Balkanlara Doğru
Oğlu II. Murad, çeyrek asır, dedesi Yıldırım'ın bıraktığı çizgiye gelmeye çalıştı ve 1451'deki ölümünde, az çok bu çizgiye erişmiş bulunuyordu. 1447'de Timur'un oğlu Sultan Şahruh'un ölümü üzerine Doğu Türk hakanlığının çözülmeye başlaması ile de Osmanlı Devleti dünyanın birinci devleti haline geldi. Bu birinciliği 1770'e kadar bırakmayacaktır.
Sultan Musa'nın beşinci Bizans kuşatması gibi II. Murad'ın 1422'deki altıncı kuşatması da -çok şiddetli geçmesine rağmen- netice vermedi. II. Murad, Anadolu Türkmen beylikleri, bilhassa Karamanoğulları ile çok uğraştı. 1430'da Selanik'i geri aldı. Venedik ve Macaristan gibi Avrupa'nın en güçlü deniz ve kara kuvvetleriyle çekişti. 1439'da -Macaristan'a ait ve Orta Avrupa'nın kilidi sayılan- Belgrad'ı kuşattı, fakat alamadı. Bosna krallığına metbûluğunu kabul ettirdi. 24 Aralık 1443'te Macaristan başkumandanı Hunyadi Yanoş, İzladi Derbendi'nde Osmanlı ordusunu bozdu. Bunun üzerine iki devlet arasında Segedin Sulhu imzalandı (12 Temmuz 1444). Çok yorulan II. Murad, tahtı çocuk oğlu II. Mehmed'e (müstakbel Fatih Sultan Mehmed) bırakarak Manisa'ya çekildi ki, Osmanlı tarihinde kendi isteğiyle ve hiç bir baskı olmaksızın tek tahttan feragat olayıdır. Ancak bundan faydalanmak isteyen yeni bir Haçlı ordusu 1444 Eylülünde Türk topraklarına girdi. 10 Kasım 1444'ta acele Manisa'dan yetişen Sultan Murad bu orduyu Varna meydan muharebesinde yok ederek Türkiye'nin geleceğini kurtardı. Başkumandan ve Polonya kralı Ladislas maktul düştü.
Bu arada II. Murad tekrar padişah oldu, tekrar tahtını oğluna bıraktı, devlet adamlarının ısrarı üzerine üçüncü defa tahta çıktı. 1446'da Mora üzerine 2. seferini, ertesi yıl Arnavutluk seferini yaptı. Yanına oğlu II. Mehmed'i de aldı. 19 Ekim 1448'de yeni bir Haçlı ordusunu, İkinci Kosova Meydan Muharebesi'nde yok etti. Bu defaki Haçlı koalisyonuna Almanya, Macaristan, Polonya ve başka devletler katılmışlardı. Bu, Osmanlıları Balkanlardan sürüp atmak gayesiyle yapılan sonuncu Haçlı seferidir. Artık Hristiyan Avrupa böyle bir teşebbüs yapamayacaktır.
1450'de gene oğlu II. Mehmed'le beraber ikinci Arnavutluk seferine çıktı. 3 Şubat 1451'de büyük şan ve şeref içinde öldü. Müstesna dehada devlet adamı, diplomat ve kumandan idi. "Osmanlı Rönesansı" denen ve bu yıllarda Doğu Türklerinin "Timurlu Rönesansı" denen akımı ile paralel olan ilim, sanat ve kültür hareketinin de gerçek kurucu ve koruyucusudur. Oğlu II. Mehmed'e dünyanın hemen her bakımından güçlü devletini bırakıyordu. Yalnız denizde Venedik, hala en üstün kuvvetti. Dedesi Yıldırım'ın mirasını geniş ölçüde toparlamıştı. Bilgin, şair, müzisyendi. Adalet ve merhamet duygusu çok yüksekti.
Devamı Var
İleri