Osmanlı İle İrtibat
Rus Çarları ile otuz beş senedir başı göklerde çarpışan ve hiçbir devletten yardım görmediği halde tam iki yüz kırk bin kişilik muazzam bir Rus ordusunu karşısında zaptedip tutan Şâmil, Sultan Mecid'e gönderdiği mektubunda Osmanlı ordusundan sadece Gürcistan'ı işgal etmesini beklediğini bildirmişti. Üsa tarafı Allah kerimdir, diyordu. Daima birkaç misli üstün Rus kuvvetlerine karşı harbetmeğe mecbur kalmış olan ve bütün bu ezici sayı üstünlüğüne rağmen sırf şaşırtıcı manevralar ile pek çok muharebelerden galip ve muzaffer çıkmanın sırrını bilen Şâmil, Osmanlı padişahına ordularına Gürcistan'ı derhal işgal ettirmesi hususunda yaptığı mühim teklifte de tamamile haklı ve isabetli idi.
Yazık ki Kars müstahkem mevkiinde büyük Türk kuvvetleri yığılmış bulunması ve bu kuvvetlerin ilk hamlede Gürcistan'ın bir başından girip öteki başından çıkması tamamile mümkün bulunduğu halde İstanbul hükümeti ile Karadeniz'deki müttefik İngiliz ve Fransız donanmaları amiralleri, Şâmilin malik olduğu büyük strateji ve gerilla taktik savaş kabiliyetini görememişler, Şamilin dehasını bir türlü anlayamamışlardı.. Bu müthiş gaflet kâfi gelmiyormuş gibi yukarıda işaret ettiğimiz gibi Abdülmecid sarayında ve bilhassa Reşid ve Ali Paşaların kafasında çok tehlikeli ve düşman hesabına çok faydalı bir Şâmil husumeti değilse bile Şâmile karşı pek garip bir ihtiyat, tereddüt ve şüphe yer almış bulunuyordu.
Bu yüzdendir ki, harbin ilânı ile birlikte kuvvetli bir Türk ordusunun derhal Gürcistan'a saldırması ve buradaki zayıf Rus kuvvetlerini önüne katarak şimalî Kafkasya'nın muhabbetli ve hasretzede kolları arasında mübarek bir zafer rüzgârı gibi Terek ve Kuban nehirlerini aşıp Rusya'yı Kafkasya'dan tamamiyle tecrit etmek ve Karadeniz'i bir Türk gölü haline getirmek hususundaki büyük ve emsalsiz fırsata göz yumulmuştu.
Osmanlı ordusunun Ahmed Paşa kumandasındaki yirmi parça büyük muharebe kalyon ve firkateyn'inden mürekkep kudretli donanması ile bu donanmayı destekliyen Hasan Paşa kumandasındaki hatırı sayılır Mısır donanması, güya Kafkasya'nın Abhaz kabilelerinin sakin bulundukları sahilleri zapdetmek ve Sohun kaleyi denizden tahrip ve işgal etmek üzere Karadeniz'in ortasında günlerce beyhude yere vakit kaybetmişler ve hedeflerine sokulmak hususunda Müttefik İngiliz ve Fransız amirallerinin keyiflerine yerlerine gelsin diye boş yere bir ümitle bekleyip durmuşlardı.
Bütün bu kararsızlıklardan Rusların Kafkasya'daki orduları, azami derecede istifade etmişler ve bilhassa gerek Türk orduları gerekse Şâmil kuvvetleri tarafından her an bir taarruza uğraması mümkün ve muhakkak görünen Gürcistan'ı lâyıkı ile takviye etmişlerdi.
Halbuki serdar Abdi Paşa gibi meşhur bir müşir, bu esnada kırk bin kişilik mühim bir ordunun başında bulunuyor. Kars müstahkem mevkiinde çadırlı ordugah kuran bu ordu güya sulh ve hazar zamanında imiş gibi hâdiseleri uzaktan seyrediyordu. Osmanlı ordusunun derhal harekete geçerek Gürcistan'a gireceğine hiç şüphe etmiyen Şâmil, bu kurtarıcı ordu ile bir an evvel kucaklaşmak ve irtibat tesis etmek üzere Rusların Gürcistan'da en mühim askeri merkezi ve Kafkasya ordularının da başkumandanlık karargâhı olan Tiflis istikametinde çok süratli ve şiddetli bir taarruza geçti.
Maksadını düşmandan son dakikaya kadar gizlemekte şaşırtıcı bir kabiliyet sahibi olan Şamil, Türk ordusunun Gürcistan üzerine teveccüh edeceğini muhakkak saydığı büyük hamleyi seyretmek maksadile Tiflis ise büyük kuvvetlerle taarruz ederken Kafkasya'nın muhtelif istikametlerine birbiri üstüne mühim nümayiş taaruzları tertip etmişti. Naip Nur Muhammed bu esnada Gürcistanla Şimalî Kafkasya'yı birbirinden ayıran meşhur Daryal boğazını kesmeye memur edildiği gibi, Hacı Murad, Kabet Muhammed, Hitinav Mura gibi Şamilin büyük kafalı ve müthiş pençeli zafer kartalları da Terek nehri üstündeki Kabartay ve Asetin kabileleri arasına saldırmışlardı. Şamil bu hareketleri ile hem nerde ise Gürcistanı çiğneyip Kafkasya'ya inecek olan Türk ordusunun taarruz istikametini düşmandan gizlemek hem de bu ordu yetişinceye kadar zemini hazırlamak istiyordu.
Fakat kendi cürmünün en az on misli düşman kuvvetine karşı üç cephede birden taarruza geçmek gibi harikulâde bir cüret gösteren Şamil, bu muazzam kuvvetleri tamamiyle üzerine çektikten sonra çok derin bir hayal sükûtuna uğramış ve Abdi Paşa ordusunun hâlâ yerinden kımıldamadığını görmüştü. Abdi Paşa ordusunun tam zamanında taarruza geçip Şâmil'in üç cephede taarruz halinde bulunan kuvvetleri ile bir an evvel irtibat tesis etmek hususunda gösterdiği tamir kabul etmez hatâ ve tereddüt yüzünden Kabartay ve Asetin kabileleri Şamil'den yüz çevirmişler ve o havaliye yetişip kuvvetini göstermek hususunda çok süratli hareket eden Rus generali Fraytag'a bel bağlamışlardı.
Şâmil'i rica ve minnetlerle memleketlerine davet edip Rus boyunduruğundan kendilerinin de kurtarılmasını isteyen Kabartaylılar'nı , büyük bir cüret ve fedâkarlıkla Rus ordularının arasından sıyrılarak ve Terek nehrini geçerek oralara kadar hızır gibi yetiştiği halde sözlerinden dönmelerinin mühim sebeplerinden birini o sıralarda Dağıstan'daki bir kısım Avar ve Kumuk Hanlarının ve meşhur Danyal sultanının Ruslardan ayrılarak Şâmil'in emri ve bayrağı altına girmeleri teşkil ediyordu. Çünkü bir nev'i prenslik iddiasında bulunan Kabartay Beyleri bu vaziyetten pek kuşkulanmışlar ve kendilerinin Şâmil'in hüküm ve nüfuzu altına girmeğe mecbur bırakılacaklarından korkmuşlardı.
Fakat Kabartay ve Asetin kabileleri tarafından Şâmil'e karşı alınan bu fena vaziyetin en mühim sebebi muhakkak ki pek büyük ve üstün miktarda Rus kuvvetlerinin teşebbüsü derhal ele almaları ve Terek nehri ile Daryal boğazı gibi en mühim stratejik mevkileri pek sağlam bir surette işgal etmeleri keyfiyeti idi.
Beş tanesi makineli gemi dedikleri ve o zamanın en yeni medeniyet icatlarından sayılan yandan çarklı ve buharlı gemiler olmak üzere yirmi parçadan ibaret kuvvetli bir Osmanlı donanması ile, yine buna yakın bir deniz harb teşekkülü olan mükemmel Mısır donanması Kafkasya'ya bir an evvel kavuşmak ve yüklettikleri harb malzemesi ile külliyetli ihraç kuvvetlerini gözleri engin ufuklarda kurtuluş müjdeleri bekleyen bu susamış hürriyet ve istiklâl âşıklarına yetiştirmek için çırpınıp dururken müttefik İngiliz ve Fransız donanmaları başkumandanı Vis amiral J.V. Dundas bu kurtarıcı donanmaya Kafkasya'yı haram etmişti.
Nihayet sabır ve tahammülü tükenen Karadeniz'deki Osmanlı donanması kumandanı Ahmed Paşa , makineli ve süratli gemilerden Feyzibâri isimli vapura Türk donanması hizmetinde bulunan amiral rütbesinde bir İngiliz Paşasını bindirerek başamiralin yanına gönderdi.
Son
Menüye Dön