Gece kurt yavrularken geldik dünyaya
Halka, vatana ve Allah`a bağlıyız biz
Kafkas kabileleri üzerinde nüfuz ve kudreti günden güne artan Şamilin bir gün bütün Kafkasya'nın saçaklarına sarabilecek bir ihtilal ateşi kesilmesinden korkuluyordu. Bu tehlikeli ateş henüz bir kıvılcım halinde iken acele etmek lazımdı. 1838 yılının ilkbaharı, Kafkas'ın cennet yaylalarını gelin gibi süslemeğe başlarken üç intikam ordusu birden olanca şiddetiyle bu cennet ülkeye saldırdı. Çoktan beri sesini ve izini kaybettiren, ne olduğu ve nerede bulunduğu bir türlü bilinmeyen Şamil, Çar ordularının bu müthiş hamlesi karşısında dinlenen bir yanar dağ gibi birdenbire gürleyip ateş saçmağa başlamış, Çarın bütün ordularına karşı top yekun mukaddes cihad ilan etmişti.
İnsan cüretinin ve beşer takatinin fevkine çıkan Şeyh Şamil'e, duru beyaz yüzünü çevreleyen ve kızıla çalan gür sakalı ve iki metreyi aşan levent endamı bir arslan heybeti veriyordu. Bol tüylü siyah kuzu postu kalpağının üzerine kar gibi beyaz ve temiz bir sarık sarar ve bu sarığın ucunu ensesinin üzerinden beline kadar sarkıtırdı. Başbuğun milli ve dini reisliğinin biricik alameti bu idi. Şamil ile kendi kabilesinin en mütevazı bir çobanı arasında bundan başka bir rütbe ve üniforma farkı yoktu. Son derece sade ve kanaatkar bir hayatı vardı. Geniş omuzlarını ve muhteşem endamını süsleyen beyaz yünden dokunmuş milli elbisesinin hem dokuması hem de dikilmesi kendi kadınlarının elinden çıkardı.
Kendisine mutlak bir kanaati ve sadeliği rehber etmiş bulunan bu fedakar ihtilal mürşidi, kadınlarına ve kızlarını da her türlü ziynet ve alayişi katiyen haram etmişti. Şamilin kadınları ağır kumaştan elbise giymez, mücevher takamazlar, başlarını Tanrıya kaldıran heybetli dağların saf ve bakir kadınlarından ayırt edilemezlerdi. Şamil muhtelif zamanlarda birçok kadınla evlenmiş ve bu izdivaçların bazıları dini ve siyasi sebep ve icapların şevkiyle olmuştu. Mesela Şa'vanet ismindeki zevcesi, Naip Ahverdil Muhammet'in Çar ordularına karşı kazandığı zaferlerden birinin zengin ve güzel harp ganimetlerinden biri olarak Şamil'e takdim edilmiş ve aslen bir Ermeni asilzadesi olan bu kadını Şamil Müslüman ederek nikahına almıştı. Şamilin, Nefiset, Cevheret, Fatimet, Zahidet ve Emine isminde diğer zevcelerinden de Ahmet Cemalettin, Muhammet Mansur, Muhammet Gazi, Muhammet Şefi, Muhammet Sait, Muhammet Kamil isimli altı oğlu ile Fatimet ve Nefiset, Necabet, Bahu Mesedu ve Safiyet isimli beş kızı olmuştur.
Şamilin büyük hususiyetlerinden biri de şaşırtıcı bir maharet ve şiddetle oynattığı kılıcını sol eliyle kullanmasıydı. Bundan dolayıdır ki; kılıcını daimi sağ tarafında taşırdı. Ruslar bini bildikleri için, askerlerinin bütün dikkatlerini ve ateşlerini kılıcını sağ tarafında taşıyan dev yapılı bir adamın üzerine tevcih ettirmeğe çalışırdı. Muharebelerin çok kızıştığı anlar da Şeyh Şamil düşmanın kendisini tanımasına mani olmak için kılıcını vakit vakit sağ eline almağa mecbur kalırdı. Halk, Şamil'i her türlü günahtan ve hatadan beri ilahi bir varlık gibi tanıyor, onun peygamberler gibi Tanrı tarafından gönderildiğine inanıyor, dini ve milli bir aşk ve iman ile etrafında mahşer gibi kaynaşıyordu. Büyük Türk edibi Süleyman Nazif'in Batarya ile ateş isimli kitabında da dediği gibi, dünya ölçüsünde ve Anibal çapında pek büyük bir kahraman olan Şamil mümtaz bir yaradılışın birçok vasıflarını nefsinde toplamış mükemmel bir insandı.
Hatip ve mürşit Şamil, camiden camie koşuyor, bir fırtına gibi köylerin, avulların bağrında esiyor, korkunç ve sayısız uçurumlarla birbirinden ayrılan yaylalardan yaylalara atılıyor ve halkın ruhundaki hürriyet ve ihtilal ateşini kasıp kavurucu bir yangın haline getiriyordu. Dağıstan'ın her köşesinde Şamilin kahraman ve muharip hayali görünüyor, Kafkas'ın başı dumanlı dağları, ruhlar büyüleyen bir hitabetin sihirli musikisiyle uğulduyordu.
Şeyh Şamil halka zafer ve hürriyet yolunu gösterirken bu büyük istiklal savaşına Tanrıyı bile gönüllü çağırıyordu.