KAPAĞAN KAĞAN
Kapağan Çin ile savaşa hazırlanırken, İnal Kağan ile Bilge Şad emrindeki fakat gerçek sevk ve idaresi Tonyukukun elinde bulunan batı ordular grubu da On-okları devlete bağlamak vazifesini almışlardı. Çin elçilerine karşı Kapağanın şiddetli ve kararlı tutumu geçici olarak doğuda bir silâhlı çatışmayı önledi. Mo-çonun kudretinden telâşlanan Çinden derhal üç bin tarım âleti, 40 bin şi (1şi =10 hu) tohumluk darı gönderildi ve Türkler anavatan topraklarına iâde edildi (698). Büyük kağanın plânlarından ikisi gerçekleşmişti. Ancak Kapağan, kızını bir Tang prensi ile evlendirmek arzusuna karşı, imparatoriçe Wunun, Tanglardan değil de, kendi âilesinden bir prensi damat olarak ortaya sürmesinden öfkelendi. Yanında bulunan Çin elçilik heyetinden general Çen-çi-wei(Tang sülâlesine mensup olmalı)yi Çin kağanı ilan ederek, olunla birlikte ansızın, Çin topraklarında göründü.
Kuei-çu, Tan-çu, Ping-çu, Yü-çu, Ting-çu, Çoa-çu eyaletlerine, aynı sene içinde (698) otuz defa çıkış yaptı. 100 bin kişilik ordusu tarafından, karşı koyan bütün Çin kuvvetleri yok edildi, at sürüleri, başta olmak üzere bol ganimet ve esir alındı. Oradan kuzeye yönelen Kapağana, Çin orduları kumandanı Şa-Çacung-i, emrindeki birkaç yüz bin kişilik kuvvetine rağmen, hücuma cesaret edemeyerek, Gök-Türk süvari tümenlerinin geçişini uzaktan seyrederken, ümidini kaybeden Çin sarayı do orduya gönderdiği gizli bir günlük emirle, kağanı bulup öldüreninprens ilan edileceğini bildiriyordu. Bu sırada İnal ile Bilge tarafından sevk edilen batı orduları grubu da, Tonyukukun yüksek kumandasında, Altayları aşıp Yarış-ovası (Cungarya)na doğru ilerlemiş ve Bolçu (Urungu gölünün güney-batı kıyısında; bugün Tokoi kasabası)da ateş ve fırtına gibi saldıran Türgiş kağanın kumandasındaki10 tümenlik (100 bin kişilik) On-oklar ordusu üzerinde kesin zafer kazanmıştı (698).
Böylece vaktiyle Tardunun, Türk birliğini gerçekleştirdiği tarihten tam 100 sene sonra Kapağan Kağanın Doğu-Batı hakanlıklarının topraklarını tek idarede toplaması yolu ile dehşet verici Türk birliği ihya edilmişti. Ancak Kapağanın planında 3. noktanın tamamlanması için Maveraünnehirinde zaptı gerekiyordu. Coğrafî yeri, iklimi, verimli toprakları ile zenginliği bütün kaynaklarda övülen Maveraünnehirde o sırada Gök-Türk ordularına karşı koyacak bir kuvvet yok idi. Türk soylu bazı ailelerin idare ettiği şehir krallıkları 675lerden beri, nispeten küçük kuvvetlerle ufak çapta teşebbüslere girişen Müslüman Arap- kumandanlara (Abdullah b. Ziyad, Said b. Osman, Musa, Mühelleb vb.) başarı ile karşı koymakta idiler.
Devamı Var
İleri