Bilimsel, Kültürel ve Sportif İlişkiler

Sofya'da basılan VREME Gazetesi 1931'de arka arkaya 27 nüsha halinde Mustafa Kemal Paşa'nın Anılarını yayımladı. Çeviri ünlü Bulgar yazarı Gyonco Belev tarafından yapılmıştı. Böylelikle Bulgar kamuoyu, Türkiye Cumhuriyeti devlet başkanı Kemal Atatürk'ün hayatının en ilgi çekici sayfalarını ve çalışmalarını öğrenme imkanını buldu.

Bu Bulgar-Türk kültürel işbirliği ürünlerine, Türk bilim adamlarının Sofya'yı ziyaretlerini de eklemek gerekir. 1932 Ocağında İstanbul Yüksek Mühendislik Okulu Fizik Dersi Öğretim Üyesi Salih Murat Bey, Sofya Üniversitesi Fizik ve Matematik Fakültesi'nde görevli Bulgar meslektaşlarının konuğu oldu. Bulgaristan'da kaldığı iki hafta süresince aşağıdaki konularda üç konferans verdi: Konuşma ve İşitme; Sesin Kaydı ve Yeniden Yayınlanması; Hoparlör, Filtreler, Gramofon Plakları. 1939 Haziran'ının başında Sofya'da Balkan Üniversitelerarası Konferansı düzenlendi. Konferansın konusu, üniversite gençliğinin durumu ve yaşamıyla ilgili sorunlardı. Türkiye Cumhuriyeti bu toplantıda Prof Murat Bey tarafından temsil edildi. Konferansa yoksul öğrenciler, hasta öğrenciler, öğrencilerin kırsal alandaki sosyal çalışmaları, üniversitelerarası işbirliği vb. sorunlar üzerine çok sayıda rapor sunuldu.1930 yılında çok sayıda Bulgar genci İstanbul Üniversitesi'ne bağlı Stomatoloji (Ağız Hastalıkları) Fakültesi'nde eğitim gördü. 1932'de sayıları 100'e ulaşmıştı. 25 Nisan'dan 11 Mayıs 1923'e kadar yaklaşık 80 kişilik kalabalık bir grup lise öğretmeni -tarihçi ve coğrafyacı- Türkiye'yi ilk kez ziyaret ettiler. Resmi olarak Bulgar Milli Eğitim Bakanlığı tarafından düzenlenen bu gezi gerçekte, Bulgar Tarihçileri Cemiyeti, özellikle cemiyet başkanı ünlü Bulgar tarihçisi Prof. Vasil N. Zlatarski tarafından gerçekleştirilmişti. Bu konuda Bulgar konuklarla ilgilenmek üzere İstanbul'da özel bir komite oluşturuldu. Komite Milli Eğitim Bakanlığı genel müfettişi Zeki Bey, İstanbul Üniversitesi Filoloji ve Tarih Fakültesi Dekanı Prof. Muzaffer Bey, Erkek Öğretmen Okulu Müdürü Saffet Bey, Galatasaray Lisesi Müdürü Feci Bey vb. tarafından oluşuyordu. Prof Zlatarski İstanbul'un 1453'te II. Mehmed tarafından Zaptı konulu konferans verdi. Bulgar konuklar ayrıca Mudanya, Bursa ve sayfiye bölgesi Yalova'yı ziyaret etme imkanı buldular. Orada Atatürk tarafından sıcak bir biçimde kabul edildiler. Türkiye Cumhuriyeti'nin kültürel, ekonomik, sosyal yaşamının çeşitli yönleri hakkında yakından bilgi alma imkanları oldu ve katıldıkları geziden unutulmaz anılar taşıdılar. Bulgar eğitimciler, tarih, coğrafya, resim, beden eğitimi ve diğer derslerin eğitiminde gösterilen titizlikten çok duygulandılar. Bu geziye katılmış olan bir lise öğretmeni notlarında şöyle yazıyordu: "Tarih ve coğrafya dersleri için projeksiyon aletleriyle donatılmış özel amfiteatrlar var... Birkaç yılda Türkiye, Kültürel alanda kalkınmak için büyük çaba göstermiştir...Türkiye'den kendini bulduğu, kültürel alanda kalkınmasında en doğru yolu seçtiği, asırlarca süren zulme rağmen milletin yok olmayan enerjisini yavaş yavaş canlandırdığı ve yeniden doğmasının sağladığı konusunda edindiğimiz kesin izlenimlerle ayrılıyoruz".

1923 Ekim sonu ile kasım başına doğru, aralarında İstanbul Ünivertisesi'ne bağlı Tıp Fakültesi'nden profesörlerin de bulunduğu bir Türk tıp heyeti Sofya'ya gitti. Heyette bilim adamlarından Prof. Dr. Akil Muhtar Bey, Prof. Dr. Akif Şakir Bey, Prof. Dr. Salih Zeki Bey ve diğerleri bulunuyordu. Türk doktorlar, Sofya Üniversitesi Cerrahi Kliniği'nin konuğu oldular ve burada kliniğin teşkilatı ve çalışma yöntemleri konusunda bilgi aldılar.1930 yılının başında Türkiye Cumhuriyeti'nde yeni bir alfabenin (Latin alfabesi) kullanılmağa başlanması, kütüphanelerin ve okuma salonlarının açılmasında büyük gelişme sağladı. Yeni Türk aydınının oluşmasında kütüphanelere büyük görev düşüyordu. Varna Milli Kütüphanesi müdürü Dobrin Vasilev, 1932'de İstanbul'a geldi ve burada Türkiye cumhuriyetinin kütüphane ve okuma salonu açma çalışmalarını inceledi. Bulgaristan'a döndükten sonra bu konuyla ilgili özel bir makale hazırladı. Makalede özellikle şunu belirtiyordu: "Türkiye'deki kütüphaneler ve okuma salonları şimdi devrimci bir anlayışla canlanmış durumdadırlar". Aynı kütüphane konusu, gazeteci P. Dacev tarafından yayınlanan bir başka makalede de dile getirildi. Dacev gezici okul kütüphanelerine ve genç neslin eğitiminde oynadığı role dikkat çekiyordu. Balgarska istoriceska biblioteka serisinde, Türkiye'deki müzeler başlıklı makale yayınlandı. Yetkililerin eski müzeleri yeniden düzenleme, orijinal koleksiyonlara sahip yeni müzeler kurma çabasına girmelerinin önemine değiniyordu.

Bulgar-Türk kültürel işbirliği yıllığında ayrıca Bulgar sanatçı topluluklarının Türkiye turneleri de yer almaktaydı. 1931 Kasımında Sofya Cooperatif Tiyatrosu, İstanbul ve Ankara'da temsiller verdi. Tiyatronun komedi oyunları yalnız İstanbul'da, Theatre Français salonunda 25 temsil vermişlerdi. Her temsilde salon ağzına kadar doluydu. Halk, komik tablolarda Türkçe oynayan sanatçılar Asen Ruskov, Tinka Kraeva ve İvan Stanve'i uzun alkışlarla karşılıyordu. Ankaralılar da topluluğu aynı alkışlarla karşıladılar. Bu konuda sanatçı Mimi Balkanska şunları anlatıyor: "Ankara'da oynadığımız tiyatro çok güzeldi. Beyaz mermerden inşa edilmişti ve en modern teknik araç gereçle donatılmıştı. Bir parter, bir balkon ve localardan oluşuyordu. Altı temsil verdik. Bütün yerlerin parası Kemal Atatürk tarafından ödenmişti. Her akşam yalnız başına orta büyük locada yerini alır, maiyetindekiler ve diğer ülkelerin diplomatik temsilcileri yakın localara yerleşirlerdi. Parterin kapıları herkese bedava açıktı... Bir gece, temsil bittikten sonra Kemal Atatürk'ün locasına davet edildi. Orada Cumhurbaşkanı bize temsilden duyduğu mutluluğu beyan etti, biz de içten teşekkürlerimizi sunduk. Bir zamanlar Sofya'da askerî ataşe olarak bulunmuştu ve yeniden Bulgarca konuşulmasını işitmekten dolayı çok mutluydu. Bize Bulgarca'yı unutmadım dedi. Ertesi akşam Valentinov'un, konusu Jön Türklerin İhtilali, Müslümanların giydiği fes ve çarşafın kaldırılmasıyla ilgili bir Rus opereti olan Haremin Gizleri'ni sahneledik. Kemal Atatürk'ün operete ilgili beğenisini öğrenmek bize çok ilginç gelmişti. Bu nedenle fikrini öğrenmek üzere bizi bir kez daha kabul etmesini rica ettik. Bizi gülerek karşıladı. Bu Ruslar güzel bir Türk opereti bestelemişler dedi. Bulgaristan'da da başarı kazandı mı? Diye sordu. Biz de evet diye yanıtladık. Bu beni sevindirir diye cevap verdi".

Bütün eleştirmenler Theatre Cooperatif'in sahnelediği oyunu, özellikle baş kadın oyuncu Mimi Balkanska'yı çok beğendiler. Basında yer alan bazı yazılar şöyleydi: "Bulgar operet topluluğu, kendi tiyatrosunu oluşturan ve kanıtlayan, bağdaşık bir bütün sunan belki de ilk topluluktur. Bize, İstanbul'un aydın kesiminin beğenisini kazanmış özgün bir şey getirmişlerdir... Her şeyden önce sanatçıların oyun güçlerini belirtmek gerekir. On beş günden fazla bir süredir Pera salonlarında, balkan ülkeleri arasında bir yakınlaşma için yaratılmış bir isim olan Madam Mimi Balkanska'nın çekiciliğinden ve güzelliğinden söz edilmektedir".

13 Haziran 1932'den itibaren sanat yönetmenliğini Boris Conev'in yaptığı, Plevne'den gelen Balgarska kitka halk dansları topluluğunun Türkiye Cumhuriyeti'ndeki turnesi başladı. Topluluğa Bulgar Taşra Basını Birliği'nden çok sayıda gazeteci eşlik etmekteydi. Türk gazeteciler gerek Ankara'da gerekse İstanbul'da meslektaşlarını büyük bir coşkuyla karşıladılar. Bulgar gazeteciler Ankara'da Meclis Başkanı Kazım Paşa, Cumhuriyet Halk Partisi başkanı Recep Peker ve Marmara Köşkü'ndeki ikametgahında onurlarına büyük bir resepsiyon veren Cumhurbaşkanı tarafından kabul edildiler. Türkiye'deki bu geziye katılan gazetecilerden biri gezi notlarında şunları yazıyordu: "Türklere karşı asırlarca hınç ve öfke beslemiştik, ama bütün bu gördüklerimizden sonra açık kalplilikle söyleyebiliriz ki iki toplumun birbirine yaklaşması bir varsayım değil, gerçekleşebilecek ve iki milletin de hayrına olan bir olaydır".

Balgarska Kitka topluluğu İstanbul ve Ankara'da bir dizi temsiller verdi. Ankara'da, temsillerde düzenli olarak Devlet Başkanı Atatürk, Başbakan İsmet İnönü, Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras ve diğer zevat hazır bulundu. Bu temsillerden birinde, bir antrakt sırasında, Cumhurbaşkanı topluluğun yöneticisi Boris Conev'i ve bazı sanatçıları locasına davet ederek onlarla samimi bir görüşme yaptı ve temsil hakkındaki izlenimlerini bildirdi. Boris Conev anılarında şunları anlatıyordu: "Atatürk bizi coşkunlukla selamladı, beni kucakladı ve gözle görülebilen bir memnuniyetle şunları söyledi: Beklediğinden çok daha fazlasını gördüm. Balgarska kitka'nız beni güzel Bulgaristan'a, sevgili Bulgar halkının arasına götürdü. Sizi kutlarım. Beni yeniden gençleştirdiniz. Bulgaristan'da geçirdiğim günleri yeniden hatırladım". Marmara Köşkü'nde düzenlenen ve hükümet üyeleriyle diğer zevatın hazır bulunduğu resepsiyonda Başbakan İsmet Paşa, topluluğun yönetmenine üzerinde şunlar yazılı olan bir sana albümü armağan etti: "Balgarska kitka'nın temsillerinden büyük mutluluk duyduk". Ankara'yı ziyaretleri bizde unutulmaz anılar bıraktı. Balkarska kitka sanatçılarının Bulgaristan'a dönüşlerinde kendilerini Ankara'dan İstanbul'a götüren terene, Cumhurbaşkanı tarafından görevlendirilen özel bir uçak eşlik etmekteydi. Gazeteci H.D. Brazicov'un LİTERATUREN GLAS gazetesinde yayınlanan ve 24 bölümden oluşan İstanbul Mektupları adlı röportajı da Bulgaristan ile Türkiye arasındaki kültürel yakınlaşmaya yardımcı oldu. Yazar bu bölümlerde İstanbul7un tarihi yapıları, Bulgar halkının tarihine sıkı sıkıya bağlı yerler, çeşitli kesimlerden, birçok insanla karşılaşmaları ve aralarında geçen konuşmalar konusunda izlenimlerini yazmaktaydı.

Son

Menüye Dön