ZİYA GÖKALP

üç cereyanı ilk defa uzlaştıran mütefekkir Ziya Gökalp'tir.

Gökalp'e göre, Türkiye için en lüzumlu şey, millî şuurun uyanması ve asrın gidişine uyulması idi. Modern olmak, batının ilmini, tekniğini kabul etmek demektir. Hem doğu, hem batı ilmi diye iki ilim, iki anlayış olamaz. Darülfünun batı anlayışına göre düzenlenmelidir. Şer’iye mahkemeleri kalkmalıdır. Din, vicdan mevzuudur. Laik bir devlet teşkilâtına ihtiyaç vardır.

yıkılmış ve yaşatılması imkânsız ataerkil (pederşahi) aile yerine modern Türk ailesinin kurulmasını istiyor. Bunun sağlanması için eski Türk ailesini bilimsel olarak inceliyor. Ailenin hukuk, iktisat ve ahlâk bakımından teşekkülü için medenî kanunun ıslah edilmesini ileri sürüyordu. Modern aile, nikâh, boşanma, miras konularındaki düşünceleri, bugünkü Türk toplumunda kabul edilmiş esaslardır.

Gökalp’e göre, milliyetçilik fikrinin gelişmesi yalnız Osmanlı tarihini değil, Türk tarihini incelemekle gerçekleşebilirdi. Edebiyatın kaynağı batı değil, Türk folkloru, Türk milletinin hayatı olmalıdır. Millî şuuru uyandırmak için fikir Türkçülüğü lâzımdır. Çünkü medeniyet uluslararasıdır, müşterektir. Fakat hars (kültür) millîdir.

Milliyetçiliği, "Türkçülük, Türk milletini yükseltmek demektir." diye tarif ediyor; ekonomi, dil, din, hukuk, ahlâk ve aile bakımından Türkçülüğün izahını yapıyor. Ona göre milliyetçilik, ırkçılık değildir.

Şair olarak Ziya Gökalp, dili sade ve tabii, eğitici yanı güçlü eserler vermiştir. Halk masallarına eğilerek bunları duru bir uslupla herkesin ve bilhassa çocukların anlayacağı şekilde yeniden şiirleştirmiştir. Bir yandan:

Vatan ne Türkiye'dir Türklere, ne Türkistan

Vatan büyük ve müebbet bir ü1kedir: Turan

veya:

Atanın içtiği köpüklü kımız

Arpa suyu içme dedi bir Kırgız

derken Sevr paçavrasından, Mondros ve Lozan'dan sonra, o yolun çıkar yol olmadığını anlamış ve Türk Medeniyeti Taihi'ni yazmaya koyulmuştu.

Aynı zamanda o, Turan'ı, Osmanlı birliğini tamamlayan bir ülkü olarak anlıyor. Tarihî determinizmin ortaya çıkardığı bir teşekkül olarak kabul ediyor.

Türkçülüğün Esasları adlı eserinde: "Millet ne ırkî, ne kavmî, ne coğrafi, ne de siyasî bir zümredir...", "...bugünkü duruma göre Türkçülüğün üç mefkûresi olmalıdır. Bunların hakikate en yakın olanı Türkiyeciliktir..." diyor. İkinci mefkûrenin Oğuzculuk, üçüncü ve uzak mefkûrenin de Turancılık yani bütün Türklerin birleşmesi olduğunu düşünüyor.

Devamı Var

İleri