Türk denizcilerinin büyüklerinden olan Turgut Reis, Akdenizdeki başarılarından dolayı büyük bir ün kazanmıştır. Barbarostan sonra Venedik ve İspanyol donanmalarına karşı büyük zaferler kazanarak bütün Avrupayı titretmiştir. Avrupalılar ona Dragot derlerdi. Turgut Reis, elde ettiği başarılar ile tarih sayfalarını süslemiştir.
Turgut Teis, 1485 yılında İzmirin Menteşe sancağı dahilinde Seroluz nahiyesine bağlı bir köyde doğmuştur. Babası Veli adında bir çiftçi idi. Fakir bir köylü çocuğu olan Turgut, gençliğini çobanlıkla geçirdi. İri vücutlu ve çok sağlam bünyeli idi. Çok kuvvetli olduğu için pehlivanlığa merak etti. Önüne geleni yeniyordu. O devirlerde pehlivan ve yay çekenler serdengeçti yazılırlardı. Sahil Çocukları da Korsan gemilerine levent olurlardı.
Turgut günün birinde çobanlığı bırakarak İzmire indi. Orada dolaşırken bir tellalın yüksek sesle sokaklarda, Terlemeden, solumadan can vermek isteyen korsan yazılsın! diye bağırdığını duydu. Bunu işiten çoban Turgut içini çekti, sonra korsan yazılmaya karar verdi. O, dağların çocuğu idi. Fakat şimdi o, önüne serilen engin denizlere açılmak istiyordu.
O bu düşünceler içinde iken İzmir limanına bir Türk korsan gemisi girdi. Bütün direklerine elde ettikleri malları asmışlar, altında davul ve zurna çalarak levent zeybeği oynuyorlardı. Turgut gözlerini açarak, yanık bağırları açık, kolları çıplak bu iri leventlere hayretle baktı. Onlar gibi olmak için içi burkuldu. Daha fazla dayanamayarak gitti, levent yazıldı. O tarihte Turgut henüz 22 yaşında idi. Korsanlar ilk defa onu topçu yaptılar.
Artık denizlerde geziyor, korsanlık ediyordu. Fakat onun en büyük emeli başlı başına bir gemiye sahip olmaktı. Bu gayesine erişmek için yemedi, içmedi, para biriktirdi. Nihayet bir gemi almaya muvaffak oldu.
Turgut Reis Akdenize açıldı. İlk defa Selanikten buğday yüklü iki Venedik Gemisine Mataban Burnunda tesadüf ederek üzerine atıldı, bu gemileri zaptetti. Bu onun ilk zaferi oldu. Bir müddet sonra da büyük bir korsan gemisini ele geçirerek, küçük teknesini bir kadırga ile değiştirme imkanına sahip olmuştu. O zamanlar maiyetinde yüz elli Türk korsan bulunmakta idi. Forsaları bulunmadığından Sicilya sahillerine baskın yaparak birçok İtalyanı esir etmiş ve kürekçi yapmıştı.
Artık ona korsanlık için geniş bir ufuk açılmıştı. Cebelitarıktan Ege Denizine kadar bütün sahilleri dolaşıyordu. Turgut, kısa bir zamanda yirmi kadırga ve kalitadan ibaret bir filoya sahip oldu. Artık onun şöhreti Akdenize yayıldı.
başarılarından sonra Cezayire giderek Barbaros Hayrettini kendine bir pir olarak tanıdı. Barbaros, Turgutu çok sevdi. Arkadaşlarına onun başarılarını övdü, hatta bir gün:
Turgut benden ileri! Diyerek iltifat etti.
Barbaros Hayrettin, Turgut Reisi muavin olarak kullandı.
1540 yılında Turgutun donanması, Korsika sahilindeki bir limanda demirli olarak yatıyordu. Güneş henüz doğmak üzere iken, Turgut bir seccadenin üzerinde sabah namazını kıldı. Namazdan sonra Kuran-ı Kerim okudu. Bu esnada tayfaların telaşını duydu. Bir tehlike olduğunu anlayarak gözlerini limanın ağzına dikti. Buradan iki düşman harp gemisinin üzerlerine geldiğini gördü. Fakat bu gemileri daha büyük gemiler takip ediyordu. Bu korkunç donanma Kanuni Süleymanın en büyük rakibi olan İmparator Şarlken tarafından Turgut Reisi yakalamak için gönderilen bir donanma idi. Bu donanmanın kumandanı da meşhur Venedik Deniz Amirali Andrea Dorianın biraderzadesi genç Jenatin Doria idi. Bu genç kaptan, Akdenizi titreten bir kahramanı esir etmeye gelmişti.
Turgut Reis bir kapana tutulduğunu hissetti. Bu, onun için korkunç bir baskındı. Turgut Reis derhal on iki gemisinin kumandasını eline aldı, bu gemileri yarıp geçebileceği ümidiyle altmış parça düşman harp gemisinin üzerine bir yıldırım süratiyle hücum etti. Fakat düşmanlar birdenbire bunların üzerine topçu ateşine başladılar. Türklerin de karşılık vermesiyle kanlı bir deniz savaşı başladı. Fakat Türkler önlerindeki bu büyük seti aşamadılar. Bu defa düşmanın sahildeki topları da üzerlerine ateşe başladı. İki ateş arasında kalan Türk gemileri batıyor, bazılarının cephanelikleri ateş alarak berhava oluyordu. Bu esnada Turgut Reisin gemisine iki düşman gemisi rampa etti. Gemilerden çıkan düşman askerleri Turgut Reisin üzerine yürüyerek onu esir ettiler. Bu koca deniz aslanını amirallerinin karşısına çıkardılar.
Turgut Reis, kendisini esir edenin meşhur Andrea Doria olduğunu sanıyordu. Fakat karşısında onun yerine tüysüz bir genci görünce bağlı olduğu zincirlerini şakırdattı ve koşarak:
Ah, demek ben böyle bir çocuğun esiri oldum! diye bağırdı.
söz üzerine genç amiral, Turgutun üzerine hücum etti. Çünkü Turgut Reis, zincirlerle bağlıydı. Amiral Turguta yaklaşarak tokat atmak için elini kaldırdığı zaman Turgut gözlerini açarak üzerine hücum edince düşman askerleri üzerine saldırdılar. Onu yakalayıp kürek mahkumlarının bulunduğu yere ayaklarından çaktılar. Bu tarihte Turgut elli altı yaşındaydı. O, artık tel kırbaçlar altında aç ve çıplak kürek çekiyordu. Şimdi kaptan değil bir forsa idi.
Barbaros Hayrettin, Turgut Reisin esir düştüğünü duyunca fena halde canı sıkıldı. Hemen donanmasını alarak İtalya sahillerine gelerek her tarafı tehdit ettikten sonra Cenovayı top ateşine tuttu. Cenovalılar Barbarostan ne istediğini sordukları zaman:
Derhal Turgutu teslim ediniz!..Diye haber gönderdi.
İtalyanlar bunu cana minnet bilerek, Turgutu Barbarosa teslim ettiler. Turgut Reis bu suretle esaretten kurtuldu. Bundan sonra Turgut Reis, Barbarosla beraber Preveze Deniz Savaşına katıldı.
Turgut Reis, bu zaferden sonra tekrar Akdenize çıkarak bütün sahilleri vurmaya başladı. 1548 yılında filosu ile Napoliye giderek bir kaleyi zaptetti, birçok ganimet elde etti.
Bundan sonra Trablusgarba para götürmekte olan Malta Şövalyelerinin kadırgalarını zaptetti. Avrupalılar Cebre adasını kendisine karargah yapmış olan Turgutu yakalamak için kuşattılar. Fakat Turgut Reis, gemilerin yağlı kızaklarla karadan yürütmek suretiyle adanın arka tarafına geçerek Akdenize açılmaya muvaffak oldu. Düşmanlar Turgutu sıkıştırdıklarından emin sevine dursunlar, o onlara yardıma gelen bir gemiyi zaptetmek suretiyle kendilerine bir ders verdi.
Kanuni Sultan Süleyman, Turgut Reis şöhretini duyunca, onu devlet hizmetine aldı. Karlıeli Sancağı da kendisine verildi. Fakat Sadrazam Rüstem Paşa, Turgutu hiç çekemiyordu. Çünkü kardeşi Kaptanı derya Sinan Paşaya rakip kabul ediyordu. Turgut Reis bu entrikalardan üzüntülü olarak Tunusa çekildi.
Fakat Kanuni ona hediyeler göndererek gönlünü aldı. Ayrıca Trablusgarbı fethederse, oraya kendisini vali tayin edeceğini de bildirdi. Turgut, padişahın bu arzusunu yerine getirmek için Trablusgarbı fethetti. Bunun üzerine Beylerbeyi rütbesiyle Trablusgarb valisi tayin olundu. Bu suretle de paşalık rütbesine kavuştu. On bir yıl Trablusgarpta valilik yaptı.
Turgut Reis, Trablusgarb ve Bingazide valilik yaparken, Malta adasındaki şövalyeler rahat durmuyorlardı. Burası bir korsan yatağı olmuştu.
Günün birinde Mısırdan gelen bir Türk gemisini Malta korsanları zaptettiler. Bunu duyan Kanunî:
eşek arılarını Malta kovanından kışkırtınız! Diyerek bir donanma hazırlattı.
1564 yılında 181 gemiden oluşan bir donanma hazırlandı. Otuz bin kişilik bir kuvvet de gemilere bindirildi. Donanma kumandanlığına Piyale Paşa tayin olundu. Askerî serdarlığa da Kızıl Ahmetli Şemsi Paşa, biraderi Dördüncü Vezir Mustafa Paşa seçildi. Turgut Reis de donanmasıyla Maltaya hareket etti. Donanma Maltaya gelerek karaya asker çıkardı ve orada kanlı bir savaş yapıldı.
Turgut Reis çok kuvvetli bir kalenin karşısına bir tabya yapmakla meşgul olurken, düşman istihkamlarından atılan bir gülle, yanında bulunan bir kayaya çarptı, bu kayadan kopan bir parça Turgut Reisin başına isabet ederek seksen yaşında bulunan bu kahramanın başını parçaladı.
Akdenizin ihtiyar kaplanı, aldığı bu yara dolayısıyla ağzından ve burnundan kanlar boşalarak yere yığıldı. Turgut Reisin şehit olduğunu gören Serdar Mustafa Paşa, omuzundaki kaputunu bu ihtiyar şehidin üzerine örttü. Tabya bitince, Turgut Reisin cesedini çadırına getirdiler.
Turgut Reis Malta Adasında 1565te şehit düştü. Naşını alarak Trablusgarbta yaptırılan bir türbeye defnettiler.
Turgut Reis, denizcilik tarihinin Barbarostan sonra en büyük kahramanıdır.
