Selçuklu İmparatorluğundan sonra Harzem bölgesinde kurulmuş olan Harzemşahlar Devletinin büyük hükümdarı Celaleddin Harzemşahın menkıbeleri, Türk tarihinin çok parlak sayfalarındandır.
Harzemşah hükümdarlarından Alâeddin Mehmet, bütün İranı ve Maveraünnehiri ele geçirmişti. Bu suretle Seyhun Nehrinden Dicle kıyılarına kadar büyük bir imparatorluk kurmuştu.
Fakat bu devirde Moğolistanda Cengiz Han türemişti. Batı Türkelinde en büyük hükümdar ise Alâeddin Mehmetti. Bu Türk hükümdarının şöhretini duyan Cengiz Han, Mahmut Yalvaç adlı bir elçiyi Alâeddin Mehmete gönderdi.
Elçi, Cengizin şu sözlerini bildirdi: Tanrı, Batı tarafında bulunan ülkeni bana verdi. Seni oğulluğa kabul ediyorum. Bana tabi olursan Müslümanlar rahatlık içinde yaşarlar. Bu söze hiddetlenen Sultan Mehmet: Sen de bilirsin ki benim ülkem ne kadar geniş, Devletim ne kadar kuvvetlidir! Senin Hanın kimdir ki, kendisini benden büyük tutup bana oğlum der. Onun sanki ne kadar askeri var! deyince, Moğol Elçisi: Onun askeri seninkine göre ay ışığının güneş ziyasına oranı gibidir. dedi.
Nihayet bu iki hükümdar aralarında bir dostluk antlaşması meydana getirdiler. Fakat Alâeddin Mehmetin siyasi görüşleri kuvvetli değildi. Aynı zamanda da mağrur bir adamdı. Günün birinde Bizansa mal götüren Moğol tüccarlarının mallarını yağma ettirip kendilerini de öldürttü. Bu olaya fazlasıyla hiddetlenen Cengiz Han, Batı Türkellerinin zaptına karar verdi.
Alâeddin Mehmetin bir oğlu vardı. Adı Celâlettin idi. İşte, Celâleddin Harzemşah adıyla Türk tarihinde meşhur olan bu şahıstır.
Celâleddin, zekî olduğu kadar da yiğit bir delikanlı idi. Annesi Ayçiçek Hatun, büyükannesi ise Türkan Hatundu. Babası Alaeddin Mehmet iyi bir asker, fakat zayıf bir politikacı idi. Rakibi Cengiz Han ise, tersine, büyük bir siyasi, fakat ancak normal çapta bir kumandandı. Savaşlarını komutanlarına yaptırıyordu.
Cengiz Han, tüccarlarının malları için tazminat istemek üzere Sultan Mehmete üç elçi gönderdi. Bunların birisi Buğra adlı bir Türk, ikisi de Moğoldu.
Alaeddin Mehmet, Buğranın başını kestirip Moğollara da hakaret ederek sınır dışı etti. Bu hakareti duyan Cengiz Han, 1219 yılında Büyük bir ordu ile Maveraünnehire doğru harekete geçti.
Cengizin üzerine geldiğini öğrenen Türkler, derhal Semerkant şehrini tahkim ettiler. Genç kahraman Celaleddin Harzemşah, atlılardan oluşan büyük bir kuvvetin başına geçti. Babası harbe gitmek istemiyordu. Fakat oğlu:
Asker, Hakanını başında görmelidir! diyerek babasını da ordusuna aldı.
Moğol kuvvetlerinin başında Cengiz Hanın büyük oğlu Cuci bulunmaktaydı. Moğol kuvvetleri, Harzemşah Türklerinin üzerine şiddetli bir hücuma kalktılar. Bu şiddet karşısında Harzemşah ordusu bir paniğe uğradı. Fakat Celaleddin Harzemşah, yalın-kılıç Moğolların üzerine öyle bir saldırdı ki bu defa Moğollar perişan oldular.
Gece bastırdığında harbe son verildi. Fakat Cüci Han boş durmadı. Gece yarısı savaş yapılan ovanın bütün kuru otlarını ateşe vererek her tarafı dumana boğdu. Bundan faydalanarak ateş perdesinin arkasından bütün kuvvetlerini alarak kaçtı. Celaleddinin yeterli ölçüde kuvveti bulunmadığından düşmanı takipten vazgeçildi.
Cucinin mağlubiyetini duyan Cengiz Han, fena halde içerledi. Bu defa 200.000 kişilik muazzam bir ordu hazırladı. Moğolların büyük hazırlıklarını duyan Alaeddin Mehmet, Gazneye giderek Atabeylerle görüştü, akabinde asker toplamak üzere yola çıktı. Fakat Celaleddin Harzemşah, durumu pek tehlikeli buldu. Türkmen Oğuzlardan oluşan kuvvetini bir çölün içine çekti. Cengiz Hanın orduları, 1220 tarihlerinde hiçbir mukavemet görmeden Buhara şehrine girdiler. Cengiz Han, Buharada bulunan Ulu Câmiye atı ile beraber girdi. Ve dedi ki: Burası Sultan Mehmetin evi midir? Hayır, burası Tanrı evidir! Diye cevap verdiler. Cengiz Han, derhal atından inerek halka şu hitapta bulundu:
ahali! Günahkarınız çok büyüktür. Ben ise gaza-ı ilahîyim; sizlerin başınıza Tanrının yaman bir belasıyım. Hakanınız Sultan Mehmet çok suçludur. Bize yapmadığını bırakmamıştır. Bu sebeple buralara geldim. Şimdi, yer altına gömdüğünüz ne kadar servetiniz varsa getirip önüme yığın!
Halk, bu putperest Moğol hükümdarından korkarak, gizledikleri ne kadar servetleri varsa hepsini teslim ettiler. Askerler ise Buharayı baştan başa yağma ettiler. Bundan sonra Cengiz Han, Batı Türkelinin yüksek bir medeniyet merkezi olan Semerkant şehrine hareket etti. Halk, bu şehri müdafaa etti. Moğollar şehre girince önlerine geleni kılıçtan geçirdiler.
arada Sultan Mehmet, harpten kaçmıştı. Oğlunun nerede olduğundan da haberi yoktu. Moğollar Sultan Mehmetin peşine düşmüşlerdi. Takibine gönderdiği üç kumandanına Cengiz Han şu emri vermişti:
Durmaksızın gidin, size tabi olanlara aman verin, olmayanları öldürün, çocukları esir edin. Kalelerini yıkın! Bu işi üç yıla kadar bitirin! Ben yurduma dönüyorum...
Devamı Var
İleri
