Şah İsmail Şeyhlikten Şahlığa Doğru Yürüyor

Selefleri gibi Alâüddevle Beğ'in hakimiyetinde de Maraş, Elbistan ve Harput bölgelerinden başka Pınarbaşı yöresi ve daha mühim olarak da bugünkü Yozgat vilayeti ile şimdi Sivas ve Kayseri'ye bağlı bazı yörelerden meydana gelen geniş Boz Ok bölgesi bulunuyordu. Kara Tatarlar'dan dolayı gecikmiş olan yerleşik hayatın ilk adımları onun ve oğlu Şah Ruh Beğ'in gayretleri ile Boz Ok'ta anlatılmıştı. Bu böyle olmakla beraber İsmail'in yanına gidenlerin çoğunluğunun Boz Ok'tan olduğu görülüyor. Sonraki göçler de yine daha ziyade buradan yapılmıştır.

Kendilerini bundan sonra Kızılbaş olarak da zikredeceğimiz Anadolulu Safevî müridlerinin Erzincan'da şeyhlerinin etrafında toplanmaları neticesinde daha önce işaret edildiği gibi baş ile gövde birleşmişti. Artık harekete geçilebilirdi.

İsmail 1501 yılının başlarında (Temmuz-Ağustos 1501 = Koyun yılı), Erzincan'dan ayrıldı. Buyruğunda takriben yedi bin kişilik bir kuvvet vardı. Hedef, Şirvan ülkesi idi. Böylece, İsmail, hem baba ve dedesinin öcünü alacak, hem de zengin Şirvan ülkesinden elde edeceği ganimet ile yoksul müridlerini besleyecek ve donatacak idi. Esasen tecrübe göstermişti ki, Şirvan Şah ordusunun çekinilecek bir tarafı da yoktu. Dönüşte Pasin ovasına gelindiğinde Hadim Beğ kumandasında Gürcistan'a bir kuvvet gönderilerek bazı yerler yağmalandı. Şureğil yöresinde bir kalenin sahibi olup evvelce Bayburdlu Karaca İlyas ile yanındakilerin eşyalarını yağmalamış olan Menteş adlı bir emir tedip edildikten sonra ünlü Koyun Ölümü geçidinden Kür ırmağı geçilip Şirvan'a girildi.

Şirvan Şah Ferruh Yesar, İsmail'in, müridleri üzerine yürüdüğünü haber alınca askerini topladı. Şirvan ordusu 20.000 atlı ve takriben 6.000 yaya olup silah ve teçhizatı da mükemmeldi. Kızılbaş askerinin üstün tarafı ise maneviyatlarının son derecede kuvvetli olması idi. Şeyhlerini Allah telakki eden bu adamlar ölüme sevinçle gidiyorlardı. Gülistan ve Baykurd kaleleri yakınında Cebanî denilen yerde yapılan savaşta Şirvan ordusu ağır bir mağlubiyete uğdadı. Ferruh Yesar kaçmaya çalışırken kendisini tanımayan bir Kızılbaş askeri tarafından öldürüldü. Sonra teşhis edilip cesedi yakıldı. Savaştan sonra Kızılbaş askeri bir ağaçın altına toplu bir halde koymuş oldukları çıkın ve heybelerini, hiç biri kaybolmaksızın kolayca bulabildiler.

İsmail kazandığı bu ilk zaferden sonra Şemahî'ye girdi. Şirvan askerinin mühim bir kısmının Ferruh Yesar'ın oğlu Şeyh şah (asıl adı Şeyh İbrahim) ile birlikte deniz kıyısındaki Şehr-i Nev'de olduğunu öğrenen İsmail, Taliş Hadim Beğ kumandasında bir miktar asker gönderdi ve kendisi de oraya yöneldi. Şeyh Şah, bir gemiye binerek Gilan'a kaçtı, askerleri de dağıldılar. İsmail, kışlamak üzere Kür'ün ağzına yakın yerdeki Mahmut Abat'a gitti. Buradan Ustacalu Muhammed Beğ ile Hınuslu Aygud Oğlu İlyas Beğ'i Bakü'nün fethine gönderdi. Bunlar vazifelerini başarı ile yerine getirdiler. İsmail kışı geçirmekte iken (906=1500-1501 kışı) Tebriz'den Emir Zekeriyya geldi. İsmail ona Kilid-i Azerbaycan lakabını vererek kendine vezir edindi. Emir Zekeriyya Tebriz'in meşhur Muhammed-i Keçeci ailesinden olup uzun müddet Ak-Koyunlular'a vezirlik yapmıştı. Bahar gelince (906=1501) İsmail kışlaktan çıktı ve Gülistan kalesinin fethine girişti. Bu esnada Ak-Koyunlu Elvend'in üzerine gelmekte olduğunu haber alınca onu karşılamak üzere harekete geçti.

İsmail ve Elvend Nahçivan havalisindeki Şurur mevkiinde karşılaştılar (907=1501 herhalde Temmuz veya Ağustos). Elvend sayıca ve silahça üstün bir durumda olmasına rağmen Safevî şeyhine yenildi. Ak-Koyunlu ordusunun mühim bir kısmı ile en büyük beğlerden çoğu savaş meydanında kaldı. Bu savaşta İsmail'in başlıca emirleri, eski müridlerinden Şamlu Lala Hüseyin Beğ ile Dulkadirli (Zülkadr) Dede Abdal Beğ başta olmak üzere, Ustacalu Muhammed Beğ, Şamlu Abdi (Abidin) Beğ, Bayburdlu Karaca İlyas, Tekelü Saru Ali Beğ, Rumlu Ali Beğ (daha sonraları Div Sultan), Tekelü Helvacı oğlu İlyas Beğ, Zulkadrlu (Dulkadir) Keçel Bey, Karamanlu Bayral Beğ, Kacar Pîrî Beğ, Taliş Hâdim Beğ ve diğerleri idiler. Görülüyor ki, bunlardan ancak son üçü Anadolulu değil idi. Bunlardan da Karamanlu Bayram Beğ, Erzincan'dan dönülürken bir kısım Zülkadr ve Tekelü askerine kumanda ediyordu. Hadim Beğ'den sonra Talişlerden emirler görülmemesi, Hadim Beğ'in devletin kuruluşuna kendi kavminden pek az kimse ile katıldığını ifade eden diğer bir delildir. Karamanlu ve Kacarlar için de aynı şeyi söyleyebiliriz.

Son

Menüye Dön