SELÇUKLULAR'DA TEŞKİLAT, KÜLTÜR VE İMAR FAALİYETLERİ
Büyük Selçuklular devrinde ortaya atılan ve geliştirilen medrese mimarisi bir bakıma gerçek yerini Anadolu'da bulmuş ve yaygın duruma gelmişti. Nitekim Anadolu Selçukluları sultanları ve devlet adamları da birçok medrese inşâ ettirmişlerdi. Bu devrede de medreselerde dinî öğretim ve tıp öğretimi (tatbikatı) şifahânelerde yapıldığı gibi, bazıları da rasadhâne olarak kullanılıyordu.
Selçuklu adâlet teşkilâtı bütün ortaçağ Türk-İslâm devletlerindeki gibi, şer'î ve örfî yargı olmak üzere ikiye ayrılmıştı:
Şer'î yargı sistemi: Bu yargı sisteminde davalara kadılar bakmakta idiler. Kadı din ve şeriat ile ilgili bütün işlerde yetkiliydi. Buna göre kadılar; evlenme ve boşanma işleri, nafaka, mirâs ve alacak davalarına bakarlar, yetimlerin ve erkek akrabası olmayan kadınların vasiliklerini üzerlerine alırlar, noter vazifesini görürler, câmileri ve bunlara ait tesisleri ve vakıfları idare ederler, vakfiyeler tanzim ederlerdi. "Kadı el-Kudât" denilen baş kadı, Sultan tarafından tayin edilirdi. Sultan'ın doğrudan doğruya kontrolü olmadığı yerlerde kadıların, eyalet valileri tarafından tayin edilmesi mümkündü.
Örfî yargı sistemi: Bu en yüksek dünyevî mahkemede asayişi bozan ve kanunlara itaat etmeyenlerin davalarına "Emîr-i dâd" (veya Dâdbegi) bakar ve özellikle ceza meseleleri ile meşgûl olurdu. Büyük Selçuklular'da Emîr-i dâd, Adliye vekili vazifesini görmekte ve şer'î işlerden başka davalara da bakan Divân-ı Mezalim'in başkanlığını yapmakta idi. Selçuklu Ordusu içindeki anlaşmazlıklara ise "Kadıy-ı leşker"'in başkanı bulunduğu askerî mahkemeler bakmaktaydı.
Son
Menüye Dön