Çuvaş Tarihi

Nihayet Şelkey oğlu Yıltavar Almış (İlteber Almuş'ın İslâm dinini kabul etmesiyle İdil Bulgarlarının devlet dini İslâmiyet olmuştur. Almış Han 920 tarihlerinde Abbasi Halifesi Muktedir Billah'a İslâmiyeti öğretmek üzere din âlimleri ve mimarlar göndermesi için müracaatta bulunmuş ve ismini Emir Câfer Bin Abdullah olarak değiştirmiştir. Halife Muktedir Billah, bu müracaat üzerine, din adamları ve mimarlardan oluşan bir heyeti 921 yılında göndermiş, bu grup 922 yılının Mayısında Bulgar ülkesine ulaşmıştır. Bulgar ülkesine gelen Abbasi Halifesi'nin elçileri arasında kâtip sıfatıyla bulunan İbn Fadlan, bu seyahati anlatan notlar yazmıştır. Sikkelerden anlaşıldığına göre Emir Câfer'den sonra yerine oğlu Mikâil geçmiş ve ona da Tâlib Bin Ahmet, Mümin Bin Ahmet ve Mümin Bim El-Hasan halef olmuşlardır. Bulgarlar 965 yılında Hazar Hakanlığı yıkılana kadar bu devlete tabi oldular ve uzun süre Hazarlara vergi ödediler. Ancak Hazar Hakanlığı yıkıldıktan sonra müstakil bir devlet hüviyetine kavuştular. Bağımsız olduktan sonra Rusların Kiyev Prensliği tarafından rahatsız edilmeye başlandılar. 964 ve 985 yıllarında Kiyev Prensliği Bulgar Ülkesi'ni istilâ etti. Bulgarlar ve Ruslar arasındaki münasebetler 1006'da bir ticaret antlaşmasının yapılmasıyla iyileşti. Fakat XI. yüzyılın ikinci yarısında kuzeydeki kürk ticareti Ruslar ve Bulgarlar arasında devamlı savaşlara neden oldu. Nitekim Ruslar'dan Vsevolod Hazar denizinden gelen ticaret yolunu ele geçirmek için bölgedeki çeşitli kabileler üzerinde hakimiyet kurmak üzere bölgeye çeşitli seferler düzenlendi. Vsevolod'un orduları 1183'te Bulgarların büyük şehri Bulgar (Pilhar)'a yürüdü. 1205'te İdil ve Kama Bulgarları'na karşı ordular gönderdi. Ruslarla olan mücadele Moğolların ortaya çıkışına kadar devam etti.

Moğollar 1224'te Kalka nehrinde Rusları bozguna uğrattıktan sonra doğuya dönerken Bulgarların tuzağına düşerek ağır kayıplar verdiler. Bunun intikamını almak için Batı Han idaresindeki Moğol ordusu 1236 yılında Bulgarlara saldırdılar. Bu saldırıda Bulgarlar büyük zayiat verdiler. Bu yenilgi Bulgarlar'da sonun başlangıcı oldu. Moğol istilasından sonra Deşt-i Kıpçak'ta kurulan Altın-Orda döneminde Bulgarlar bağımsızlıklarını bir süre daha devam ettirdiler. Bulgarlar Altın-Orda'ya uzun süre yarlık ödediler. Altın-Orda'yla münasebetlerde zaman zaman ihtilaflar ortaya çıktı. Bu ihtilafların sonucunda 1361 yılında Altın-Orda Hanı Pulat Timur Bulgarlar'ın üzerine yürüyerek Bulgar şehrini yeniden tahrip etti.

1391 yılında Timur'un Altın-Orda Hanı Toktamış (1376-1395)'a karşı yaptığı seferde Bulgar ülkesi bir kez daha tahrip edildi. Nitekim Timur'a mağlup olan Toktamış Han yanındaki kuvvetleriyle Bulgaristan'a gitmek zorunda kaldı. Bulgar Şehri'nin 1399 yılında Ruslar tarafından tahrip edildiğini görüyoruz. 1399'dan sonra Bulgarlar bir daha toparlanamadılar ve dağıldılar. Halktan bir kısmı Kama nehrinin kuzeyindeki Kazan nehri boyunca yerleşerek burayı Türkleştirdiler. 1437 yılında kurulan Kazan Hanlığı'nın esas nüfusunu Bulgarlar, Moğol-Kıpçaklar ve diğer yerli halklar teşkil etmekteydi.

1240'lı yıllarda kurulan Altın-Orda Deşt-i Kıpçak'ta, İrtiş'ten başlayarak Tuna boylarına uzanan Kıpçak arazisini, Kuzey Kafkas'ı, Kırım'ı, İdil'deki Bulgaristan'ı, Urallar'ı ve Harezm'i hâkimiyeti altına almıştır. Deşt-i Kıpçak'ta doğu Kıpçaklar göçebe, Batı Kıpçaklar ise yarı göçebe olarak yaşamaktaydılar.

Kıpçaklar doğu Avrupa'ya XI. yüzyılda ulaşmışlardır. İşte Altın-Orda'nın esas askeri gücünü bu Kıpçaklar teşkil etmişlerdir. Moğol-Tatarlar Altın-Orda'da batı Kıpçakları'yla birleşerek milli karakterlerini kaybetmişlerdir. (15) XIV. yüzyılın birinci yarısında batı Kıpçakları kendilerine Tatar demeye başlamışlardır. Altın-Orda'da Tatarca devlet dili, İslâmiyet de devlet dini olmuştur. Altın-Orda'nın kurulmasından sonra İdil'deki Bulgar coğrafyası Altın-Orda'yı besleyen temel yerleşim alanı, Bulgar Şehri de Altın-Orda'nın başşehri olmuştur. Bulgar'da 1330 yıllarına kadar Altın-Orda sikkeleri çıkarılmıştır.

Devamı Var

İleri