Anadolu'nun Adım Adım Fethi
O, elindeki toprakları muhafaza edebilmek için, bir taraftan Bizans İmparatoru Botaniates'e tâbiiyet arzederek Antakya düklüğü vazifesi ve Sebastos gibi ünvanlar alırken, diğer taraftan Musul ve Haleb hükümdarı Şerefü'd-devle Müslim'e, Anadolu hâkimi Süleymanşah'a, Suriye meliki Tâcü'd-Devle Tutuş'a vergiler ve hediyeler veriyor, Büyük Sultan Melikşah'a da ayrıca hediyeler ve bağlılık mektupları gönderiyordu. 1084 senesinde Urfa vâlisi olan oğlu ile arası açılmış ve Barsam yakalanarak hapsedilmişti. Bu muameleden üzgün ve umumiyetle babasının hareketlerinden şikâyetçi olan Barsam, babasının Antakya'daki şıhnesi (vâlisi) Müslüman İsmail ile gizlice anlaşarak, Anadolu melikini bu şehri zapta dâvet etmeye karar verdi. Hapishaneden kaçtı, İznik'e gitti ve Süleymanşah'ı Antakya üzerine teşvik etti. Süleymanşah yeter miktarda kuvvetle, kimseye sezdirmemek için, yalnız geceleri ilerleyerek on iki gün içinde Antakya'ya geldi. Kararlaştırılmış noktalardan sessizce 280 kişiyi surlara çıkardı.
Ermeniler'den nefret eden ahali karşı koymayarak, Habib Neccar dağına ve iç kaleye çekildi. Philaretos'un askerleri de kaçıyorlardı. Ertesi gün beliren küçük direniş Moncukoğlu kumandasındaki kuvvetler tarafından kırıldı. Bizans'ın Suriye'deki son hristiyan kalesi olan bu mühim şehir zaptolundu (1084 aralık ayının ilk haftası). Süleymanşah halka iyi davrandı, esirleri serbest bıraktı, ahalinin malına el sürdürmedi. Meşhur Kısiyan kilisesi camie çevrilerek yüz yirmi müezzinin aynı zamanda okuduğu ezan ile ilk Cuma namazı kılındı. 12 Ocak 1085'de iç kalenin de teslim alınışından sonra, Süleymanşah Antakya'ya tâbi bulunan Ayıntab, Artah, Bagras, İskenderun, Süveydiye ve diğer kasaba ve kaleleri birer birer işgal etti. Müteakiben başarılarını Büyük Sultana müjdeledi. Melikşah'ı çok memnun eden bu zafer bütün İslâm ülkelerinde heyecanla kutlanmıştır.
Antakya'nın âkıbetini duyan Philaretos Ceyhan'da Honi'ye gitmekten başka çare bulamadı. Buradan da Poltaci (Baltacı?) tarafından kovalandığından Maraş'a iltica etti. Bir müddet sonra, 1085'de Honi, Göksun, Elbistan, Keysun ve nihayet Maraş'ı Poltaci işgal ettiği zaman Philaretos Urfa'ya oğlunun yanına gitmek zorunda kalmış, fakat kendisinden nefret eden Urfalılar'dan yüz bulamayınca, bir kaleye olsun yerleşebilmek ümidiyle Melikşah'ın yanına gitmeye karar vermişti. Başlangıçta iyi kabûl görmeyen Philaretos'a, Urfa'nın Selçuklular tarafından zaptını (Şubat 1087) müteakip ve büyük sultanın huzurunda törenle Müslüman olduktan sonra Maraş şehri verilmiştir.
Philaretos'a tâbi Harput şehri Çubuk Bey tarafından zaptolunmuş ve bu bey ayrıca Eğin, Arapkir, Çemişkezek ve Hanzid (Palu-Genç) bölgesini ele geçirmiştir.
Diğer taraftan Çankırı'yı fethetmiş olan Karategin fütûhatını sahile doğru genişleterek Sinop'u muhasara ve zaptetmişti. Efes şehri ile Ege sahilleri bölgesi Tanrıvermiş Bey'in, İzmir ve civarıyle adalardan bir kısmı Çakan Bey'in hâkimiyeti altında idi.
Böylece Süleymanşah'ın vefatından önceki günler Antakya'dan Karadeniz'e, Ege denizine ve Çanakkale'ye kadar bütün memleket -tabiatiyle bazı kalelerle sahillerdeki tahkimatlı şehirler hariç- Türk hâkimiyetine girmiş ve Büyük Selçuklu İmparatorluğuna bağlanmıştır.
Devamı Var
Menüye Dön