İmparatorluklar Oyun Sahasında

Hacı Murad atının üzerinde mütemadiyen düşünüyor, dalgın ve sakin biz halde yürüyüşe devam ediyordu. Bu sakin kartalın bir yıldırım süratiyle kılıcını sıyırmasıyla evvela sağ tarafındaki Kazağı, onun arkasından sol tarafındakini cansız yere sermesi bir olmuştu.

Bu mühim anda Hacı Murad, bir lâhza için olsun başını çevirip de arkasından gelen arkadaşlarının hallerini görseydi, o anda hepsinin birer Hacı Murad kesildiğini görüp göğsünün iftiharlar kabaracığına şüphe yoktu. Çünkü bu kadar süratli ve âhenkli bir kılıç sallayışa Rus ordusu ömründe bir kere şahit olmamıştı. On iki Dağlı, dişlerine kadar silahlanmış yirmi dört Kazaktan yirmi üçünün gözlerini açıp kapayıncaya kadar canlarını cehenneme göndermişler ve atlarını vatanın hür ve mukaddes topraklarına doğru kanatlandırmışlardı. Bu şahane ölüm darbesi olanca şiddet ve suratiyle tam vaktinde ve tam yerine indirilmişti. Yazık ki mel'un bir tesadüf, en geriden gelen Avar süvarisinin kılıcından nasılsa kendini kurtarmaya muvaffak bir tek Kazak muhafızını atını çatlatırcasına kaçarak doğruca kaleye yetişmiş ve müfrezenin başına kaçarak doğruca kaleye yetişmiş ve müfrezenin başına gelenleri haber vermişti.

Hacı Murad'ın muhafaza ve hizmetine memur olan yüzbaşı Buşkeyef bu müthiş vakayı haber alınca beyninden vurulmuşa dönmüş ve ne yapacağını şaşırmıştı. Hacı Murad'ı takibe kalksa artık iş işten geçmiş ve bu dağları ve ormanları karış karış bilen ve ele geçmesine imkân olmıyan kartal sürüsü en kısa yollardan hedeflerine varmışlardı bile. General Vorontsof Hacı Muratın kaçışını endişeler ederken, Grozni uzaklarında hiç beklenmedik yeni bir olay bu uğursuz başkumandanın sallanan şöhret ve mevkiini kurtarıyordu.

Bu olay şöyle idi; Hacı Muradla arkadaşları, muhafızların işlerini bitirip atlarını dolu dizgin sürünce dağ yolundaki bütün boğazların Rus kıtaları tarafından sıkı bir surette muhafaza altında tutulduğunu bilen Hacı Murad ova yolunu tutmuştu. 1850 senesinde Babaratmınskaya'ya karşı yaptığı meşhur bir taarruzundan zafer ve ganimet hamuleleriyle dönerken de Hacı Murad bu yolu takip etmişti.

Hacı Murad hesabında yanılmamış ve ova yolunu tutmakla kendisine en tehlikesiz ve kontrolsüz bir firar yolu intihap etmişti. En küçük fırsatlardan en azami şekilde istifade etmesini bilen ve çok zamanlar Rus ordularının içine dalıp bunu kanamadan çıkan bu emsalsiz Gerilla üstadı bu fırsattan da büyük miktarda istifade etmiş ve hiç durup dinlenmeden Rus işgali ve nüfuz mıntıkası ile Şâmil'in hükmettiği hür toprakların hududuna kadar yaklaşmıştı. Hacı murat ve adamları Tam yolları üzerinde uzayıp giden pirinç tarlalarına mecburen daldılar.

Pirinç tarlaları haftalardanberi baştan başa su altında idi. Topraklar cıvık cıvık ve tutkal gibi bir bataklık halini almıştı. Hayvanlar bu bataklığı sökmeğe çalıştıkça içeri gömülüyor ve çamurlar boğazlarına kadar çıkıyordu. Efsaneleşen on iki kahraman atlı, bu korkunç çamurun içinde en son gayretile çırpınırken Nuha'daki Rus garnizonu komutanı albay Korganof, kuvvetli ve seçme bir Kazak süvari müfrezesinin başında çoktan yola çıkmış ve Hacı Murad'ın izine düşmüş bulunuyordu. Kazak Süvarileri Hacı Murad'ın bu en ümitsiz ve perişan dakikasında, bu on iki kahramanın üzerine aç kurt sürüleri gibi saldırmışlardı.

Hacı Murat ve adamları etraflarının sarıldığını kurtuluş umudunun olmadığını anlayınca atlarını bir araya getirerek onların hayat damarların kesip üst üste koyarak kendilerine bir sütre yaptılar. Ve küçük bir kale gibi bu at yığınında savunmaya geçtiler. Cephanelerini son derece idareli sarfeden ve son atımlarını en son dakikaya saklayan Büyük Turan milletinin bu Avar boyu kahramanları , bu hücum dalgası tam ayaklarının ucuna gelinceye kadar tetikte, gözleri düşmanın gözlerinde nefes bile almıyarak beklediler. On iki ölüm eri on iki ölüm meleğine dönüştü . Yüzlerce kazak askerini yere serdikten sonra On iki yiğit adam kazak süngüleri ile param parça edilerek şehit edildiler. Hacı Murad'ın ölüsü, Nuha'ya getirildiği zaman buradaki mühim Rus garnizonu düğün evine dönmüştü.

Nuha garnizon kumandanı albay Korganof kendisini bir numaralı kahraman saydığı bu hâdisenin doğruluğunu isbat etmek için Hacı Murad'ın muhteşem başın büyük bir tantana ve nümayişle Tiflis'e götürüp başkumandana bizzat takdim etmekte gecikmedi. Prens Vorontsof, gelişi güzel bir insan başı olmadığına kendisi de müthiş tecrübelere kanaat getirmiş olduğu bu harikulâde başı o zamanki Rus başkenti Sen Petersburg'a (Leningrad) göndererek, hem Çar Birinci Nikola'nın merakını tatmin etti, hem de zamanın en büyük operatörü olan Pirogof'a yepyeni bir mevzu olarak armağan eyledi.

Bu hadiseyi ele alan İngiliz ve Alman tarihçileri çok haklı olarak şöyle yazdılar.

"Eğer şecaat ve kahramanlığın merkezi herkesin inandığı gibi yürek ise, göğsünde en müthiş arslan yüreğini taşıyan Hacı Murad 'ın başını Petersburg'a göndermekten ise o muhteşem insan yüreğini göndermek daha doğru olurdu." demektedirler. Hacı Murad'ın Rus Başkumandanlığı tarafından Tiflis'ten sonra gönderdiği Grogni kalesinde genç bir topçu mülâzimi olarak bulunmuş olan büyük Rus edibi Tolstoy, Kafkasya'ya ait en kıymetli romanlarından birini bu kahramana tahsis etmiş ve o nefis esere "Hacı Murad" adını vermişti. Bu arada kimseye sezdirmeden Hacı Murat ın yolunu gözleyen Şeyh Şamil çevresinde kendine yakın naiplerine -Hacı Murad nerede kaldı? diye endişeye düştüğü anlaşılmaktadır.

Biz Hacı Murad'ın Şamil tarafından tertip edilen bir harp hilesi neticesinde ve sırf imamın direktifine tâbi olarak Ruslara iltica ettiğine inanıyoruz. Bütün Rus ve ecnebi tarihleri bunun tamamile aksine kanidir. Esrarını henüz muhafaza etmekte olan bu çözülmemiş düğümü olduğu yerde bırakarak Hacı Murad konusuna nihayet veriyoruz.

Kafkas orduları başkumandanı ve Kafkasya umumi valisi prens Vorontsof'un dediği gibi Hacı Murad 1852 senesi nisanının 24.üncü günü: "Nasıl yaşadı ise cesaret ve cüretin son haddine kadar ulaşarak şan ve şerefle öldü. Hudutsuz ihtirası ile emsalsiz cesareti birbirine eş ve her ikisi de nihayetsizdi.

Son

Menüye Dön