Gostivar Türkleri
Sık sık Rusya, Avusturya-Macaristan, Sırbistan, Yunanistant vd. devletlerle savaş yapan Osmanlı devleti, kaybettiği topraklardan kaçan muhacirleri Anadolu'da ve Rumeli'de, bu arada Gostivar, Raptişah, Üsküp, Selanik, Manastır, Serez, Kavala vd. yerlere yerleştiriyordu. 1875-1878 büyük doğu bunalımı yıllarında Rusya, Sırbistan, Romanya, Karadağ, Bulgaristan, Makedonya ve Bosna Hristiyanlarının başka bir söyleyişle bütün Avrupa'nın karşısında yalnız kalan Osmanlı devleti, düşmanlarını mağlup etmesine rağmen bu bunalımın sonunda bazı yerlerden geçici bir süre çekilmek, bazı bölgelere muhtariyet, bazı devletlere ise bağımsızlık tanımak mecburiyetinde kaldı. Söz konusu bunalımın sonunda toplanan Berlin Kongresi'nin kararlarıyla Bosna ve Hersek Avusturya-Macaristan'a Kıbrıs ise İngiltere'ye verildi. Güney'e doğru genişleyen Sırbistan'a bağımsızlık, Bulgaristan'a ise Osmanlı devletinin hudutları dahilinde muhtariyet tanındı. Osmanlı devletinden alınan topraklarda kalan Türkler, yeni kurulan devletlerin vahşetine uğradılar. Bu devletlerin idarecileri ve gayr-i Türk unsurları ilk günden itibaren memleketlerini Türklerden temizlemeye başladılar. Bu sırada Türklere büyük mezalim yaptılar. Bu zulme dayanamayan Türklerin bir kısmı İstanbul'a ve Anadolu'ya, bir kısmı ise hâlâ Türk vatanı olan Rumeli'nin Makedonya, Trakya, Arnavutluk ve diğer bölgelerine yerleşti.
Bu göç sırasında, Sırplar tarafından işgal edilen Niş, Leskofça, Vranye ve diğer Türk şehir ve kasabalarından binlerce Türk, Üsküp, Manastır ve Selanik vilayetlerine yerleşti. Bu ailelerin torunları bugün Raptiştah'ta Vraynkolar olarak bilinmekte ve bu lâkabı taşımaktadırlar. Söz konusu yerlerden gelen binlerce Türk ise Üsküp'e de yerleşti. Bu Türklerin yerleştikleri mahalleye Muhacirler Mahallesi adı verildi. Bâb-ı Âli, 1878-1912 yılları arasında Gostivar ve civarı da dahil olmak üzere Rumeli'ni korumak ve kurtarmak amacıyla bu Türk yurduna en seçkin memurlarını, öğretmenlerini, doktorlarını, âlimlerini, subaylarını ve komutanlarını yerleştirdi. Rumeli'yi bir münevverler yığınak bölgesine dönüştürdü. Osmanlı devletinin geleceğini bu bölgenin geleceğiyle özdeşleştirdi.
Osmanlı devleti ahalinin dinî, sosyal, ekonomik, eğitim, öğrenim, bilim, sağlık, ulaştırma ve diğer ihtiyaçlarını karşılamak için Gostivar'da da çok değerli mimarî ve benzeri eserler inşa etti. Yıldırım Bayezid'in burayı fethinden itibaren Gostivar'da Osmanlı-Türk kültürü büyük faaliyet gösterdi. Kültür eserlerinin sayısı giderek çoğaldı. 1874 yılında bu şehirde iki kütüphane, beş cami, iki tekke, yedi han, 15 meyhane, bir hamam, bir saat kulesi, 80 dükkân, iki mekteb-i ibtidâiye, rüştiye, iki medrese ve iki Hristiyan mekteb-i ibtidaiyesi faaliyette bulunuyordu. Birinci Balkan savaşında Osmanlı Garp Ordusu'nun 22 Ekim 1912 yılında Kosova'da ve Zeki Paşa komutasındaki Vardar Ordusu'nun 24 Ekim 1912'de Kumanova'da geri çekilmeye başlamasıyla Gostivar 28 Ekim 1912 yılında Sırpların işgaline uğradı. Böylece bu şehirde 522 yıl süren Osmanlı hakimiyeti sona erdi.
Gostivar'ın tarih boyunca çok karışık etnik yapısı vardı. Bu şehirde Osmanlı'dan önceki dönemlerde Türklerden başka Slavlar, Arnavutlar, Kıptîler ve diğer unsurlar yaşıyordu. Osmanlı Türkleri Gostivar'ı ve civarını fethettikten sonra hem şehirde, hem civardaki köylerde Anadolu'nun değişik yerlerinden getirdikleri seçkin Türk aileleriyle yaptıkları nüfus yerleşmeleri ile bu bölgedeki milletlerarası aileleriyle yaptıkları nüfus yerleşmeleri ile bu bölgedeki milletlerarası farklılaşmalarda çok önemli değişiklikler meydana getirdiler.
Gostivar'ın Osmanlı Türklerinin fethinden önceki yapısı içinde hakim olanlar Rum veya Sırp Patrikliği'ne bağlı olan Ortodoks Slavlardı. Ancak bu unsurlar kendi idarecilerinden ve din adamlarından gördükleri eziyet yüzünden 1930'larda Gostivar'ı fetheden Osmanlı Türklerine kurtarıcı gözüyle baktılar. Osmanlı Türklerinin Hristiyanlara uyguladıkları âdil politikanın neticesinde Gostivar ve civarındaki Hristiyanlar gönüllü olarak hidâyet ve hak din olan İslam'ı kabul etmeye başladılar. İslam dininde kurtuluşu, mutluluğu ve huzuru buldular. Bundan başka bu bölgede yaşayan Hristiyanların çoğu Osmanlı devletinin İslam dinini kabul edenlere tanıdığı özel imtiyazlar yüzünden de bu dini benimsediler. Böylece bu yıllardan itibaren Gostivar'ın ve civar halkının etnik ve din yapısı Türklerin ve Müslümanların lehine değişmeye başladı.
XIX. asrın ikinci yarısında Gostivar'ın nüfusu giderek arttı. Bu nüfus 1874 yılında 2000 iken 1890'da 3.735 oldu. Bu yıllarda Gostivar'da büyük çoğunlukta olarak 3.100 Türk, 310 Slav, 100 Arnavut, 25 Ulah ve 200 Kıptî yaşıyordu. Bu gerçeği K. Gersin'in ve Vasil Kınçov'un 1890'da Makedonya'nın nüfusu hakkında verdikleri bilgiler de kanıtlamaktadır. Verilen cetvelde görüldüğü gibi Makedonya'nın Selanik, Üsküp, Manastır, Kavala, Serez, Kastorya, Demirhisar, Petriç, Drama, Kalkandelen, Gostivar, Raptişah, Debreşe, Kumanova, Kıratova, Koçana, Radoviş, Pravişte, Nevrekop, Kozana, Kayalar, Florina, Bereya, Eğridere gibi şehir ve kasabaların nüfusunun büyük çoğunluğunu Türkler oluşturuyordu. Ancak, Balkan savaşları ve Birinci Dünya Savaşı yıllarında Makedonya Türklerine yapılan mezalimin sonunda söz konusu yerlerde Türklerin nüfusu iyice azaldı. Hatta onlar bazı yerlerde azınlık durumuna bile düşürüldü. Fakat bu olaylar Gostivar civarındaki Türklerin nüfus sayısını etkilemedi. Birinci Dünya Savaşı'nın neticesinde kurulan Sırp-Hırvat-Sloven Krallığı'nın 1921'de yaptığı nüfus sayımında Makedonya'da 150.000, Yugoslavya'da ise 430.000 Türkün yaşadığı tespit edildi. Bu sayımda Gostivar ve civarında yaşayan ahalinin büyük çoğunluğunun Türklerin oluşturduğu da görüldü.
Devamı Var
İleri