Teşkilât

c- Adliye

Adliye şer'î yargı, örfî yargı olarak ikiye ayrılmıştır. Kadı'lar şer'î dâvâlara bakar, başlarındaki "Kaadî'l-kudât" merkezde (Selçuklu devrinde Bağdad'da) mahkeme reisliği yaptığı gibi, bütün kadıları da kontrol ederdi. Miras, hayrat işleri ve vakıfların idaresi, vakfiyelerin düzenlenmesi de kadılara âitti. Kadıların hükümleri kesindi.

Ordu mensuplarının dâvaları "Kadıasker"ler tarafından görülürdü. Örfî ve kanunî meseleleri hal ile vazifeli ayrı mahkemeler vardı. Başında "Emîr-i Dâd" (Adalet Bakanı)ın ve taşrada bunun nâipleri ve inzibat memurlarının bulunduğu bu teşkilâtın üstünde ağır siyasî suçlar, sultanın başkanlığındaki hususî mahkemede hükme bağlanırdı. Bu arada belirtilmesi gereken nokta, adalet işlerinden sorumlu şahısların Büyük Dîvân veya eyâlet Dîvân'ları ile yâni hükûmet ile ilgileri bulunmamasıdır. Böylece herhangi bir siyasî veya idarî baskıya mâruz kalmaksızın adaleti yürütmek mümkün olmakta idi.

Kısaca açıklamağa çalıştığımız bu hükûmet teşkilâtı bazı ufak farklarla ve yer yer isimler değişmekle birlikte, fonksiyonları birbirine yakın şekilde devam etmek üzere, Osmanlılar'a kadar Türk-İslâm devletlerinde, hattâ Orta-Doğu Moğol teşkilâtında mevcut olmuştur. d- Ordu:

Kara-Hanlı, Türkmen Beylikleri ve başlangıçta Anadolu Selçuklu orduları Türkler'den kurulu idi. Gazne ordusunda yerli unsur büyük çoğunluk teşkil ediyordu. Çünkü, esasen yabancılara dayanmak zorunda olan Sultan Mahmûd'un zengin ve putperest Hind râcalarına karşı tertiplediği meşhur seferleri için kalabalık ve koyu müslüman askerlere ihtiyacı vardı. O sırada Horasan'da yaygın olan Kerrâmîlik mezhebi taraftarlarından çok faydalanan Mahmûd, ayrıca islâm ülkelerine adamlar göndererek "gaziler" toplatıyor ve sefer zamanlarında kendiliklerinden katılanlar ("Mutavvia"=Gönüllüler) ile kuvvet sayısı büyük rakamlara yükseliyordu. Bunlar yalnız ganimetten pay almakta idiler. Fakat Sultan Mahmûd'un, Selçuklular'a örnek olan hassa ordusu çeşitli etnik unsurlar arasından devşirilip hususî terbiye ile yetiştiriliyordu.

Büyük Sultan Melikşah zamanında Ortaçağ'ın en büyük askerî gücü hâline gelen Selçuklu orduları: Çeşitli kavimlerden seçilerek tören ve protokolda özel saray terbiyesine tâbi tutulmuş ve doğrudan doğruya sultana bağlı "Gulâmân-ı saray" güzide kumandanların eğitimi altında, her ân savaşa hazır hassa ordusu, meliklerin, şıhnelerin ve devlet erkânının askerleri, tâbi hükûmetlerin kuvvetleri idi.

Siyasetnâme'sinde Gazneli usulü hassa ordusu kuruluşunun faydalarını sayıp döken vezir Nizâm'ül-mülk'ün, sultanlarla soydaşlıklarından dolayı Türkmenler'den de bir grubun alınması tavsiye etmesinden büyük çoğunlukla yabancılardan teşkil edildiği anlaşılan hassa ordusu efradından herbirine imparatorluğun çeşitli köşelerinde ikta araziler verilmişti. Türkmen beylerinin bazan serkeşlik yapabilmelerine (meselâ Sultan Melikşah'a karşı Artuk Bey ve Ebu'l-Kasım) mukabil, Gulâmân-ı saray ve hassa ordusu kumandanlarının sultana kayıtsız, şartsız bağlılıkları dikkate değer. Ayrıca imparatorluğun her tarafına dağılmış ve yine kendilerine ayrılan ikta topraklarından geçimlerini ve teçhizatını sağlayan süvari kuvvetleri ("Sipâhiyân") çok kalabalık idi.

Devamı var

İleri