Göçlerin sosyal sonuçları

93 Harbi diye bilinen 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşında Osmanlı Devleti'nin bozguna uğramasından sonra 13 Haziran 1878'de görüşmelerine başlanan Berlin Andlaşması ile Romanya, Sırbistan, Karadağ, Bulgaristan, Bosna Hersek, Batı Trakya'dan oluşan 237.298 km2'lik Avrupa toprağını ve bu topraklarda yaşayan 8.200.000 kişilik nüfusunu kaybeden Osmanlı devleti çok büyük maddî kayıplara uğramış bulunuyordu. Müslümanlar ise hem savaş esnasında cephede, hem de Balkanlar'da Bulgarların başını çektiği katliamlar sonucu cephe gerisinde önemli nüfus kayıplarına uğradılar. Balkanlarda kaybedilen topraklardan Anadolu'ya büyük göç kafileleri oluştu. Diğer taraftan Kafkasya'ya yönelerek Kafkasyalıları Osmanlı topraklarına göçe zorlayan Rusların baskıları sonunda Kafkasya'dan göç de hız kazandı. Büyük nüfus değişikliklerinin olduğu bu acılı yıllardan sonra yapılan ilk nüfus sayımı olan 1881-1882 nüfus sayımında Osmanlı devletinin hakimiyetindeki topraklarda ve özerkleştirilmiş Mısır, Suriye gibi bölgelerde toplam 39.109.601 kişinin bulunduğu anlaşılmıştır. Bu nüfus içinde Anadolu'da yaşayan Müslümanlar 9.678.798 kişilik bir grup oluşturuyorlardı. Sayım yılı olan 1881-1882'ye kadar Anadolu'ya yerleştirilen göçmenlerin sayısına ilişkin olarak verdiğimiz rakamlar incelenecek olursa Anadolu'daki Müslümanlar arasında göçmenlerin en azından %20-25'lik bir oranı temsil ettiği anlaşılacaktır. 1867 sayımının Anadolu Müslümanlarına ilişkin rakamları ile 1881-1882 sayımı sonuçları karşılaştırıldığında görülen kitle çapındaki Müslüman iskânına rağmen ortaya çıkmış olan nüfus azalması Osmanlı-Rus savaşlarının ve savaş yıllarının ekonomik yıkımının bir sonucu olarak yorumlanmalıdır. Ayrıca ortaya çıkan salgınların rolü de gözden uzak tutulmamalıdır.

1893 yılı Osmanlı nüfusu 27.208.683 kişiydi ve bunların 21.507.304'ünü aralarında Kosova, Manastır, Girit, Yanya, İşkodra, Suriye, Beyrut, Musul, Kerkük, Bağdat, Basra, Hicaz, Kudüs ve Yemen'de yaşayan Müslümanların da bulunduğu Osmanlı Müslümanları ve geri kalan 5.701.379'unu da gayrimüslimler teşkil ediyordu. Daha önceki nüfus sayımlarına göre gayrimüslim sayısında görülen azalma, Osmanlı'dan kaparılan topraklardaki gayrimüslim çoğunluğun nüfus sayımına tabii olarak iştirak etmemesinin sonucudur. 1893'te Anadolu müslümanlarının sayısı 10.085.680'e ulaşmış bulunuyordu. Osmanlı devletinin geri kalan müslümanlarını ise genellikle Arap ülkelerindeki Müslümanlar teşkil ediyordu ve onlar arasında da bir Kısım Kafkasyalı bulunduğunu biliyoruz.

20. yüzyılın başlarına kadar süren Anadolu merkezli Osmanlı topraklarına göçler, demografik tesirleri oluştururken sosyal yapıyı da değiştiriyordu. 1905-1906'da yapılan nüfus sayımında Kırım, Kafkasya ve Balkanlardan göçeden Müslümanlar, yeni yerleştirildikleri bölgelerde tutunmuş durumda bulunuyorlardı. 93 Harbinden sonraki II. Abdülhamit döneminin nisbeten huzurlu ortamında ekonomik yönden güçlenmeye ve nüfus olark da yeni vatanlarında artmaya başlamışlardı. 1905-1906 nüfus sayımında Osmanlı nüfusu 15.508.753 Müslüman ve 5.375.877'si gayrimüslim olan 20.884.630 kişiden oluşuyordu. Bu nüfus sayımında Anadolu Müslümanları göçler ve nüfus artışının ortaklaşa sağladığı bir artışla 11.413.206'ya ulaşmıştı.

Trablusgarb'taki Osmanlı-İtalyan savaşında Osmanlı devletinin yıpranmasını fırsat bilen Balkan devletlerinin (Bulgaristan, Yunanistan, Sırbistan ve Karadağ) saldırısıyla başlayan 1912-1913 Balkan savaşı sonunda 30 Mayıs 1913'te imzaladığı Londra Antlaşması ile Osmanlı devleti Balkanlardan hemen hemen tamamen çekilmiş oluyordu. Selanik, Manastır, Kosova, Üsküp, İşkodra, Yanya, Girit ve Ege adalarını kaybeden Osmanlı devleti 167.312 km2'lik bir toprakla beraber 6.581.000 kişilik de nufus kaybına uğruyordu. Balkan savaşı sonrasında ve I. Dünya savaşından hemen önceki günlerde yapılan Osmanlı nüfus tespiti, yüzyıldan uzun bir süre devam eden göç hareketinin de hemen hemen sona erdiği günlerde oluşuyla yorumlanmaya uygun verileri ihtiva etmektedir. Bu nüfus tespitinde Balkanlarda kaybedilen eyaletler yanında Osmanlı devletinden fiilen ayrılmış olan Hicaz, Yemen, Bağdat, Basra gibi Ortadoğu bölgelerindeki Müslümanlar ve bunlar arasındaki Kafkasyalılar da dikkate alınmamıştır.

Hemen hemen bugünkü Türkiye sınırlarına çekilmiş olan Osmanlı devletinin 1914'teki nüfusu 15.044.844 Müslüman ve 3.475.170 gayrimüslimden oluşan 18.520.016 kişiden ibaretti. Bu yıllarda henüz osmanlı devletinden ayrılmamış olan Kudüs, Beyrut, Halep, Suriye gibi yerlerdeki 2.348.0300 kişilik Müslüman nüfus çıkarıldığı taktirde Osmanlı devleti nüfusunun Anadolu'daki Müslümanlardan ibaret bölümü 12.696.816 kişi olarak ortaya çıkmaktadır. Anadolu'ya göçler ile ilgili bütün ilmî yayınlarda ortak kabul edilen Kırım, Kafkasya ve Balkan göçmenlerini içine alan 5 milyon sayısıyla Anadolu'nun Müslüman nüfusu karşılaştırıldığında Anadolu'nun 1914'teki Müslüman nüfusunun yaklaşık %40 gibi yüksek bir oranını Osmanlı topraklarına göç etmiş Müslümanların oluşturduğu söylenebilir.

Son

Menüye dön