Tatarlar Kimdir ?

On üçüncü yüzyılda Çin'in çok büyük bir bölümü, Türkistan, İran, Irak, Suriye, Anadolu, bugünkü Rusya, Kafkasya, Kırım, Ukrayna, Polonya, Tatarlar (Moğollar) tarafından zapt edildi. Bu Tatar hakimiyeti altında yaşayan milletler de Tatar (Moğol) sülâlesinden hanedanların idaresinde yaşadıkları için " Tatar " diye anıldılar. Böylece, on dördüncü yüzyıldan başlayarak "Tatar" kelimesi, kavmî, etnik, soyla ilgili bir söz değil, teba'iyyeti (uyrukluğu), bir nevi vatandaşlığı ifade eden bir deyim haline geldi. Yani, artık " Tatar " sözü, etnik (kavmî) değil, siyasî bir anlam ve içerik kazandı. Türk ülkeleri dışındakiler zamanla Tatar (Moğol) hakimiyetinden çıktı. Hazar Denizi ve Karadeniz'in kuzeyindeki bölgelerde yaşayan Türk topluluklarında Tatar siyasî ismi devam etti. Cengiz Han'ın diğer oğlu Cuci'nin oğlu Batu Han'ın hükümdarlığında, Karadeniz ve Hazar Denizi'nin kuzeyinde, Arapların ve Avrupalıların "Altın Orda" (Altınordu) (Rusçası Zolotaycı Orda) dedikleri "Gök Orda" devleti ortaya çıktı.

Batu'nun kardeşi Burka Müslüman oldu, 1255 yılında Gök Orda Han'ı olunca Müslümanlığını ilân etti. Bereke adını alan bu zat, Altın Orda'nın ilk Müslüman hanıdır. Bereke Han, Anadolu Selçuklu hanedanından bir hanımla evlendi. Bu evlilikten doğan oğlu İzzeddin'e, Solhat ve Sudak şehirleriyle yörelerini verdi. İzzeddin ve annesi, binlerce Müslüman Türkü Anadolu'dan Kırım'a getirip yerleştirdiler.

İslâm Gök Orda hızla yayıldı ve çok sağlam bir şekilde yerleşti, kök saldı. Gök Orda'da (Altın Orda'da) hanedan Cengız Han soyundandı, fakat " Türk unsuru o kadar kuvvetliydi ki on dördüncü yüzyıl başlarında Altın Orda bu unsurun tesirine direnemedi ve bir Türk Devleti haline geldi ".

Gök Orda Hanı Toktamış 1396'da Timur'a yenilince, bu hanlık parçalandı; toprakları üzerinde Kazan, Kırım, Astrahan ve Kasım Hanlıkları kuruldu. Bu hanlıkların sadece hanları ve yüksek kademedeki idarecileri gerçek Tatar, yani Moğol idiler, fakat, idare edilenlere de hükümdarlarından dolayı Tatar denildi: Türkistan'daki Türklere, başlarındaki Özbek Han'dan dolayı " Özbek " denmesi, son Gök Orda (Altın Orda) Hanı Toktamış'a karşı ayaklanıp onunla savaşan tümen (10.000 atlı) beyi Nogay'ın buyruğu altındakilere ve onların günümüze kadar gelen torunlarına "Nogay" adı verilmesi, Osmanlı idaresindekilere "Osmanlı" denilmesi gibi.

Zamanla hanlar ve yöneticiler de Türkleştiler. Meselâ, Kırım'ın ünlü kahramanı, XVI. yüzyılda yaşamış olan Bora Gazi Geray Han, Türkçe söyleyen birinci sınıf bir şair ve klasik Türk musikisinde çok usta bir bestekârdır. Nitekim, Çarlık Rusyasının son yıllarında milliyet prensibi ön plâna çıkınca, Rusya'daki halklar kendilerine " Türk " mü yoksa " Tatar " mı denmesi gerektiğini tartıştılar.

Günümüzde, Rusya Federasyonu içinde, başkenti Kazan şehri olan Tataristan vardır. Bu ülkede, halkın yarıdan biraz fazlası Müslüman, yarıya yakını da Rustur. Müslümanlar, Türkçenin kuzey lehçesini konuşurlar, ataları, İbn Fadlan'ın bahsettiği, 922 yılında (Anadolu'nun Müslüman hakimiyetine girmeğe, Türkleşmeğe başlamasından 150 yıl önce) resmen İslâm'a girmiş olan İtil (Volga) Bulgarlarıdır.

Arapça kaynaklarda Saqâlibe (tekili: Saqlab) lafıyla anılan İdil Bulgarlarının isteği üzerine Abbasî Halifesi oraya, İslâm'ı öğretecek, cami ve minber yapacak kimseler gönderdi. Giden heyette bulunan İbn Fadlan, bu sefer sırasında gördüklerini yazmıştır. (Bulgarların öteki dalı, Karadeniz'in kuzeyinden geçerek Balkanlara inenleri, 863 yılında Hristiyanlığa girip Slavlaştılar; Bulgaristan'dakiler bunlardır.)

Devamı Var

İleri