İranda hüküm süren Türk Selçuk hükümdarlarının üçüncüsü ve en büyüğüdür. 1054 yılında İsfahanda doğmuş, 1092 yılında Bağdatta 38 yaşında iken ölmüştür. Babası Alp Arslanın vurulması üzerine 1072de 18 yaşında tahta geçti.
Önce amcasının isyanını bastırarak Maveraünnehir ile Harzemi ele geçirdi. Ünlü vezir Nizamülmülk, Melikşahın gerek tahta çıkmasında, gerekse zaferlerinde önemli bir rol oynamıştı. Anadolunun dörtte üçü Melikşah zamanında elde edilmiş ve Suriyede büyük başarılar kazanılmıştı.
1076da Kudüs Fatımîlerden, 1085te Antakya, iki yıl sonra da Urfa Bizanslılardan alınmıştır. Halep ve Şam da onun döneminde Selçuk idaresine geçmişti. Devletin hudutları Kaşgardan ve Seyhun mecrasından Akdeniz, Kızıl Deniz ve Umman Denizine kadar genişlemişti. Bağdattaki Abbasi Halifeleri de tamamıyla Selçuk İmparatorluğunun emri altında bulunuyordu.
Yirmi sene hüküm süren I. Melikşah, cesareti gibi zekası ile, ilim sevgisi ve edebî seviyesiyle de tanınmıştır. Kendisi gibi bir Türk soyundan gelmiş olan Veziri Nizamülmülk ile birlikte hem bir çok memleketler almaya, hem de nehirlere köprüler, şehirlere kaleler ve su yolları gibi birçok eserler yapmaya muvaffak olmuştu. Büyük İran şairi Ömer Hayyam onun sarayında himaye görmüş o devrin büyük fikir adamlarındandır.
Melikşah, Bağdatta bir rasathane kurmuş ve 1086 yılında başlayan ve dünyanın güneş etrafında dönmesi esasına dayanan bir takvim inkılabı yapmıştı ki buna Celalî Takvimi adı verilir.
Sarayında Türkçe konuşulmakla birlikte edebî dil Farsça idi. Kendisinin pek güzel rubaileri vardır. Celaleddin Melikşahın Berkiyaruk, Sencer, Mehmet adlı üç oğlu vardı ki üçü de hükümdarlık yapmışlardır.
