Anadolu'nun Adım Adım Fethi
Durumdan faydalanan Türkler Anadolu'yu işgale devam ettiler: 1074'den itibaren Yeşilırmak ve Kelkit havzasını Artuk Bey'in feth ettiği tahmin edildiği gibi, Şarkî Karahisar ile Erzincan ve Divriği havalisinin Mengücük tarafından, şehri hariç Erzurum ile Çoruh bölgesinin Ebu'l-Kasım tarafından zaptedildiği anlaşılmaktadır. Artuk Bey Sivas, Tokat ve Çorum havalisini de aldıktan sonra, Sultan Melikşah'ın emriyle, gördüğümüz gibi, el-Ahsâ bölgesine gitmek üzere 1077'de Anadolu'dan ayrılmıştı. Bu sene Artuk Bey'in yerine gelerek fütûhata başlamış olması kuvvetle muhtemel olan Danişmend, Niksar havalisi ile aşağı Yeşilırmak bölgesini, yani Amasya ve civarını sahile kadar açmıştır. Diğer taraftan Gümüştegin adında bir başbuğ Nizib, Âmid ve Urfa civarında Grek ordularını mağlûp ediyordu ki, bunun Melikşah'ın kumandanlarından Gümüş-tegin Candar olması muhtemeldir. Yine bu sıralarda Phrykja şehirleriyle beraber Alaşehir de feth edilmiş olup Ege sahillerinde de Türkler görünmeğe başlamışlardı. Milet yakınında Latros tepesindeki manastır Türkler yüzünden terk edilmişti.
Bizans imparatorunun Balkanlar'daki başarısızlıkları da Anadolu'da tesirini göstermekte gecikmedi. Mesopotamia (güney Fırat bölgesi) müstesna diğer yerlerdeki Grek kumandanları dağılmış olduğu için Anadolu'da muntazam Bizans ordusu hemen hemen yok gibi idi. O devir Grek tarihçisi Attaleitas'a göre, gerçekten bu kıt'ada "hareket hâlinde bir askerî kuvvet artık mevcut değildi". Anatolik (Konya bölgesi) teminin kumandanı General N. Botaniates fırsattan faydalanarak âciz imparator Mikhael VII. ile onun haris nâzırı Nikephoris'e karşı yürümeyi tasarladı, propagandaya başladı. İstanbul'da halktan, hattâ senato üyelerinden ve din adamlarından hayli taraftar kazandı.
General Botaniates işlerini ilerlettiği sıralarda kurnaz Nikephoris, gizli faaliyetten haberi olmamakla beraber, şüpheli gözle baktığı Botaniates'i ortadan kaldırmak tedbirlerini aramıyor değildi. Bu maksatla yine Türkler'e başvurdu ve onun yakalanıp bertaraf edilmesi hususunda Süleymanşah ile bir anlaşma yaptı. O zaman Martavkosta adlı Bizans vâlisinin elinden Konya'yı almış, arkasından o civardaki Gevele kalesini Romanos Makri'den zaptetmiş (1077) ve Batı Anadolu'nun mühim şehirlerini fethe girişmiş olan Süleymanşah Botaniates'in İstanbul'a giderken geçmesi muhtemel yol ve geçitleri tuttu. Âsi general, bunun üzerine Kütahya (Kotyaion)'dan itibaren, ana yolları terk ederek, dolaşık dağ patikalarından sür'atle Sakarya kenarına, oradan da İznik (Nikaia)'e ilerledi.
Türk öncüleri İznik yakınında ona yetiştiler ve büyük ordu gelinceye kadar oyalama savaşına giriştiler. İki kuvvet arasında ezilmek tehlikesine mâruz kalan Botaniates için bizzat Süleymanşah'a başvurmaktan başka çare kalmamıştı. Anadolu'yu fethe memur Türk kuvvetlerinin başbuğu Süleymanşah için hasım tarafın yuvarlanmakta olduğu bâdireden faydalanmak kadar tabii bir şey olamazdı. Bizans idarecilerinin birbirleriyle mücadelelerini körüklemek, düşman ordusunun içinde bocaladığı perişanlığı arttırmak lâzımdı. Süleymanşah da kâh ihtilâlcilere, kâh iktidara yardım elini uzatarak, bu vazifesine devam ediyordu.
Bu itibarla Botaniates'in aracı olarak gönderdiği Khrisoskul'a iyi yüz göstermekte gecikmedi. Âsi generalin serbestçe İstanbul'a yürümesine müsaade ettikten başka, ayrıca, bu yürüyüşü emniyete almak için, ona kuvvetli bir Türk müfrezesi de verdi. Botaniates İznik üzerinden Bizans başkentine doğru ilerledi. Bu haber üzerine patrik Aemilianus'un tahriki ile Ayasofya'da başlayan ihtilâl hareketi bütün İstanbul'u sardı. Nikephoris kaçtı. İmparator Mikhael ise kardeşi Konstantinos lehine tahttan çekilmekle canını kurtarmak kaygusunda idi. Fakat Konstantinos bunu kabûl etmemiş, Aleksios Komnenos ile birlikte, Kadıköy (Khalkedon)'de bekleyen Botaniates'e katılmıştı. Bizans İmparatorluğu'nun, İstanbul'da giyecek adam bulunmadığı için, ortada kalan tâcı, Boğaziçi kıyılarına kadar Türk himayesinde gelen Nikephoros Botaniates'in başına kondu (3 nisan 1078).
Devamı Var
İleri