ALPARSLAN TÜRKEŞ
12 Eylül 1980 ihtilalinde gözaltına alındı ve tutuklandı. Sıkıyönetim Mahkemeleri tarafından açılan ve 2000'den fazla kişinin yargılandığı XX. yüzyılın en kalabalık sanıklı davası olarak da tanımlanan "MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası"nda MHP Genel Başkanı sıfatıyla 227 arkadaşıyla birlikte idam talebiyle yargılandı. Savcılığın Türkçülüğün tarihi ile başlattığı ve millet ve devlet sevgisini suç olarak nitelendirdiği tespit ve yorumlar, hukuk tarihi ve siyasi tarih açısından bir dönem devleti temsil eden güçlerin, devletinden ve milletinden yana olan aydınlara bakışını göstermesi açısından fevkalade düşündürücüdür. 7 Nisan 1985 tarihinde sağlık nedenleriyle tahliye edildi.
1987 yılında siyasi yasakların referandumla kaldırılmasından sonra, Milliyetçi Çalışma Partisi'nin 4 Ekim 1987 tarihinde yapılan 2. Büyük Kongresi'nde partinin genel başkanlığına seçildi.
20 Ekim 1991 tarihinde Yozgat Milletvekili seçilerek beşinci kez parlamentoya girdi. 27 Aralık 1992 tarihinde yapılan olağanüstü kongrede, Milliyetçi Çalışma Partisi'nin adı ve amblemini 1980 ihtilalinde kapatılan partilerin yeniden açılması için çıkarılan kanunun verdiği yetkilere dayanarak Milliyetçi Hareket Partisi ve Üç Hilal olarak gerçekleştirdi.
21-23 Mart 1993 tarihinde Antalya'da dünya tarihinde ilk kez yapılan Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği Kurultayı projesinin düşünürü, düzenleticisi ve gerçekleştiricisidir.
Bu kurultaydan sonra Türk Devlet ve Toplulukları dostluk, kardeşlik ve işbirliğini kurumlaştırmak üzere Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği Vakfı (TÜDEV)nı kurmuştur. Bu vakıf sayesinde Türk Dünyası'nda, Birleşmiş Milletler Dayanışması ve anlayışının bir benzerini gerçekleştirmeyi amaçlamıştır.
Türk Milliyetçiliğinin diğer milliyetçiliklerden en belirgin farkı olan insan sevgisine dayalı felsefesi ile kurumlaşacak birliklerin, Türk Yurtlarında olduğu kadar bütün dünyada hoşgörülü yaşama ahengini yaygınlaştırmak, TÜDEVin temel amaçları içinde yer almıştır. Bugün vakfın yetersiz ve etkisiz küçülerek tekrarlanan kurultaylardan başka faaliyet ve işbirliği gerçekleştirememesi üzüntü vericidir.
Alparslan Türkeş, 1995 seçimlerinde partisinin ülke barajını aşamaması sebebiyle Meclis dışında kalmasına rağmen ülke meselelerinde danışılan, dengeleri ve güveni sağlayan gerçek bir devlet adamı sorumluluğu taşıyordu.
Atatürk'ün "Gençliği, hassas ve milliyetçi yetiştirmek asıl hedefimizdir" özdeyişindeki hedefi tek başına üstlenerek, Türk Milliyetçiliği ülküsünü benimsemiş binlerce genç yetiştirerek, milli eğitimin önemli bir eksiğini tamamladı.
Alparslan Türkeş, Türk milletinin de diğer milletler gibi kendi tarihine ve kültürüne saygılı ve Türk kültürünün geliştirilmesi hakkına sahip olduğu anlayışını Türk siyasetinin genel kabulleri arasına dahil etti.
O, dünyanın her tarafında bulunan Türklerin de diğer insanlar ve milletler gibi kendi kaderlerini belirleme hakları olduğunu savunurken, bir taraftan da yoksulluk ve cehaletin bütün insanlıkla beraber Türk milletinin de en büyük düşmanı olduğunu vurguladı.
İnsan haklarının hayata geçirilmesini Türk kültürünü kavramları ve dilinin incelikleri ile "Mücadelemiz insan haysiyetine hürmet, zihniyetine hakim kılmaktır" şeklinde ifade ederek, Türk milliyetçilerine vasiyet olarak bıraktı.
Devamı Var
İleri