Kafkas orduları Başkumandanı General Feze, bu sıralarda Dağıstan'ın cenup bölgelerinde kanlı muharebelerle meşgul bulunduğu ve Şamilin karargahı bu bölgeye çok uzak olduğu için, bu tarihi ve mühim mülakatı temin etmek vazifesi General Kulk ve Von Klugenav'a verildi. Aslı Avusturyalı bir Alman olan bu Moskof Generali, Kafkas istila muharebelerinde cesaret ve şiddetiyle büyük bir şöhret kazanmış ve Zagatal kalesinin Ruslar tarafından zaptı esnasında bir Dağıstan güllesiyle sağ bacağını kaybetmişti.

Kafkasya'da geçirdiği uzun ve kanlı tecrübe yıllarında, Kafkas ruh ve fedakarlığını çok yakından tanımağa muvaffak olan General Klugenav Çar ile Şamil arasındaki mülakatı temin etmek üzere kendisine verilen tavassut vazifesinin iflasa uğrayacağını iyi biliyordu. Fakat elinden ne gelebilirdi ki, İmparator bu irade ve kararında son derece ısrar ediyordu.

Kafkas adetlerini kabile ananelerini öğrenmiş bulunan Genera, bu nazik vazifeyi başarabilmek için Rusların dostu ve Şamilin komşusu bulunan Karanay beylerinin tavassut ve yardımına müracaat etmeğe karar vermişti. Şeyh Şamil'e verilmek üzere bu beylerin eline kendi el yazısı ile yazılmış bir mektup verdi. Karanay beyleri, bu mektubu, doğup büyüdüğü Gimri köyü civarındaki muvakkat ve gizli karargahta Şamile getirip teslim ettiler. Düşmana satılmış olanları çardan ve ordularından daha tehlikeli sayan Şamil, bu kansız ve haysiyetsiz beylerin huzurunda oturmalarına bile tahammül ve müsaade edemiyordu. Nefret dolu gözlerini yere indirdi ve dudaklarının arasından zorla dökülen birkaç kelime içinde:

-Generalinize varın söyleyin. Bizimle görüşecek bir işi varsa Çarın ve fermanının sökmediği bu hür dağlar dostça gelen her türlü misafirlere açıktır. Korkmasın buyursun! Diye hiddetli hiddetli söylendi.

Bu cevap üzerine 1837 senesi Eylülün 18'inci günü Dağıstan'ın şimalinde ve Çeçenistan'a yakın bir mevkideki Sulak nehri civarında tarihi bir mülakat vuku buldu.

Çar birinci Nikola'nın fevkalade murahhası General Klug ve Klugenav yanında Albay Yevdokimof ile maiyet subayları ve tercüman bulunduğu halde otuz Don Kazağı muhafızı arasında Şamilin karargahına geldi.

Şeyh Şamil bu müfrezenin karşısına naiplerinin (Kumandanları) ve iki yüz seçme Kafkas Süvarisinin teşkil ettiği ihtişamlı bir heybetle çıktı. Bütün ömürleri birbirlerini boğazlamakta geçen bu iki ezeli düşman müfrezesi, karşı karşıya gelince bir ölüm sessizliği içinde ve kan bürüyen gözlerle birbirlerine uzun uzun baktılar. General Kluk, Şamili levent endamından tanır tanımaz atının dizginlerini kastı ve sakat bacağından beklenmeyen bir çeviklikle yere atladı. Don kazakları Generalin sert bir işareti üzerine atlarının başını çevirdiler ve birbirlerini çiğner gibi gerilemeğe başladılar. Generalin bu hareketi üzerine Şamil de muhafızlarını geride bırakarak üç naibin ortasında ağır ağır, ilerlerdi ve yere serilmiş bir yamçının kenarına yaklaşarak misafirini gözleri yerde ve dudakları muttasıl Allah'ına dua etmekle meşgul bekledi.

Şamil, Ortodoksların hamisi, Rusların Çarı haşmetli Birinci Nikola'nın mağrur ve müstebit elçisini bu Kafkas yamçısının üzerinde kabul edecek ve bu tarihi mülakata hiçbir kıymet vermediğini bu suretle anlatmış olacaktı. Bu mülakattan hiçbir netice çıkmayacağına esasen kani bulunan General Kluk Fon Klugenav, bütün soğukkanlılığını toplayarak ve hiddetini yenerek hür ve aşılmaz dağların arslanını bir hükümdar tazimi ile selamladı.

Çarın Generali, yanındaki Kurmay Reisi Miralay Yevdomikof'la maiyet zabitlerini birer birer Şamile takdim ettikten sonra Şamil de her biri kırk zafer hatırası taşıyan ve Kafkas muharebelerinin namdar kahramanları olan naiplerini generale birer birer tanıttı.

Şamil, birçok muharebelerde diz çöktürdüğü ve bir muharebede de bir intikam güllesiyle bacağını uçurduğu bu meşhur Çar Generaline yamçının bir kenarında yer gösterdi. General, kırk yerinden meşin parçalarıyla yamalı bu yamçıya çekinerek ve yadırgayarak adeta ilişiverdi.

Generalin eline derin bir dikkat ve itina ile tertip edilmiş ve birçok hesap ve kitaplarla yazılmış tılsımlı bir nutuk sureti verilmişti. Von Klugenau, bütün belagatını toplayarak kasideye benzeyen bu nutku, Çar Birinci Nikola namına söylemeğe başladı. Göz kamaştırıcı vaatlerle ve ihtirasları kamçılayan şahane tekliflerle devam edip giden bu şeytanca tertip edilmiş olan nutuk, Generalin tercümanı tarafından harfi harfine Şamile tercüme ediliyordu.

Bu nutka göre, İmparator, kahramanlığına hayran olduğu, vatanperverliğine hürmet beslediği, bükülmez, kudretine bin bir kanlı tecrübe ile inandığı Şeyh Şamilin başına bir Krallık tacı giydirmek istiyordu.

Bütün carlık hazineleri ve Kafkasya'nın eşsiz servet kaynakları Şamilin ayakları altına serilecekti. Bütün bu ele geçmez dünya nimetlerine karşı çarın Şamilden istediği şey sadece dostluk ve sadakatinden ibaret kalacaktı. Halbuki Şamili altın bir kementle avlamak isteyen bu riyakar nutkun hakiki manası şu idi: "Ey Şamil! Bu sonu gelmez ve yorucu mücadelelere artık nihayet ver. Ömrünü törpüleyen, sana rahat ve huzur yüzü göstermeyen bu ümitsiz savaşlardan ne kazanacaksın? Vatanını sat, şerefini sat, yeminini ayak altına al ve çara teslim ol.

Başına sarık ve kalpak yerine incili taçlar giyecek, şu pejmürde yamçının yerine zümrüt tahtlar üzerine oturacaksın. Saraylarından nehirler gibi altın ve mücevherler akacak, senin ve senden sonra gelecek en uzak torunlarının Kafkasya üzerindeki hükümranlığınızı bütün dünya tanıyıp tasdik edecektir. Yer yüzünde Allah'tan sonra en büyük kudret olan Çardan başka amirin bulunmayacaktır."

Devamı Var

İleri