Bulgaristan'ın Bağımsızlığı

Türkiye, Mondros Mütarekesi'nin 23. maddesi gereğince, eski müttefiklerinin hepsiyle, bu arada Bulgaristan ile de ilişkilerini kesmek zorunda bırakılmıştı. Bugaristan da aynı şekilde Selanik Antlaşması gereğince savaş sırasındaki bütün müttefikleri ve Türkiye ile ilişkilerini kesmişti. Anlaşma gereğince, Türk Dışişleri Bakanı Mehmed Reşid Paşa İstanbul'daki Bulgar Elçisi Kolişev'e bir nota vererek kendisinin ve İzmir, Edirne konsolosları da dahil olmak üzere Türkiye'de bulunan bütün Bulgar diplomatlarının Türk sınırlarını terk etmelerini istemek durumunda kalmıştı. Bunun üzerine iki ülke de birbirlerinde temsilci bulunduramıyorlardı. Bu şartlar altında her iki ülkenin bir diğerindeki çıkarlarını korumak savaşa katılmamış tarafsız bir ülkeye kalmaktaydı. Bulgaristan'ın Türkiye'deki çıkarlarını korumayı İstanbul'daki İsveç Elçiliği üzerine almış, Türk çıkarlarını korumayı da Sofya'daki İspanyol Elçiliği üstlenmişti. Mondros Mütarekesi'nin imzalanmasından ve Türkiye'nin tesliminden hemen sonra 1918 Kasım ayının ilk günlerinde İstanbul'da Trakya ve Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kurulmuştu. Bu cemiyet, Doğu Trakya'nın Türkiye'nin sınırları içinde kalması gerektiğini savunuyordu. Daha sonra buna berzer bir cemiyet te Edirne'de kuruldu. Erzurum Kongresi'nden sonra, düşmana karşı direniş harekatının teşkilatlandırılması kararlaştırıldığı zaman Trakya ve Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti önemli rol öynadı. Bu cemiyetin faaliyetlerini yakından izleyen Mustafa Kemal, son derece büyük bir ileri görüşlülükle Türk milletinin Trakya'daki savaşının başarıya ulaşabilmesinin, Bulgar halkının anlayış ve işbirliğine bağlı olduğunu ifade ediyordu. Bu konuda M. Kemal'in 24/25 Ekim 1919 tarihinde Trakya ve Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti yöneticilerinden Cafer Tayyar Paşa'ya gönderdiği direktifte şu noktalara değinilmekteydi:

"Bizim en önemli görevimiz vatanın parçalanmasını önlemek ve milletin bağımsızlığını korumaktır. Bu amacımıza ulaşmamıza engel olanlar Türkiye'nin düşmanı olan İngilizlerdi. Onlara kendi çıkarlarını düşünen Fransızları da eklemek gerekir. Biz bütün imkanlarınızla düşmana karşı savaşmak kararını almış bulunuyoruz. Bulgarların da, aynı düşmanlarla aynı şekilde durumları olduğunu zannetmekteyim. Bunu göz önünde tutarak onlara başarılar diliyor ve onları Yunanlılara karşı giriştikleri harekatta destekliyoruz. Bu durumda iki komşu ülke arasında uzun ömürlü bir iyi komşuluk ilişkisinin kurulması gerekir. İki ülke arasında istenilen bu ilişkinin sağlanması için bu tip özel bir deklarasyonun gelmesine gerek yoktur. Bu ilişkiler Cafer Tayyar gibi bir kardeşimiz vasıtası ile sağlanabilir". Mustafa Kemal, yazısının sonunda şunları belirtmekteydi: "Sizin dikkatinizi şu hususa çekmek isterim. Bulgarların Kolçarov Rusyası ile bağlantı meyilleri bizim gelecekteki çıkarlarımızla bağdaşmamaktadır. Bulgar dostlarımıza şahsi selamlarını iletin".

Bu sırada Türkiye ile yapılacak barış şartlarının görüşülmesi için müttefikler 19-26 Nisan 1920 tarihleri arasında San Remo'da toplandılar. Bu konferansta alınan kararlardan bir de Batı ve Doğu Trakya'nın Yunanistan'a verilmesiydi. Daha sonra Servr Antlaşması'nda maddeleştirilmiş olan bu öneri İngilizler tarafından dikte edilmişti. İngiltere bunu Balkanlarda kendi üssü durumunda bulunan Yunanistan'ı kuvvetlendirmek için yapıyordu. Bu karar Türk ve Bulgar halkı üzerine derin bir memnuniyetsizlik uyandırdı. Bulgaristan'ın Balkan Savaşı'ında kazandığı Batı Trakya, Neuilly Antlaşması ile Bugaristan'ın elinden alınarak müttefiklere bırakılmıştı. Burada bir müttefik idaresi kurulmuş ve başına da Fransız Generali Charpy getirilmişti. Bu durum Trakya'daki havayı son derece gerginleştirmişti. Durum her an kanlı çarpışmaların başlayabileceği bir hale gelmişti.

Bu durumdan kurtuluş yolu arayan Bulgarlar, milli kurtuluş ordusu kurmuş olan Cafer Tayyar Paşa ile ilişki kurarak partizan çeteler oluşturmaya başladılar. Trakya ve Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin ikinci kongresi 9-13 Nisan 1920 tarihleri arasında Edirne'de toplandı. Kongrede Yunanistan'ın Trakya'yı işgaline karşı yapılması gereken organizasyon tartışıldı. Kongre, Cafer Tayyar'ı bütün Trakya'nın Milli Komutanı olarak ilan etti. Edirne'deki kongreye Bulgar çetelerinden Abadçiev, birkaç arkadaşı ile katılmıştı. Bu çeteci ve arkadaşları Edirne'de bir ay kadar kaldılar. Onlara Edirne ve çevresindeki bazı birlikler ve bunların mevzileri gezdirildi.

M. Kemal Paşa, kongrenin tamamlanmasından önce kongre çalışmaları ve kararları konusunda haberdar edilmekteydi. Ayrıca ona bazı Bulgar liderleri ile varılan anlaşmalar da bildirilmekteydi. M. Kemal ,14-15 Mayıs 1920 tarihli telgrafında Trakya'daki yöneticilere: "Bulgarlarla işbirliği yolunda denemelerde bulunduğunuzu bildiriyorsunuz. Bu olumlu bir davranıştır" diye yazmaktaydı. Cafer Tayyar Paşa, komşu Bulgaristan halkının yardımı olmadan ciddi bir zaferden emin değildi. Cafer Tayyar, Mayıs ayının ilk günlerinde Dirne garnizonundan Yarbay Baha Bey ile birlikte Karaağaç'a giderek okul müfettişi Naçev ile buluşarak bir Bulgar-Türk işbirliği konusunda etraflı bir görüşme yaptı. Bu toplantıda şu konular ele alındı: 1- Türkler ile Bulgarlar arasında işbirliği; 2- Trakya'nın geleceğinin tayininde Türk ve Bulgar görüşlerinin tespiti; 3- Yunanistan Makedonya'sında Arnavutluk'taki harekatla bağlantılı bir harekatın meydana getirilmesi.

Cafer Tayyar, 10 Mayısta Bulgar sınırına gitti ve burada Sofya'dan özel surette gelmiş, olan bir Bulgar binbaşısı tarafından karşılandı. Burada Edirne'deki Bulgar Konsolosluğunun tercümanı vasıtasıyla konuşan Cafer Tayyar, Bulgarlarla yapmış olduğu bu temaslardan son derece memnun olduğunu bildirdi. 6 Haziran 1920'de de Edirne vilayeti sekreteri ve Cafer Tayyar'ın siyasi müşaviri Şekib Bey Sofya'ya geldi. Şekib Bey Bulgaristan'da bir yıldan fazla kaldı; bu süre içinde Bulgar Çiftçi Partisi hükümeti ile konuşarak, Bulgarlardan Alman tipi silahlarla dağ birlikleri için mermi istedi. Şekib Bey, bu arada bazı sorunları da ortaya koydu. Bunlardan biri Doğu Trakya hükümetinin Bulgaristan'dan serbestçe silah alması ve bunların itimat edilir kişiler tarafından gizlice Türkiye'ye sokulmasıydı. Bir diğeri de çetelere Doğu ve Batı Trakya sınırlarından serbest geçiş hakkının tanınmasıydı. Şekib Bey, Bulgar hükümetinden Trakya'nın bir Yunan istilasına karşı işbirliğinin sağlamlaştırılmasını da talep ediyordu.

Devamı Var

İleri