Sana şerefsiz bir şekilde dönmeyeceğiz

Avaristan'ın merkezi olan Huzah kasabasını hanlığına merkez ittihaz eden bu kadın, vaktiyle Gazi Muhammed ve Şamil tarafından bu kasabaya yapılan hücumları, kaçan askerlerini bizzat çevirip harbe sürmek suretiyle kırmış ve püskürtmüş, çar kumandanlarının bu yüzden büyük takdirini kazanmıştı.

Hamzat'ın çok kanlı icraatının bilen ve silahla başa çıkamayacağını hesap eden bu kadın, kendisine haber göndererek itaat edeceğini bildirdi ve sekiz yaşındaki küçük oğlu Bulatı da rehine olarak Hamzad'ın karargahına gönderdi. Hamzad'ın fikri büsbütün başka idi. Bu aileyi ortadan kaldırmaya ve kökünden kazımaya ahdetmişti. Avar hanı Bahu Bike'ye tekrar haber göndererek, yapılacak anlaşma müzakerelerinde hazır bulunmak üzere diğer oğullarının da gönderilmesini istedi. Bu çocukların adları Natsal ve Umma han idi.

Yakasını bir kere kaptırmış olan kadıncağız evvela Umma'yı gönderdi. Fakat o da geri gelmeyince analık şefkati isyan ederek büyük oğlu Nutsal'a şu emri verdi:

" Hamzad'ın karargahına git ve kardeşlerini ecdadına layık bir erkek gibi müdafaa et ". Hamzad'ın karargahı ahret gibiydi. Bir giden bir daha dönmüyordu. Delikanlı bu acı hakikati bildiği için annesine bu tedbirsizce hareketten vazgeçmesini ısrarla rica etmiş, fakat Hamzat çapında yırtıcı ve dövüşçü bir mahluk olan kadın, ayağa kalkarak:

"Yazık ki, sen erkek değilmişsin, git kadınların eteklerinin altına saklan. İşte ben gidiyorum" diye yürüyüvermişti. Cesaretle tanınmış bir genç olan Avar prensi, anasının yolunu keserek:

" Anne, elinde kalan son oğlunu kaybetmene gönlüm razı olmadığı için itiraz etmiştim. Yoksa ölüm korkusu hatırımdan bile geçmez. Emrin yerini bulsun, ben gidiyorum ". Diye bile bile ölümün kucağına atılmıştı.

Bu genç ölüm yolcusu, en seçme ve yiğit adamlarından yanına 20 kişi alarak, kendi saraylarından bir saat uzakta bulunan Hamzat'ın karargahına gittiği zaman imam kendisini bir prense layık surette hürmetle karşılamış, yanı başına oturtup izaz ve ikramdan sonra:

"Kardeşinizi görmek isterseniz sizi derhal onların yanına götüreyim", diye beraberine alıp öteki prenslerin bulunduğu çadıra götürmüştür.

Büyük bir inkılabı müthiş ve ibretli bir sayfa ile tamamlamaya ve düşmana el uzatan ve avuç açan son hıyaneti kanla yıkamağa en kati kararını vermiş olan Hamzat Bey, üç kardeşi çadırlarında baş başa bırakarak dışarı çıkmış ve naiplerine küçük bir müzakereden sonra müthiş emrini dudakları titremeden vermişti: " Muhafızların işini bitirin ".

En kanlı muharebelerde pişip yetişmiş ve kendini göstermiş yirmi tane zorlu Avar muharibinin işini bitirmek dile kolaydı. Dört taraftan sarılan bu muhafızların kılıçlarına sarılmalarına vakit bırakmadan ani bir tüfek ateşiyle haklarından gelinmesi kararlaştırılmıştı. Yüz tetik bir anda düştü ve korkunç bir yaylım ateş ortalığı allak bullak etti. Muhafızlar kanlar içinde ortada fır dönüyor ve kılıçlarını yetiştirebildiklerini haşlıyorlardı. Silah sesini işiten Avar beylerinden kendini çadırdan ilk dışarıya atan Umma han olmuş ve ortada görünmesiyle çadırı tarassut altına alan nöbetçilerden birinin kurşunuyla yere serilmesi bir olmuştu.

Anası tarafından küçük kardeşlerinin müdafaasına memur edilerek ve kellesini koltuğuna alarak bu ölüm ve felaket yuvasına atılmış olan Nutsal han, kardeşi Umman'ın kanlar içinde yere serildiğini ve dışarıda kıyametler koptuğunu görünce yalın kılıç dışarı fırladı. Silahını büyük bir maharet ve cesaretle kullanan bu yiğit ve asil delikanlı, yırtıcı bir düşman sürüsünün içinde kartallar gibi dövüşüyor, kılıcının menziline sokulanlara dünyayı haram ediyordu.

Nihayet bir kan pıhtısı halinde ve kılıcı eminde son nefesini verirken son bir mürit kılıcı, gen başını gövdesinden ayırmış ve Hamzat beyin ayağının dibine fırlatıvermişti.

Hamzat, Kafkasya'nın vicdanında Allah muhabbetiyle yan yana yer alan hürriyet ve istiklal aşkına karşı en tehlikeli düşman saydığı bu kudretli hanlar ocağını kökünden kurutmaya azmetmişti. Karargahına davet ettiği Avar prensleriyle muhafızlarının işlerini bitirdikten sonra sıra dişi ve büyük anaç kartala gelmişti. Hiç tereddüt etmeden atına atladı ve doğrudan doğruya yavrularını kaybeden o yaralı kartalın yuvası Hunzah'a fırtına gibi saldırdı.

Devamı Var

İleri