırlama yapılmaması hususunda Ruslarla yeniden anlaşmak zorunda kalmıştır.
Son
Menüye Dön