Şamil'in Müdafaa Muharebeleri

Dört yüz tüfeğin karşısında otuz bin kişilik kana ve yağmaya susamış bir ordu ile yerinde saymağa mahkum olan Vrangel Gunib dağının eteklerinde kararsızlıklar içinde çırpınıp dursun, Rus Başkumandanı prens Baryatinski, general Yevdokimof ile maiyetindeki bütün kurmay heyeti ve bir çok Rus muharebe birlikleri kumandanları bulunduğu halde o tantanalı seyahatine devam ediyor ve kendisini şimdiden Dağıstan ve Çeçenistan fatihi addediyordu. Çok hazin ve inanılması hem pek zor, hem de pek acı bir hadisedir ki, Rus Başkumandanı Hunzah'dan ayrıldığının ikinci günü, Şâmil'in bu eski zafer ve gaza yolları üzerinde Kabet Muhammed ile buluşup görüştü. O Kabet Muhammed ki bir zamanlar bu nurlu zafer ve gaza yollarının üzerine kopan en müthiş ve mübarek fırtınalardan biri ve belki en müthişiydi.Şöhreti bütün Çar Rusyası'nın dört bucağını tutan o muhteşem ve müntakim kılıcıyla senelerce önüne katıp kovaladığı Rus generallerinden birini bugün o sabık kahraman silik bir politika adamı ve dize gelmiş bir esir sıfatıyla karşılıyor ve bu da kâfi gelmezmiş gibi Kafkas milli mücadelesine karşı en ağır ve son ölüm darbesini indiren en günahkâr Rus Başkumandanını Tilit'deki evine davet ediyordu. Prens Baryatinski, bu daveti canla kabul etmiş ve çok kuvvetli bir ihtimale göre yine bizzat Rus başkumandanlığı tarafından teşvik ve tertip edilmiş olan bu dâvet esnasında Kabet Muhammed başkumandanın şerefine mükellef bir öğle yemeği ziyafeti vermek suretiyle dünyasını da ahretini de kaybetmiş ve yirmi beş senede yazdığı o koskoca zafer ve şeref destanının üzerine kapkara bir çizgi çekmişti. Öğle yemeğini Tilit'de Kabet Muhammed'in evinde yiyen Rus Başkumandanı ertesi günü yani Ağustos'un 18. inci gününün gecesini Çemodan dağı eteklerinde çadırlı ordugâh kuran ordusunun arasında geçirdi. Şâmil, karargâhını Gunib dağının tam üzerindeki yaylânın ortasına kurmuştu. Bu mevki Kara Koysu vadisini âdeta kuş bakışı seyreden çok hâkim bir noktada bulunuyor ve korkunç bir kartal gagası gibi dar ve sivri bir burun teşkil ediyordu. Rus Başkumandanı, Rus ordusunun olanca teknik ve modern vasıtalarını yığarak Gunib yamaçlarını tırmanıp aşmak imkânlarını azami derecede temin etmiş ve en seçme dağ kıtalarının sonsuz dalgalar halinde bu sarp dağa saldırmıştı.

Şâmil, Rus hücumlarını defetmek için her taburun karşısına ancak kırk tüfek çıkarabiliyordu. Dağa üç cepheden saldıran Rus piyadesi, tam on koldan ilerliyor ve her hücum kolunda en az bir veya daha çok piyade taburları hareket halinde bulunuyordu. Sarp yamaçların üzerine yüzlerce ip merdivenlerden ve demir kazıklardan mürekkep baştan başa bir tırmanma şebekesi örülmüştü. Şâmil, aç kurt sürüleri gibi saldıran ve adım adım ilerleyen bu taburların içinden dağın tepesine kadar yaklaşabilenlerin derhal işini bitiriyor ve şaşırıp da karargâhını kurduğu yaylaya ayak basanları o kınlarına sığmayan kılıçlarla haklarından geliyordu. Rus Başkumandanlığı, Çar İkinci Aleksandra Kafkasya'nın en büyük zafer müjdesini bir an evvel ulaştırmak için son derece sabırsızlanıyor ve hiçbir Rus kumandasına nasip olmayan şerefi kazanmak ve Şâmil'i esir ettim ! diyebilmek için çırpınıyordu. Fakat askerlik şöhretinin en yüksek kademesine, Gunib'in tepesindeki müthiş kartal yuvasını eline geçirdiği gün ulaşabileceğini çok iyi bilen prens Baryatinski, başını Tanrıya kaldıran ve sıkıştırıldıkça âbideleşen ve kolay kolay ele geçirilemeyeceğini aklı kesince topçu kuvvetlerine baş vurdu. Ağır, hafif bütün bataryalarla dağ topları cehennem nefeslerini Gunib muhafızlarının üzerine çevirdiler. On dokuzuncu asır dünyasının gözü dört açılmış ve Gunib dağının başında en kudretli Çar istila ordularına karşı tek başına ayakta duran ve büyük ve eşsiz Dağıstan arslanının üzerine dikilmişti.

Şâmil'in diri diri ele geçirilebilmesine imkan bulunamayacağını acı acı anlayan başkumandan prens Baryatinski, Gunib'in bütün müdafaa vasıtalarını ve tahkimatını amansız bir topçu bombardımanı ile felce uğrattığı halde, bu kale harabelerinde devam eden müthiş müdafaanın hâlâ yıkılmak istidadı göstermemesine bakarak son bir siyasi tedbire baş vurmağa mecbur kaldı. Danyal Sultanı, prens Baryatinski, Çar İkinci Aleksandr namına pek büyük vaatler ve af teminatlarıyla Şâmil'in yanına gönderdi. Danyal Sultan Şamil'e: "Ey İmam, görüyorsun ki etrafında bütün müdafaa vasıtaları mahvolmuştur. Gunib muhafızları toptan şehid oldu, Hiç olmazsa kadınların, çocukların ve ihtiyarların canlarına kıydırma. Rus Başkumandanı senin büyük şeref ve şanına toz kondurmayacağını Çar namına ve askerlik şerefi üzerine vaadediyor. Evlâtların , kadınların ve maiyetinde götürmek istediğin sadık adamlarınla birlikte Rus ordusu sana yol verecektir. Dilediğin memlekete gitmekte hür ve serbest kalacaksın. Gel bu çok müsait teklifi reddetme, ayağına gelen bu son fırsatı çiğneme," diye yalvarıyordu. Şamil, Kur'anıkerimden harb âyetleri okur gibi cevap verdi; -Şu can tenden çıkmadan Şâmil teslim olmuyor." Prens Baryatinski, Şâmil'in bu cevabı karşısında ordusuna son taarruz emrini verirken hiçbir insan takatinin yaklaşamayacağını baş döndürücü irtifalarda kanat çırpan Dağıstan arslanının büyüklüğü karşısında hayranlıkla eğilmekten kendini alamamıştı. Bütün akraba ve evlâtlarıyla beraber Şâmil'in etrafındaki kale muhafızları yüz kişiyi geçmiyordu. Açlık son haddini bulmuştu.

Karnına taş bağlayan bu tahammül kahramanları en son atımlarına kadar gözlerini kırpmadan boşaltıyor ve ölümü bir sevgili hasretiyle ve dört gözle bekliyorlardı. Gunib'in ihtiyarları Şâmil'in etrafında son dakikaya kadar sadakatlerini muhafaza ederek bütün gayretlerini sarf ediyorlardı. Şâmil, Bu acıklı feryatların önünde nihayet başını eğip kadere rıza göstermeğe mecbur olduğu vakit, herkesi hareketinde serbest bıraktığını ilan ederek, teslim olmaktansa yanına yaklaşmağa bir türlü cesaret edemeyen eceli kendi eliyle davet etmeğe ve şerefli bir ölümün kucağına atılmağa karar verdi. Kafkasya'da kazandığı son başarıları Rusya'nın bir numaralı kahramanı durumuna geçen Kafkasya orduları başkumandanı ve Kafkasya umumi valisi prens Baryatinski Şâmil kılına zarar gelmeden eline geçirmek için baş vurmadık tedbir bırakmıyor ve bu arzusuna vasıl olabilmek için maddi ve manevi hiçbir fedakarlıktan çekinmiyordu. Şâmili, bu sarsılmaz inat ve sebatından vazgeçirmek ve bilhassa canına kıymasına mani olmak için yaptıkları bütün rica ve müdahalelerin İmam tarafından asla iltifat görmemesinden derin bir yeise düşen Gunib'in son muhafızları bile Şâmil'in canlı olarak Rus başkumandanlığı eline düşmesini adeta bir kazanç addediyorlar ve bunu temin için Prens Baryatinski'nin dağcı müfrezelerinin bu gizli yollardan geçebilmesi için âdeta düşmana kılavuzluk edenler bile görülüyordu. Harb ve dünya işlerinde dünya ölçüsünde büyük asker ve büyük devlet adamı olduğu kadar vâsi din bilgisi ve esaslı tahsili ile de büyük bir şöhret ve kudret taşıyan Şâmil, bu adamlara ilk söz olarak şunu sormuş ve kendisine teklif edilen teslimi kabul ettiği takdirde yarın huzuru ilâhide mes'ul ve günahkar addedilemeyeceğini ne ile temin edebileceklerini sormuştu.

Şâmil'in bu çetin sualine karşı ulema ve ihtiyarlar olanca bilgi ve takatlarını sarfederek ikna edici cevaplar yetiştirmeğe çalışmışlarsa da İmam bu cevaplarla iktifa etmeyerek, kendi omuzlarına yüklenen o ağır mesuliyeti Cenab-ı Hakka karşı müştereken yerine getirme teklifinde bulunmuş ve: - Bu iddialarınızı teyit etmek üzere bir fetva verip altını el yazılarınızla imza eder misiniz ? demiştir. İmamın bu çok şerefli teslim şartlarına göre Rus başkumandanı, evlâtları, ailesi ve kırk kişiden ibaret olan sadık ve emektar adamlarıyla Gunibden çıkıp serbestçe Türkiye'ye gitmesi için yol verecek, ne kendisinin ne de maiyeti erkânının silâhlarına asla dokunulmayacaktı. Şâmil miyetini toplayıp Rus Başkumandanlığı karargâhına hareket edinceye kadar kırk sekiz saat kadar bir müddet geçmişti. İşte Rus Başkumandanlığı bu pek tabii gecikmeyi bahane ederek kayıtsız kabul edeceğini bir asker ağızıyla vaadeden Baryatinski sözünden dönmüş ve Şâmil karargâhına vasıl olduğu vakit ona Çarın itibarlı bir misafiri, fakat esiri olduğunu haber vermekte tereddüt ve hicap etmemişti.

Şamilin teslimi sırasında maiyetinde oğulları Gazi Muhammed ve Muhammed Şefî, muhafızları bulunduğu halde ağır ve tereddütlü adımlarla Rus umumi karargâhına yaklaştığı vakit şeref müfrezesi seri bir hareketle selâm vaziyeti alırken Şâmil'in havsalaya sığmaz olayalarını dinleye dinleye gıyaben hayran olan bütün Rus askerleri o mağlubiyet tanımayan büyük Dağıstan arslanının heybet ve azameti karşısında büyük bir heyecana düşmüşler ve ormanı hura sesleriyle inletmişlerdi. Şâmil, kendisini selâmlayan Rus askerlerinin önünden büyük bir vekar ve temkin ile geçtikten sonra yürüdüğü yolun tam üzerinde büyük üniformalarını giymiş ve bütün nişanlarını takmış bir takım Rus generaliyle kalabalık bir zabitan heyetinin kendisini beklemekte olduğunu gördü. Hepsi gözlerini büyük bir dikkat ve heyecan içinde Rus ordularına karşı otuz sene harb tarihlerini şaşırtan bir kahramanlık ve maharetle harb eden dâhi başbuğa dikmişlerdi. Şâmil ile maiyetindeki kırk kadar silâhlı adamlarının kılıç ve kamaları üzerinde bırakılarak derhal Rus başkumandanlığının umumi karargâh merkezi olan Temirkan Şûraya nakillerine karar verildi ve orada başkumandanlık dairesinin tam karşısındaki büyük bina Şâmil'in ikâmetine tahsis edildi. Devamı Var

Devamı Var

İleri