Şah İsmail İktidara Yürürken

İsmail'in İran'da hakimiyetini sağlam bir şekilde tesis edebilmesi için İki Irak (Irak-ı Acem ve Irak-ı Arab), Fars ve Kirman'ın sahibi olan Ak-Koyunlu Sultan Murad ile de karşılaşması gerekiyordu. Nitekim bu da oldu. İsmail 908 yılında (1503=Tonuz yılı), Hemedan yakınında Alma Kulağı denilen yerde Ak-Koyunlu Murad'a karşı da parlak bir zafer kazandı (24 Zilhicce=21 Haziran). Murad kaçmaya muvaffak oldu ise de beğlerbeğisi ve akrabası Güzel Ahmed, Eslemes ve Ali Beğ gibi büyük emirler ile binlerce asker savaş meydanında kaldı. Bu zafer İsmail'e Acem Irakı ile Fars ve Kirman'ı kazandırdı. Kirman'ı Ustaca Oğlu Muhammed Han'a Fars'ı Zülkadr (Dulkadirli) Keçel Beğ adı ile anılan İlyas'a, Rey'i Aygut Oğlu'na (İlyas-i Hınuslu) verdi. Afşar (Avşar) Mansur Beğ gibi bazı Ak-Koyunlu beğleri İsmail'e itaat ederek Kızılbaş tacını giydiler. Şah İsmail zaferden zafere koşuyor, mukavemet gösterenleri kan ve ateş saçarak mahvediyordu. Bu zamanda bilindiği ve daha önce işaret edildiği gibi İran halkının ekserisi Sünnî idi. Bunlardan İsfahan, Fars, Yezd, Kirman, Rüstemdâr ve sair bölgelerin yerli halkından mukavemete yeltenenler oldu ise de toptan merhametsizce öldürüldüler. Bu suretle İsmail getirdiği Şiî mezhebini zorla Farslara da kabul ettirdi. Kaynakların tetkiki bu hususu şüpheye meydan vermeyecek bir şekilde ortaya koymaktadır. Osmanlı kaynaklarının ifadesi ile Erdebil Oğlu Şah İsmail'in devletini güçlendirebilmesi ve başarılarını devam ettirebilmesi için Türkiye'deki ana müridler topluluğu ile eskisi gibi sıkı bir şekilde münasebetleri sürdürmesi, sayısını çoğaltması ve onların İran'a gelmelerini sağlaması gerekmekte idi. Çünkü kendisi ve taraftarları İran'da henüz sevilmeyen ve hatta nefret edilen müstevli bir yabancı idiler. İsmail kuvvet zoru, şiddet hareketleri ile hüküm sürüyordu. Türkiye'den beslenilmediği takdirde Kızılbaşların bir çok misalleri olduğu gibi kısa bir zaman sonra varlıklarını kaybetmeleri mukadderdi.

Dulkadir oğlu Alâüddevle Beğ'den sonra Osmanlı hükümdarı da tebaasının İran'a gitmesini önleyici tedbirler almıştı. Böyle bir tedbirin alınması zaruret idi. Çünkü giderler ile gitmek isteyenlerin vergileri devlet hizmetinde bulunanlara veya dinî müesseselere tahsis edilmişti. Arkası kesilmeyen göçlerden hizmet erbabı, yani vazifeliler büyük zararlara uğruyor ve bu da devlet için halli güç bir mesele teşkil ediyordu. Şah İsmail, II. Bayezid'e gönderdiği bir mektupta tarikat mensuplarının ziyaretine mani olunmamasını rica edince Bayezid, yukarıda işaret ettiğimiz husustan dolayı mani olunduğu , ziyareti yerine getirdikten sonra geri dönmeye söz verenlere bu yasağın uygulanamayacağı cevabını vermişti. Bu son cümle İsmail'in gönlünü almak için yazılmıştı. Mamafih çıkan olaylar dolayısıyla bu tedbirde de muvaffak olunamamış ve göçler devam etmiştir. İsmail şimdilik Osmanlı hükümdarı ile bir mesele çıkarmak istemiyor ve yazdığı mektuplarda çok saygılı davranıyor ve hatta ona "Baba" diye hitap ediyordu.

Şah İsmail 1508 yılında Alâüddevle Beğ'in üzerine yürüdü. Kemal Paşazade'ye göre bunun sebebi Alâüddevle'nin Şah İsmail'in elçisini "el içinde tazir ve teşhir etmesi"dir. Gerçekten Alâüddevle Beğ, Şah İsmail'in elçisi Ustacalu Oğlan Emet'i Kuzgölü adlı gölde hapsetmişti, Diğer bazı Osmanlı müverrihleri ise Şah İsmail'in güzel kızı Benlü Hatun'u vermemesinden dolayı Dulkadiroğlu'nun üzerine yürüdüğünü yazarlar. Fakat bu izahlar bizi tatmin etmediği için başka sebepler aramak yerindedir. Gerçekten Alâüddevle Beğ, Güneydoğu Anadolu'daki Ak-Koyunlu ülkesini hakimiyeti altına almak gayesi taşıyordu. Bu maksatla Elvend'in (1505-6) yılında ölümü üzerine yanında bulunan Ak-Koyunlu Uğurlu Mehmed'in oğlu Zeynel'i, kendi kardeşi Abdürrezzat, oğulları Ahmed ve Şah Ruh beğler ile birlikte Diyarbakır bölgesine göndermişti. Amid, Mardin ve diğer bazı yerler alınarak Zeynel Amid'de Ak-Koyunlu tahtına çıkarılmıştı. Fakat bu çok sürmemiş, Elvend'in beğlerbeğisi Musullu Emir Beğ, Zeynel ve Dulkadirlileri geri çekilmeye mecbur ederek duruma hakim olmuştu. Buna rağmen Alâüddevle Beğ kendisini metbu tanıması için Emir Beğ'i tazyik ediyordu.

Devamı Var

İleri