Hüseyin Namık Orkun (1902-1956), Türk tarihi ve dili üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan Türk tarihçi ve dil bilimcidir. 15 Ağustos 1902'de İstanbul'da doğmuş, 23 Mart 1956'da Ankara'da 53 yaşında vefat etmiştir. Cebeci Asri Mezarlığı'na defnedilmiştir.

Orta öğrenimini İstanbul'da Nişantaşı Sultanisi'nde tamamlayan Orkun, ardından İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde tarih öğrenimi gördü. İleri eğitimi için Macaristan'a giderek Budapeşte Üniversitesi Felsefe Fakültesi'nde ünlü Türkolog Gyula Németh'in yanında Türkoloji alanında uzmanlaştı. Bu dönem, onun Türk dili ve tarihine dair derin bilgi birikimini şekillendirdi.

1930'da öğrenimini tamamladıktan sonra Gazi Eğitim Enstitüsü'nde tarih öğretmeni olarak göreve başladı. Kariyeri boyunca öğretmen okulları, polis akademisi ve tıp fakültesi dahil çeşitli kurumlarda Türk Tarihi ve İnkılap dersleri verdi. Akademik mesaisini ağırlıklı olarak Türk dili ve tarihi araştırmalarına ayırdı; Türk destanları, boyları ve eski Türk kültürü üzerine yoğunlaştı.

1944 yılında, dönemin önemli olaylarından olan Irkçılık-Turancılık davasında yargılandı ve yaklaşık bir yıl tutuklu kaldıktan sonra beraat etti. Bu süreçten sonra başlayan sağlık sorunları ölümüne dek devam etti. Bu dava, Türkçülük hareketinin II. Dünya Savaşı yıllarında yaşadığı siyasi baskının simgelerinden biri olarak tarihe geçmiştir.

Orkun'un on dördü aşan yayını, Türk tarihinin ve dilinin pek çok konusunu kapsar. 'Peçenekler' (1933), eski Türk yazıtları üzerine incelemeleri ve 'Eski Türklerde Evcil Hayvanların Tarihçesi' (1954) gibi eserleri, Osmanlı'nın kökeninden Göktürk kitabelerine uzanan geniş bir ilgi alanını yansıtır. Türk destan geleneği ve Türkçülük-milliyetçilik üzerine kaleme aldığı yazılar da bibliyografyasında yer tutar.

Türk tarihi ve Türkçülük açısından Hüseyin Namık Orkun, özellikle eski Türk yazıtlarını ve Türk boylarının tarihini bilimsel biçimde işleyen çalışmalarıyla önemli bir yer edinmiştir. Göktürk yazıtlarına dair araştırmaları ve Türk tarihinin erken dönemlerine ışık tutan eserleri, Türkoloji literatürüne kalıcı katkılar sağlamış; adının 'Orkun' (Orhun yazıtlarına gönderme yapan) soyadıyla özdeşleşmesi de bu alandaki yerini pekiştirmiştir.