Türk devletleri komşu milletlere umumiyetle canlı hayvan, deri, kösele, kürk, hayvanî gıdalar satarlar, karşılığında hububat ve giyim eşyası alırlardı. Asya Hunları, Göktürler, Uygurlar Çin ile, Batı Hunları Bizans ile bu esaslarda ticaret anlaşmaları yapmışlardı. Türklere Çinden pirinç, ipek, ipekli kumaş, arpa, Roma ve Bizanstan da diğer ihtiyaç maddeleri gelir, Türkler de onların muhtaç oldukları ve Türklerde mevcut, eksikliklerini tamamlarlardı. Margus Antlaşmasının (434) bir maddesi Bizans-Hun ticarî münasebetlerinin tanzimi ile ilgili idi.
Çin-Hun sınır kasabalarında cereyan eden ticarî faaliyetlere Çin büyük ehemmiyet verirdi. 734 tarihli anlaşma ile Ling-çudaki So-fang şehrinin ortak Pazar yeri olmasına karar verilmişti. Orhun kitabelerinde de devletin sağlamlığı ve halkın refahı için ticaretin ehemmiyeti belirtilmiştir.
Fakat Türklerle komşuları arasında şiddetli rekabetlere sebep olan büyük kazanç vasıtaları da vardı ki, bunların başında, Çinden başlayıp Akdeniz kıyılarında nihayete eren meşhur ipek yolu kervancılığı geliyordu. Daha I.Göktürk Devleti kurulduğu zaman İstami Anuşirvan ittifakı sonucunda Ak-Hun-Eftalik Devletinin yıkılmasına ve sonra da İrana karşı Türk-Bizans antlaşması gibi milletler arası çapta siyasî münasebetlere sebep olan (yk. Bk.) bu yolun geçit yeri olan İç Asya bölgesi, ta Hunlardan Uygur hakanlığının sonuna kadar aşağı yukarı 1000 sene müddetle Türk ve Çin siyasetinin hakim olmak istediği bir ana hedef vasfını taşımıştı.
Türkler hiçbir zaman bütün Çini istila gayesini gütmemişler, Çinliler de devlet sınırlarını Türk hakanlıkları başkent bölgesi olan Orhun ve Ötükene kadar genişletmeği düşünmemişlerdir. Türkler karşısında Çin, ipek yolu transitini elinde tuttuğu müddetçe müdafaada kalmağı tercih etmiş, Türkler de Çine sık sık yaptıkları baskı ile onu zayıf durumda tutup İç Asyada Türk hükmünü yürütmek istemişlerdir.
Hunlar ve I. Göktürkler zamanında gerçekleşen bu maksat, 9. asrın 2. yarısında Doğu Türkistanda Uygurların, Batı Türkistanda Türgişlerin ve bilhassa Karlukların kurdukları siyasî teşekküllerle tekrarlanmış, nihayet 751 Talas savaşını Karlukların desteği ile İslamların kazanması Çinin batı Asya ile ilgisini kesmiştir ki bu da yukarıda açıkladığımız, İç ve batı Asyada Uygur, Karluk, Oğuz Türk şehirleri ve ülkelerinin mamurluğunu meydana getirmiştir. Bilindiği gibi, Hazar Türk Devleti de, Çin, Orta Asya, yakın doğu ile Doğu ve Orta Avrupa ve İskandinavya arasındaki kıtalar arası yolların kavşak noktasındaki mevkii ile, temelleri ticarî siyasete dayanan bir devletti ve başkent Han-balık ile daha sonra İtil Bulgarları başkenti Bulgar şehri bu hususta baş rolü oynamıştır.
Hazar ve Bulgar ülkelerinden başlayarak Ural-Güney, Sibirya-Altaylar-Sayan dağları üzerinden Çine ve Amur nehrine ulaşan yol da canlı bir ticarî faaliyete sahipti. İpek yoluna kuzeyden paralel uzanan bu yola kürk-yolu denilmektedir. Buranın asıl ticaret metaı: sincap, sansar, tilki, samur, kunduz, vaşak vb. kürkleri idi. Başlıca tüccarlar da Ogurlar (Btı Türkleri) ile onlardan bir kol halinde gelişen Bulgar Türleri idi. Karadeniz kuzeyi düzlüklerinden Balkanlara giden Tuna Bulgarları bu defa Avrupa-Bizans yolunun hakimleri olarak iktisaden yükselmişler, Balkanlar ve Doğu Avrupada o devrin en zengin şehirlerini kurmuşlardı (Preslav, Pliska şehirleri).