Kafkasya'dan Göçe ilişkin Rakamlar

Osmanlı topraklarına yerleşen göçmenler 6 yıl süreyle askerden muaf tutuldukları gibi mali durumları düzelene kadar 10 yıl süreyle de vergi muafiyetinden yararlanıyorlardı. Yine hükümet tarafından gerekli tarım aletleri ve tohum yardımı yapılarak ziraate yönlendirilen göçmenler stratejim kaygılarıyla Rus sınırına yakın, nüfusu az veya etnik yönden karışık yörelerde yerleştirilmişlerdir.Osmanlı Devleti göçmenlerin iskânında kendi yararına en uygun yerleştirme planını uygularken özellikle Kafkasyalı göçmenlerin yerleştirilmesi hususunda Rusya'nın müdahalesiyle karşılaşmıştır. Uzun Kafkasya mücadelelerinde Kafkasyalıları yakından tanıyan ve onların savaşçı nitelikleri yanında disiplinli geleneklerinin verdiği azmi iyi bilen Ruslar, göç eden Kafksayalılardaki Rus düşmanı duyguları da 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'na Osmanlı ordusu saflarında katılan Kafkasyalılarda test etmişlerdi. Bütün bu sebeblerle Rus Çarlığı, Osmanlı Devleti'nden "Kafkasyalı göçmenlerin Rus sınırlarından önemli bir uzaklıkta ve her hâl ü kârda Erzincan, Tokat, Amasya ve Samsun hattından daha Batı'da yerleşmelerini" resmen talep etmiştir. Osmanlı yöneticileri Kafkasyalıların iskânında genellikle bu talebi gözetmişlerdir. İskân politikasını dikkatle izleyen Rus hükümeti, devamlı olarak Kafkasyalı göçmenlerin Anadolu'nun güney bölgeleri ve Suriye'de yerleştirilmesini Osmanlılara tavsiye etmiş ve bu konudaki ısrarları baskı denebilecek boyutlara ulaşmıştır. Öte yandan İngiltere, Yunan hükümetinin görüşüne uygun olarak Batı Trakya'da 8.000 Kafkasyalı ailenin yerleştirilmesi planına itiraz etmiştir. Daha önce 1876'da toplanan İstanbul Konferansı'nda "Kafkasyalı göçmenlerin Rumeli'de iskân edilmemesi" kararlaştırılmış ve bu karardan önce Rumeli'de iskân edilmiş olan Kafkasyalılar ikinci bir göçün sıkıntılarını yaşamak zorunda bırakılmışlardır.

Bu şekilde devletlerarası pazarlıklara konu olan Kafkasyalı göçmenler, yoğun olarak Trabzon, Samsun, Sinop, Adapazarı, Kayseri, Sivas, Erzurum, Çorum, Çankırı, Bursa, Eskişehir, Tokat şehirlerinde iskân edilirken bir kısmı da Diyarbakır, Mardin, Muş, Halep, Şam gibi Osmanlı topraklarının güney kesimlerinde yerleştirilmişlerdir. Öte yandan bir grup Kafkasyalı da Dobruca, Varna, Köstence, Burgaz, Sofya gibi bugün Bulgaristan ve Romanya sınırları içinde kalan yerlerde iskân edilmiştir. Hatta dinî saikleri kuvvetil olan bir grup Kafkasyalının doğrudan Filistin'e göçederek o zaman Osmanlı'ya bağlı olan Kudüs ve havalisinde yerleştikleri bilinmektedir. Filistin'deki Rus konsolosu 1883'te Yafa'ya ulaşan bir Osmanlı gemisi ile 365 Kafkasyalı'nın geldiğini ve bu gelenlerin sadece kutsal yerleri ziyaret etmekle kalmayıp Ürdün nehri boyunca yerleştirdiklerini Moskova'ya rapor etmiştir. Osmanlı Hariciye Arşivi, Rusya'dan göç etmeleri kabul edilen Müslümanlar ve Rus istilasından sonra yurtlarından hicret eden Kafkasyalı ve Kırımlılar ile ilgili bilgilerin birçoğunu ihtiva etmektedir. 1895'ten 1908'e kadarki sürede Kafkasya'dan göç etmelerine izin verilen Müslüman gruplara örnek olarak 1895'te Kuban bölgesinin Volni, Kuna Gazi, Korgakav, Urup ve Karamunsin köylerinden bin aile İzmit'e ulaştıktan sonra trenle Ankara'ya sevkedilmişlerdir. 1899'da İdil-Ural bölgesindeki Ufa ve Tamarra'dan 395, 353 ve 791 aileden oluşan 3 ayrı gruba izin verilerek Rostov üzerinden gemilerle İstanbul'a doğru yola çıkarılmışlardır. 1906'da Uyum'un Kubarti kabilesinden 233 aile ve Kuban'dan 372 ailenin göçüne izin verilerek Adana vilayeti ilçelerinde yerleştirilmişlerdir.

Bu göçler sonunda Osmanlı Devleti'nin ve özellikle Anadolu'nun yoğun etnik değişimlere uğradığı bir sosyolojik gerçektir. Genel olarak göç hareketinin en önemli siyasi sonucu 1701'deki Malazgirt zaferiyle simgelenen Anadolu'nun Türkleşmesi ve İslamlaşması sürecinin tamamlanmasını sağlaması olmuştur.

Son

Menüye dön