Şamil'in Müdafaa Muharebeleri
Kafkasya umumi valisi ve başkumandanı prens Baryatinski'nin Çar İkinci Aleksandr'a verdiği rapor burada bitiyor. Veden'in Ruslar'ın eline geçmesi stratejik ehemmiyetinden çok ziyade manevi ve ruhi bakımdan ağırdı. Tam otuz beş sene Tanrıya yükselen bir and ve dua gibi başı göklerde ve dimdik ayakta duran büyük ve emsalsiz vatan ve hürriyet ihtilâli, bir dağ yıkılır gibi korkunç uğultularla çöküyor, düşmana baş eğmek şanından olmayan en inatçı ve muharip mahlûklar birer birer dize geliyordu. Şâmil'in gözbebeği, ihtilâlin göz kamaştırıcı meşalesi, Kabet Muhammed bile Rus başkumandanlığının huzurunda can kaygusuna düşen fânilerle yanyana yer almıştı. Tarihin asla unutmayacağı ve affedemeyeceği bu müthiş hatayı halkın selâmetine ve Rus zulmünden kurtarılmasına matuf bir siyaset gibi görmek gafletine düşen o yıldırım harbinin eşsiz nöbetçisi Kabet Muhammed, bu günah yetmiyormuş gibi, daha büyük bir cinayet işleyerek Şâmil'e sadakatte son nefesine kadar ısrar ve sebat etmeğe ahdeyleyen bir çok kahraman naipleri Ruslara itaate mecbur etmiştir. Kafkasyanın ve Şamilin talihi ardık dönmektedir. Binlerce şehit mezarları üzerinde yükselen ve sırtını zafer destanlarıyla dolu otuz beş senelik parlak şanlı bir maziye dayayan Kafkas büyük ihtilâlinin bu korkunç çöküşünü Şamil yüreğinde yaşamaya başlamıştı. Yükü iki kat artmıştı. Nitekim etrafındaki en nurlu ve ateşli peyklerini kaybeden bu mübarek gaza ve cihad güneşi her gün bir kara haberle ve her dakika en kahraman ve kudretli naiplerinden birinin sükûtuyla karşılaştığı bu ana baba gününde Elisu hakimi Danyal Sultanın da Ruslarla anlaşıp barışmak üzere Rus başkumandanlığı ile müzakerelere giriştiğini haber aldığı vakit acı acı gülmüş ve : Eski huyudur şaşılmaz demişti. Çünkü bu Danyal Sultan, birinci İmam ve başbuğ Gazi Muhammed'in , ikinci İmam Hamzat beyin ve büyük Şâmil'in Kafkas ihtilâline ruh ve cisim vermeğe çalıştıkları milli mücadele yılları boyunca Ruslara sadık kalmış ve Çar Birinci Nikola tarafından en büyük rütbelere nişanlara ve ihsanlara boğulmuştu.
Rus umumî taarruzunun icra günü olan 15 Temmuzun arifesinde Kafkasya umumi valisi ve başkumandanı prens Baryatinski karargâhından kalkıp general Yevdokimof'un henüz zapdedip yerleştiği Şâmil'in sabık büyük karargâhı Vedene gelip, ertesi gün büyük taarruz emrini bu tarihi kaleden verdi. Şâmil âdeta tek başına kalmış ve Kafkasya'nın hürriyet ve istiklâli'ni şiddetle tehdit eden bu felâkete karşı insan kudretinin ulaşabileceği son kudret ve tahammül ile son bir mukavemet çaresi aramaktan geri kalmamıştı. Fakat İmamın , en büyük mevcutlu Rus ordularına karşı hiç tereddüt etmeden harb kabul ettiği ve galebeyi daima temin eylediği Çeçenistan ormanlarının elden çıkması ve en ümitsiz günlerin içinden en şanlı ve nurlu zaferleri icat edip çıkaran en yüksek alınlı naiplerinin hiç beklenmedik bir zamanda hıyanetlerine şahit olması artık kendine en büyük hareket merkezi olarak tasarladığı Çeçenistan'daki faaliyetine, belki de ebedi olarak nihayet vermişti.
Kahraman, sadık, emektar ve efsane Çeçenistan ormanları tam yirmi sene iliklerine kadar düşman kanı emdikten sonra Şâmil'e haram oluyordu. Şâmil, her türlü ümitlerin kırılmış olmasına ve Rus ordularının göz açtırmayan bir felaket ve belâ yağmuru gibi ortalığı dehşete boğmalarına rağmen hatıra gelebilen hiçbir tedbiri ihmal etmiyor, hâlâ düşmanın en zayıf ve gafil bir noktasını keşfedip ilâhi darbelerinden birini indirmeğe çalışıyordu. General Yevdokimof, Andi gibi kahramanca ve kolayca müdafaaya elverişli en aşılmaz ve geçit vermez dağlar silsilesini zahmetsizce aşmış ve sıra ile Yamano, Esenam göllerini dolaşarak buralarda birkaç gün ordugâh kurup mola verdikten sonra Avaristan'a kuş bakışı bakan Araciam tepelerine gelip dayanmıştı. Rus ordularının en sarp dağları aşarak Andi Koysu üzerinde görünmeleri ve bu havalide şimdiye kadar görülmemiş sayıda düşman süngülerinin parlaması her tarafta derin bir yeis ve perişanlık uyandırmıştı.
Şâmil tarafından vaktiyle 1843 harekâtında Avaristan'dan sürülüp çıkarılan Rus işgal bölgelerinden uzaklaştırılan bir çok avullar halkı ile Komuk kabileleri, Rus Başkumandanı Prens Baryatinski'ye haberciler göndererek Rus himayesi altına gireceklerini ve yurdlarına dönmek istediklerini, Rus Çarının hükmüne kayıtsız şartsız tâbi olacaklarını bildirdiler. Bu kabileler temmuzun 25 inci günü, kuvvetli bir Rus müfrezesinin himayesi altında ve Rus kıtalarının büyük ve gürültülü nümayişleri arasında köylerine getirilip yerleştirildiler.
Şâmil'in son zamanlarında fevkalâde gayretler sarfederek mükemmel surette tahkim ettiği Andi Koysu mevzileri önünde Rus ordularına pek mühim bir darbe indirmek pekâlâ mümkün iken ve kolay kolay aşılmaz tahkimatın arkasında harp edecek insan bulunamamıştı. Andi Koysu müstahkem hattının Şâmil tarafından müdafaasına memur edilen oğlu Gazi Muhammed , olanca kahramanlığına ve babasına karşı beslediği emsalsiz sadakat ve imanına rağmen bu vaziyet karşısında parlak ve kat'i bir müdafaa imkânı bulamamıştı. Tam 3 büyük Rus ordusunun ortasında silâh elde ayakta duran Şâmil, son bir gayret ve ümitle ve inşaatına bizzat nezaret etmek suretiyle gözlerinin önünde yaptırdığı Andi Koysu tahkimatı önünde General Vrangel ordusuna karşı verilecek son müdafaa harbine hazırlanıyordu.
Dağıstan'da harekete geçen iki yüz elli bin kişilik muazzam Rus ordusu Şâmil'in kutlu şahsiyetini hedefliyordu. İmamın en son ümidi olan bu mükemmel tahkimat, içindeki on iki topu ile birlikte terkedilerek Gazi Muhammed , Karatay'a gelip babasıyla birleşti. Kafkasya için belki de asırlarca telâfi ve tâmiri mümkün olamayacak olan bir panik devam ededursun , Temmuzun 28 inci günü Kabet Muhammed'in, Kolotl avuluna gelerek ve orada bulunan general Rakus kumandasındaki Rus öncü kolunu arkasına takarak kendi naipliğinin merkezi olan Tilit'e getirdiği görülmüştür. Bu akıl almaz bir ihanetti.
Naip Kabet Muhammed, halkın hayret ve dehşeti karşısında bu vatanî hata ve günahı irtikâp ederken , kendi idare merkezi olan Erib ile civarındaki müstahkem mevkileri Ruslara teslim etmiş olan Danyal sultan'da Botlik mevkiine gelerek umumi karargâhını oraya kurmuş olan başkumandan prens Baryatinski 'ye itaat ve sadakatini arzetmiş ve Rus başkumandanı da sultanı hıyanetine mükâfat olarak Çar İkinci Aleksandır namına affetmişti. İstilâcı Rus ordularının üzerine elli bin kişilik muntazam ve teşkilâtlı bir ordu halinde en büyük kütleleri kanatlanıp saldıran Şâmil nihayet kadınları ve çocukları da dahil olduğu halde yüz kişiyi geçmeyen perişan ve yürekleri yaralı bir muhacir kafilesi halinde Gunib yollarını aşmağa çalışıyordu.Şamil, üç Rus ordusunun ortasında ancak kendine geçit verebilen en sarp ve gizli dağ yollarını aşarak sıyrılmağa muvaffak olmuş ve adım başında karşılaştığı hiyanet sürülerini çiğneyerek nihayet Gunib dağına ulaşmıştı.
On kilometre uzunluğunda bir yaylayı omuzlayan bu dağın üzerinde Çin duvarlarını andıran çepçevre duvarlar ve minareler gibi sarp ve dik kayalar bulutlara karışıyor ve dağın müdafaasını son derece kolaylaştırıyordu. Gunib, etrafındaki bütün sıradağlardan tamamiyle ayrılmış, baş döndürücü uçurumlar ve pek yüksek ve dik yamaçlarla başlıbaşına bir kale vaziyetinde bulunuyordu. Belki Şâmil bu Tanrı eliyle tahkim edilmiş olan müthiş ve heybetli dağı Kafkasya'nın bu son ve kara günleri için tasarlamış ve kalbinde saklamıştı.
Ne yazık ki Şâmil'in elinde Rus ordularına karşı bu emsalsiz müstahkem mevkii müdafaa edebilmek için bu dağın kahraman sakinleri de dahil olduğu halde ortada mevcut bütün kuvvet dört yüz kişiyi geçmiyordu.
Uzun ve icabında aylarca sürebilecek kahramanca bir müdafaayı devam ettirebilecek her türlü tabiat nimetlerine bol bol malik bulunan bu dağın gayet tatlı ve bol suları olduğu gibi toprakları da müdafileri rahat rahat besleyebilecek çok bereketli mahsuller yetiştiriyordu. Bu dağın arpası, yulafı, çayırları ve sebzeleri pek meşhurdu. Rus kurmay heyetinin kanaatlerine göre eğer Rus ordusunun henüz o sene kullanmağa başladığı yivli ve uzun menzili yeni silahlar imdada yetişmemiş olsa ve İmamın kuvvetleri bir miktar daha fazla olmuş bulunsaydı, Şâmil gibi inatçı ve yaratıcı bir serdarın kumandasında bu dağın ruslar tarafından zaptı mümükün değildi. Tanrının ilâhî eliyle tahkim edilmiş bulunan ve tabiatın en mükemmel engellerle müdafaaya salih bir hale gelen Gunib'i, bütün bu hususi kabiliyetlerine rağmen Şâmil tekrar tekrar ve mütemadiyen tahkim etmekten geri durmuyordu. Gunib, kanatları yaralı bir ana kartal gibi yavrularının üzerine kapanmış müthiş ve kanlı bir dövüşe hazırlanmıştı.
General Vrangel ordusunun muhasara çemberi Gunibi ancak üç koldan ve bir at nalı şeklinde kuşatıyor, Şâmil'in müdafaa hattı bu ordunun tepesinde âdeta gökyüzüne asılmış gibi heybet ve dehşet saçıyordu. Bu mevzie ilerlemek için Rus muhasara ordusunun yeltendiği bütün denemeler daha ilk adımda korkunç ve şiddetli mukabelelerle geri püskürtülüyor ve general Vrangel'in Şâmil'i ele geçirmek şerefini kazanmak için gördüğü tatlı rüyalar başına sıçrıyordu.
Devamı Var
İleri