Anadolu'nun Adım Adım Fethi
Bu tarihten itibaren Türkler Toroslar ve Adana bölgesinden Üsküdar'a kadar bütün eyâletlerde yerleşmişlerdir ve Süleymanşah Boğaziçi'nin Anadolu sahilinde kurduğu gümrük daireleriyle Boğaz'dan gelip geçen gemilerden vergi almaktadır. Bu hâdiselerin Uzak-Doğu'ya kadar yankılar uyandırdığı görülüyor. Hakikaten kritik anlarından birini yaşayan Bizans,Türk baskısını hafifletmek emeliyle Çin'de diplomasi faaliyeti göstermiş, Anadolu fütûhatının Büyük Sultan Melikşah'ın emriyle yapıldığını ve onun tarafından desteklenmekte olduğunu bildiği için, doğu sınırları Orta-Asya'ya dayanmış olan Selçuklu İmparatorluğu'na karşı Türkistan cihetinden harekâta teşvik etmek üzere, 1081'de kuzey Çin hükümdarı nezdine bir elçilik hey'eti göndermiştir; fakat teşebbüsten hiç bir netice çıkmamıştır.
Nikephoros Melissenos'a gelince, bu zat Türk himayesinde olarak İznik'te oturuyor ve Batı Anadolu'nun bir kısmı ismen ona tâbi bulunuyordu. Fakat az sonra Süleymanşah bu araziyi de işgal ederek onun itibârî hâkimiyetine son verdi (1081).
Üç senelik hâdiseler imparator Botaniates'in, uçuruma doğru giden Bizans'ı kurtarmak iktidarında olmadığını ispat etmişti. Onun zamanında Anadolu elden çıkmış olduktan başka, Balkanlar devamlı isyan ve ihtilâllere sahne olmakta, bunlara karşı hiçbir ciddî tedbir alınamamakta idi. Karadeniz boğazından Çanakkale boğazına kadar Marmara sahillerini ele geçiren "Cesur Süleyman"-şah'ın Kapıdağ yarımadası berzahındaki son Bizans kalesi, Kyzikos'u da zaptedip karşı sahillere atlamak üzere vaziyet aldığı 1081 yılında Bizans çeyrek yüzyıl süren uyuşukluğundan silkinir gibi oldu. Trakya ordusu tarafından imparator ilân edilerek İstanbul'da tâç giyen Aleksios Komnenos'un idareyi ele alması ile esaslı değişiklikler belirdi.
Komnenos âilesinden İzak'ın bir aralık imparator olduğunu (1057-1059 yıllarında) biliyoruz. Fakat yüz sene devam eden Komnenoslar sülâlesinin kurucusu ve ilk hakikî imparatoru sayılan Aleksios I. Komnenos Bizans'ın kurtarıcılarındandır.
Aleksios'un Batıda, İtalyan Normanları'nın başı korkunç Robert Giskard tehlikesini önlemek için aldığı çok ciddi tedbirlere karşılık, Boğaziçi'nin Anadolu sahillerine kadar sokulmuş bulunan Selçuklular'a karşı, Nikephoros Phokas ile istişareden sonra, tatbik ettiği müdafaa tarzı hayret edilecek derecede basit görünür. Robert Giskard'ı Arnavutluk kıyılarında durdurmak maksadiyle bütün Batı dünyasını yardıma çağıran Aleksios, beri tarafta Türkler'i Boğaziçi'nden uzaklaştırmak hususunda sadece barakalar şeklindeki karakol kayıkları ile iktifa etmişti.
Fakat neticede bu pek küçük ölçüdeki madafaa sisteminin büyük masraf ve emeklere bağlı ordular hazırlama ve sevkinden daha tesirli olduğu anlaşıldı. İmparator Aleksios kalabalık ve muntazam Bizans ordularının, az sayıda süvarilerden kurulu fevkalâde sür'atli ve oynak Türk kuvvetleriyle başa çıkamadığını tecrübelerine dayanarak iyi biliyordu. İmparatorun kızı, tarihçi Anna Komnena bunu, Bizans orduları kendilerini "ayaklar altında kum gibi" ezen Türkler'e karşı savaşmak cesaretini artık gösteremiyorlardı, şeklinde ifade etmektedir. Böylece, Bizans imparatoru, büyük harekât yaparak Türk ordularını kendi üzerine çekmemek, mevcut kuvvetini bir anda kırdırmamak gayesiyle, tesiri gayet dar bir sahada kalan bir nevi gerilla savaşı vermeyi tercih etmişti.
Devamı Var
İleri