Savaşları ve Ölümü (1598'den sonra)
Küçüm Han, bütün muvaffakiyetsizliklere bakmaksızın, Ruslar'a karşı savaşa devam etti. Onun, bir aralık (1590'da) hattâ Tobolsk şehrine kadar ilerlediği biliniyor. Moskova'dan Sibir'e boyuna yeni kıtalar gönderildiğinden, Ruslar gün geçtikçe kuvvetleniyorlardı; yeni şehirler ve kaleler inşa ediyorlardı. Moskoflu Rus askerlerinden başka Tobolsk şehrine, esir alınan Polonyalı ve Litvanyalılar'ın ve Dnepr boyundan Kazaklar'ın da getirildiği biliniyor. Bu faaliyet uygun olarak, İrtiş nehrinin batı kıyısında, Tura nehrine yakın ve "Tara" adını taşıyan üçüncü bir şehir daha kuruldu. Tara şehrinin kumandanına Küçüm Han'a karşı harekete geçmesi emri verildi.
Küçüm Han'a tabi Tatar uruğları 1584-1595 yıllarında birkaç defa Ruslar tarafından baskına uğradılar; fakat Küçüm Han ele geçirilemedi. Nihayet 1598 yılının Ağustosunda, Küçüm Han, Obi nehrine yakın "Urmin" mevkiinde Ruslar'ın hücumuna uğradı. Çarpışma esnasında Küçüm Han'ın yakınları Ruslar'ın eline düştü; Küçüm Han'ın kendisi ise, yine kurtuldu. Ruslar, Küçüm Han'ın esir edilen aile efradını Moskova'ya gönderdiler. 1598 Ağustosundan sonra bu kahraman Türk hanı hakkında kaynaklarda malûmat verilmiyor.
Zaten bu müthiş darbe ile Küçüm Han'ın siyasî ve askerî faaliyeti sona erdirilmişti. Küçüm Han, aile efradını, hanlığını ve varını-yoğunu Ruslar'a kaptırmıştı. Bundan sonra, onun Sibir'in güney sahasına çekildiği anlaşılıyor. Fakat Ruslar'a karşı mücadele edecek kuvveti kalmamıştı. Onun, Çar Feodor İvanoviç ile münasebete giriştiği biliniyor. İrtiş boyundaki bir mıntıkanın kendisine bırakılmasını rica etmişti. Moskova Hükûmeti ise, Küçüm Han'ın Moskova'ya gelerek Çar'n hizmetine girip, "rahat etmesini" teklif ediyordu.
Fakat ihtiyar han böyle bir zillete katlanmak istemedi, Moskova'da "rahat etmektense" kendi ilinde kalmayı tercih etti.
Ebûlgazi Bahadır Han'ın verdiği malûmata göre; Küçüm Han, Buhara'ya gitmiş, Mangıtlar arasında kalmış, gözleri kör olmuş ve 1003 hicrî tarihinde (1595 ?) ölmüştür; fakat bu tarihin yanlış olduğu tahmin ediliyor. Çünkü 1598'de Küçüm Han'ın Ruslar'la savaştığı Rus kaynaklarınca tespit edilmiştir. Bundan sonra Ruslar, Baykal gölüne kadar ilerlediler; Baykal gölünü de aşarak Amur nehri vasıtasıyla Japon denizine kadar varmak imkânını elde ettiler. Ancak Çin hududuna ulaştıktan sonra, toplarla donanmış Çinliler'i gördüler ve durakladılar. Kuvvetin ancak kuvvetle durdurulabileceği hakikatını bu münasebetle bir daha görmüş olacağız.
Bu suretle, Kazan Hanlığı'nın sukutundan otuz yıl bile geçmeden Rusya'nın doğu sınırları bir hamlede 1.000 km.'den fazla genişledi ve birkaç milyon kilometre kare arazi Moskova hâkimiyeti altına alındı; dünyanın en zengin ülkelerinden biri olan Sibir ülkesi Rus hâkimiyetine geçmiş oldu.
