Tanzimat

İstibdad rejibini yıkmak için birçok gizli Türk, azınlık ve yabancı kuruluşlar teşekkül etmişti. Avrupa'da bir muhalif basın vardı. Fakat rejimi devirmeye çalışanların ve sonunda buna muvaffak olanların başında İttihad ve Terakki Cemiyeti gelir; sonradan siyasi parti olmuştur. 23 Temmuz 1908'de bu suretle II. Meşrutiyet ilan edilmiştir. "Meşrutiyet" "taçlı demokrasi" demektir. Bugün İngiltere, Belçika, Hollanda, İsveç, Norveç, Danimarka, Lüksemburg, Japonya vs.'de olduğu gibi. Ancak rejimin değişmesi, imparatorluğu kurtaramayacak, bilakis batıracaktır. II. Abdülhamit'in dış politikada müstesna bir deha olması, devletlerin dengesiyle 30 yıl boyunca en mahir şekilde oynayabilmesi ve kıl payı denge farklarıyla imparatorluğu büyük tehlikelerden koruyabilmesi, yeni rejimin beceremeyeceği işler arasındadır.

II. Meşrutiyet'in ilan edildiği Türkiye, devlet idaresi şirazesinden çıkmış bir imparatorluktu. Bütün dış ve iç ihtiraslar, geçmişin bu muhteşem imparatorluğu üzerinde birleşiyordu. İktidara el atan, fakat tamamen ele almaya da cesaret edemeyen İttihat ve Terakki partisi, "İttihad-ı anasır" propagandası yapıyordu. Bu siyasetin iflasını, her taraftan ihanetlere uğramak suretiyle görecek olan tecrübesiz parti, birkaç yıl sonra İslamcı, Türkçü ve Turancı politikaya yönelecektir. Türk olmayan kavimlerin ayrılma istekleri karşısında, Türk kavimleriyle meskun ülkeler üzerinde kendinde tabii bir hak görmeye başlayacaktır.

Yabancı kavimlerin ihaneti, Türk milliyetçiliği şuurunu uyandıracaktır. Mustafa Kemal, bu şuurun temsilcisi olarak milli mücadelenin başına geçecek ve kazanacaktır. Ancak İttihat ve Terakki, II. Abdülhamit'in aşırı düşmanı olmakla beraber, tamamen monarşisttir. İçlerinde tek cumhuriyetçi yoktur. Hepsi Osmanoğulları'na bağlıdır ve imparatorluğu, meşruti bir monarşiden ayrı düşünememektedirler. Ancak bu meşruti monarşi (taçlı demokrasi), ölü doğmuştur ve kağıt üzerinde kalmaya mahkumdur. Bir tek kişiden, sonradan İttihatçıların bile hak verdikleri II. Abdülhamit'ten boşalan iktidar, birkaç yıl geçmeden İttihat ve Terakki'ce doldurulmuş, sonunda sadece Enver - Talat - Cemal üçlüsünün eline geçmiştir. Sultan Hamit'in karanlık, fakat kansız istibdadından sonra Türkiye, birkaç ay rahat nefes almıştır. Ama daha 1908 yılı dolmadan karanlık bulutlar çökmüş, imparatorluk bir siyasi idamlar, sürgünler, siyasi suikastlar ülkesi haline gelmiştir. Çok büyük milli felaketler, beceriksizlikler, cehaletler ve sabit fikirler imparatorluğun üzerine çökmekte gecikmeyecektir.

Son

Menüye Dön