Malazgirt Meydan Muharebesi
İmparator Diogenes uzun hazırlıklardan sonra, yüzbini aşan bir ordu ile, Anadolu kıt'alarının yığınak yeri olan Sakarya kıyılarına gelmiş, burada yeniden tertip ve tanzim ettiği ordusunda bazı tensikat yapmış, bu arada kendilerine güvenemediği Nikephoros Botaniaetes ve benzerleri gibi değerli kumandanlarla bir kısım askerini İstanbul'a iade etmişti. İmparatorluk ordusunun ağırlığını 3.000 araba taşıyor, bunları tâkip eden türlü muhasara âletleri arasında, İslâm kaynaklarında etraflıca tasvir edildiği üzere, 1.200 kişi tarafından kullanılan muazzam bir mancınık bulunuyordu. Bütün belirtiler imparatorun kesin netice almak maksadını güttüğünü ve mümkün olduğu takdirde, İran'a kadar ilerlemeği tasarladığını göstermekte idi. Sivas'a gelen Diogenes, Alp Arslan'ın Suriye'den ayrıldığını öğrenince bir harp meclisi toplayarak yapılacak işleri görüştü. Onun gururunu okşamakta menfaat umanlar Selçuklu devletinin merkezine yürümeği teklif ediyorlar; fakat Nikephoros Bryennios ve İoseph Trakhaniotes gibi tecrübeli ve ihtiyatlı kumandanlar memleketten uzaklaşmanın tehlikeli olacağını, nihayet Erzurum'a kadar gidilebileceğini, lüzumlu tedbirler alındıktan sonra sultanı oraya çekmenin, hattâ etrafı tahrip ederek, Türk ordususun iâşesini güçleştirmenin uygun olacağını ileri sürüyorlardı.
İmparator bu tavsiyeleri dinlemedi ve İran içine dalmak niyetiyle Erzurum'a geldi. Kendisine olan güveni dolayısiyle ordusunu parçalamağa başladı. Franklar ve Uzlar'dan 10.000 kadarını Trakhaniotes ile Norman şeflerinden Urselius kumandasında, geçilecek yolların emniyetini sağlamak vazifesi ile, Ahlat'a sevketti; bir kısmını da, Abhazlar'a yardım bahanesi ile fakat hakikatte ordusuna erzak temin için kuzeye gönderdi. Geri kalan kuvvetleri ile Malazgirt'e yürüdü. Yolda Ermenistan ve Elcezîre birlikleri kumandanı Basilakes Magistros maiyetindekilerle imparatora iltihak etmişti.
civardaki Bizans kumandanlarından Leon Debatanes, yazdığı bir mektup ile imparatora, sultanın korkarak Bağdad'a doğru çekildiğini bildiriyor ve Basilakes de bu haberin doğruluğunu tasdik ediyordu. Vâkıa Alp Arslan Musul istikametinde ilerlemiş idi; fakat bu, onun Bizans'tan çekindiğinden değil, muharebeye iyice hazırlık yapabilmek ve Bitlis üzerinden Malazgirt'e ulaşmak bakımından o yolu daha elverişli saymasından ileri geliyordu.
Diogenes nisbeten zayıf bir kuvvetin koruduğu Malazgirt'i teslim olmağa zorlayıp, aman vermesine rağmen, müdâfîleri öldürttükten sonra, zaferden emin bir hâlde, ordusundan ayırdığı diğer bir parçayı, Basilakes emrinde, Ahlat civarında hücuma uğrayan kıt'alarına yardıma gönderdi. Basilakes kuvvetleri ile sultanın öncüleri arasında ilk çarpışma vukua geldi (24 ağustos).
Şam'ı zaptetmek üzere yeter sayıda asker bırakan Alp Arslan, Haleb'den ayrıldıktan sonra, görüldüğü gibi, önce doğuya yönelmiş gerekli savaş hazırlığını yaparak ve kuvvet tedarik ederek kuzeye dönmüş ve Diogenes'in Malazgirt'i tehdit ettiğini haber alınca yürüyüşünü hızlandırmıştı. Cebrî yürüyüş esnasında at ve develerin çoğu ölmüş, bilhassa Fırat'ı geçerken ağırlıklardan bir kısmı harap olmuştu.
Bu sür'at ile fazla kuvvet taşımanın zorluğuna ilâveten, iâşe güçlüğünü de hesaba katan sultan, Tuğrul Bey zamanından beri hizmet gören yaşlı ve yorgun Irak-ı Acem kıt'alarını terhis ederek, az sayıda, fakat genç ve dinç bir ordu ile Ahlat'a ulaştıktan ve veziri Nizâm'ül-mülk'ü, memleketin diğer bölgelerinde çıkması muhtemel herhangi bir karışıklığı önlemek veya harp sahasına taze kuvvetler göndermek üzere, karısı hâtun ve şehzadelerle birlikte Hamedân'a yolladıktan sonra, Bizans ordusunun durumunu öğrenmek için, bir süvari birliğini ileriye sevketmişti.
Devamı var
İleri