Dünya Savaşı'nda Irak'ın İngilizler Tarafından İşgali
Ordu 31 Ekim 1918 öğleden sonra geçerli olmak üzere mütareke akdedildiğine dair emri, Erkân-ı Harp Riyaseti'nden aldığı zaman İngilizlerin ağır baskısı altında bulunduğundan mütarekeyi olumlu karşılamış ve birliklerde ferahlama meydana gelmişti. Çünkü ordu, imzalanan mütareke ile İngilizlerin askerî hareketlerini tatil edeceklerini ve 6. Ordu'nun elinde bulunan hattı geçmeye teşebbüs etmeyeceklerini zannediyordu. Mütareke emrinin alınması Zaho istikametinde başlayan geri çekilmenin durdurulmasına imkân vermiş, Musul'dan Zaho'ya doğru geriye yollanan karargâhın ikinci kademesi ve bazı geri hizmet birlikleri tekrar Musul'a getirilmişti. Cerablus Müfrezesi vasıtasıyla demiryolunun Cerablus bölgesinde sökülmesinden vazgeçilmiş ve Musul-Derbesiyearasındaki 6. Depo Alayı, Sincar Müfrezesi'nin yerine bırakılmıştı. Ordu Komutanı Ali İhsan Paşamütarekeye uyulması için bir taraftan kendi birliklerine uyarıcı emirler verirken diğer taraftan da İngilizlerle görüşme ve protokol yolları aramaktaydı. Bu sırada 6. Ordu birlikleri Rakka- Deyr-i Zor- Miyadin- Sincar- Tel'afer- Hamamalil- Büyük Zapmansıbı- Güveyr köprüsü- Dibeke- Kadıhane- Taktak- Çemçemâl- Süleymaniye- Halicehattı üzerinde bulunmaktaydı. 6. Ordu'nun karşısındaki İngiliz kuvvetleri ise Ane- Elhaza- Gayyare kuyuları- Altınköprü-Kerkük- Tuzharmatu- Salâhiye-Hanikin hattında bulunuyordu.
Ali İhsan Paşa mütareke üzerine, düşmanlığın ortadan kaldırılması gerekçesiyle barışa kadar, oldukları yerde kalmalarını ve iki taraf arasındaki arazinin tarafsız bölge sayılmasını mektupla General Marshall'a teklif etti, Marshall da cevap olarak mütarekenin yedinci maddesine göre lüzum gördüğü stratejik noktaların işgal hakkına haiz olduğunu, on altıncı maddeye göre de Irak'ta bulunan Türk birliklerinin teslimi gerektiğini bildirdi. Bunun üzerine Ali İhsan Paşa da müttefiklerin emniyetini tehdit edecek hiç bir durum olmadığından yedinci maddenin tatbikinin mümkün olmadığı, Irak sınırınun çatışmalar yoluyla değil, diplomatik yolla tesbit olunması gerektiğini ve birliklerin teslimi hakkındaki teklifin kabul olunamayacağı beyânında bulundu.
İngilizler 1 Kasım 1918 günü ahâlîye zulüm yapıldığı iddiasıyla Gayyare'den Musul'a 20 km. mesafedeki Hamamalil'e kadar ilerlemişler ve yapılan protesto üzerine İngiliz Irak İleri Kıtaları Komutanı General Cassel harekâtı durdurmuştu. Cassel, mütarekeden haberi olmadığından dolayı harekâtı başlattığını ve Hamamalil'i terk etmeyeceğini bildirdi. Ayrıca 2 Kasım'da Musul'u işgal etmek için emir aldığını ve Türk birliklerinin beş mil geriye çekilmelerini, asayişi temin için bir Türk muhafız birliğinin Musul'da bırakılmasını da Ali İhsan Paşa'dan rica etti. Ali İhsan Paşa mektubu getiren Yarbay Listman'a mütarekede Musul'un işgali için bir hükmün bulunup bulunmadığını bilmediğini, bir karışıklığa meydan vermemek için kıtaları Musul'un iki kilometre güneyine çekebileceğini, İngilizlerin de Türk kıtalarından 5 kilometre daha uzakta bulunması gerektiğini ve Musul'un tahliyesi hakkında bir emir gelirse o vakit dostça tahliye işini konuşabileceğini söyleyip ardından da bu durumu İstanbul'a bildirmişti.
Bütün bu iyi niyetli temennilere ve davranışlara rağmen İngilizler,3 Kasım 1918 günü başlattıkları ileri harekâta, Musul köprüsünün doğu kısmını ve şehrin kuzey ile batı çıkış noktalarını tutmak suretiyle devam ettiler. General Casselde Musul'daki Alman konsolosluk binasına yerleşip, Dicle'nin doğusunda ve Musul'da bulunan Türk kıtalarının yerlerinde kalmalarını istedi. İngiliz generalinin bu istekleri mecburî olarak kabul edilmiş, bu suretle 3 Kasım 1918'de Musul şehrinde Türk ve İngiliz birlikleri birlikte bulunmaya başlamışlardı. Aynı gün General Marshall'ın Bağdad'tan yazdığı mektubu getiren General Cabel,General Cassel'in söylediklerini tekrar ederek teslim meselesini konu edince, Ali İhsan Paşasertleşerek "teslim meselesini kesinlikle reddederim, ben intihar eder, kıtaları size teslim etmem" diyerek konunun önemini ortaya koymuştu.
Kasım'da Musul'a giren İngilizler o günden beri şehirden, hiç bir Türk kıtasının ve nakliye kafilesinin çıkmasına izin vermeyip, Musul ve civarında Hıristiyanlara tecavüzde bulunulması ve bu tecavüzlerin devamı halinde Musul'u işgal edeceklerini ileri sürdüler. Bir taraftan da 6. Ordu bölgesindeki İngiliz esirlerinin durumunu yerinde görmek üzere bir İngiliz subayının Nusaybin, Demirkapı ve Nimetli'de yaptığı incelemelere dayanarak General Fanshaweorduya yazdığı raporda Türk ordusunun elindeki İngiliz esirlere iyi bakılmamış olduğunu ileri sürerek, barış şartlarının ve ellerindeki Türk esirlerine yapılacak muamelenin Türk tarafının tutumuna bağlı olduğunu söylemişti. İleri sürülen bu iddialar aslında Musul'un işgali için aranılan bahanelerden başka bir şey değildi.
Kasım 1918 günü İngiliz Irak Ordusu Başkomutanı General Marshall, 1. İngiliz Kolordusu Komutanı General Kop, 18. Tümen Komutanı General Fanshawe, Irak Siyasî Memuru Yarbay Wilsonve 6. Ordu Komutanı Ali İhsan Paşa'nın da iştirakıyla İngiliz karargâhında uzun tartışmalar yapıldı. General Fanshawe, Musul'u işgal için aldığı emrin açık olduğundan bu emri yerine getirmeye mecbur olup, buna itaat edilmediği takdirde Musul'a zorla gireceğini ve bu takdirde mütarekeyi 6. Ordu'nun bozmuş olacağını ve o zaman her türlü harekât ve icraatta serbest kalacağını söylemiş ve Ali İhsan Paşa da durumu İstanbul'a rapor halinde bildirmişti. Aynı günün akşamı General Marshall yine çok ağır şartları ihtiva eden bir yazıyı Ali İhsan Paşa'ya gönderdi. Ali İhsan Paşa yazıyı okuduktan sonra Osmanlı Harbiye Nezâreti'ne istifasını verdiğini, yerine başka birisinin tayin edilinceye kadar İngilizlerle müzakerelere ordu kurmay başkanının katılacağını ve en kıdemli yetkili olan 2. Tümen komutanının kendisine vekâlet edeceğini söyledi. Bu davranış karşısında Marshall, Ali İhsan Paşa'nın 8 Kasım 1918 günü Musul'u terk etmesini, aksi takdirde mütarekenâmenin on altıncı maddesini tatbik edeceğini bildirdi.
Ali İhsan Paşa bir taraftan tahliye için genel karargâhtan emir beklemekle beraber diğer taraftan verilen müşterek kararın protesto altında tatbikine geçilmesi için gerekli emri vermişti. Ordu ise 15 Kasım 1918 gününe kadar diplomatik yollardan yapılacak teşebbüsler neticesi Musul'u boşaltmamayı ümit ediyordu. Müşterek kararın yürürlüğe gireceği 8 Kasım'da İngilizler 6. Ordu'yu güç durumda bırakmak ve çekilmeyi kolaylaştırmak için tecavüzlere başlamışlar, aynı gün bir İngiliz kıtasıhükûmet konağındaki Türk bayrağını indirerek yerine İngiliz bayrağıçekmiş ve şehirdeki bütün Osmanlı bayraklarıda gönderden indirilmişti. Musul'daki uçaklara ve telsiz telgraf istasyonu ile cephaneliklere el konulmuş, sonuçta bütün baskılara rağmen Musul'un boşaltılmasına başlanmış, bir piyade taburu ile iki batarya ve bir kısım ağırlıklar Musul'dan Nusaybin'e doğru yola çıkarılmıştı.
Ali İhsan Paşa, Dadaylı Halit Beyve 2. Tümen Kumandanı Aşir Bey'i 15 Kasım gününe kadar kalmak üzere Musul'da bırakarak 9 Kasımda Nusaybin'e hareket etti. Aynı gün İstanbul'dan Musul'u tahliye emri alınmış ve Binbaşı Halit (Akmansu)İngiliz karargâhına giderek Musul'un boşaltılması için gereken emri aldıklarını, General Marshall ile kararlaştırıldığı gibi boşaltmaya devam edileceğini tebliğ etmiş, 15 Kasım 1918 öğleye kadar da Osmanlı kıtaları Musul'u terletmişlerdi. Süleymaniye ve Revanduz'daki kıtaların bu tarihten sonra Anadolu'ya geçmelerine izin verilmişti. İngilizler, Musul vilâyetinin bir çok kazalarının boşaltılmasında iki taraf arasında kararlaştırılan şartlara uymayarak depolardaki silah ve yiyeceklere el koymak ve bir an evvel vilâyeti işgal etmek maksadıyla buradaki Türk kıtalarını çıkarmaya çalışarak, Semil, Zaho, Tel'afer, Hokneve Üveynatgibi depoları işgal ettiler.
Aşir Bey ile İngilizler arasında yapılan en son antlaşmaya göre tahliye işleminin 30 Kasım 1918 tarihine kadar devam etmesi kararlaştırıldı. Diğer taraftan İngilizlerMusul vilâyetindeki bütün Türk memurlarını vazifelerinden alarak vilâyet sınırı haricine çıkardılar. Ayrıca Musul ve Bağdad ahâlîsinden henüz terhis olunmamış erler terhis olunarak istek üzerine bunların isim listeleri İngilizlere verildi. Kasım 1918'de Şeyh Mahmud isminde bir şahıs ahâlîsinin büyük çoğunluğu Türkolan Süleymaniye, Kerkük, Tuzhurmatu, Kifri, Zaho, Bana, Revanduz, Duhok, Nebiyunus, Erbil, Altınköprüve Sina'yı nüfuz sahası içine alan İngiliz himayesinde bir "Kürt Hâkimliği" kurmuştu. İngilizler bu bölgede Türkçe konuşmayı dahi yasaklamışlardı. Dünya Savaşı'nın neticesinde Almanların müttefiki olan Osmanlı Devleti mağlup ilân edilerek elde kalan son Anadolu topraklarının büyük bir kısmı da işgale maruz kalmıştı. Nihayet 16 Mart 1920 tarihinde İstanbul'a emperyalist devletlerin askerleri çıkmış ve payitaht işgal olunmuştu. İstanbul'un işgali üzerine Meclis-i Mebusan fesh olundu ve üyelerinin bir kısmı İngiliz askerlerince tutuklanarak sürgüne gönderildi. Bu sırada kaçabilen mebuslar, Anadolu'ya geçip yurdun dört bir tarafından gelen milletvekilleri ile beraber, 23 Nisan 1920'de Ankara'da Büyük Millet Meclisi'ni oluşturarak Mustafa Kemal liderliğinde Millî Mücadelenin organize ve idaresini üstlendiler.
Devamı Var
İleri