Bulgaristan'ın Bağımsızlığı
Şekib Bey, bu arada Makedonyalı önderlerden Prof. Mihalçev ve Protogerov ile tanışarak işbirliği ve yardımlaşma sorunlarını görüştüğü gibi, Başbakan Stanbolinski'nin bazı yakınları ile de temas etti. Bu arada tanınmış bir şahıs olan Dr. Doçkov, Dışişleri Bakanlığına şahsi bir mektup yazarak Cafer Tayyar Bey'in muhtemel bir Sofya seyahatinde kendisi ile Bulgar hükümeti arasında, ordusuna iktisadi ve askerî yardım sağlanması konusunda görüşmeler yapılabilmesi için sondajda bulunmaktaydı. Cafer tayyar, faaliyetleri sırasında Bulgar halkından da yardım gördü. Seferberlik ilan edildiği sırada Edirne'deki Türk halkı ile birlikte Batı Trakya'daki Bulgarlar da silah altına girmişti. 1 Nisan 1920 tarihli ve 38 numaralı ordu karargah bülteninde Bulgarlar ve Türkler tarafından 30 kadar çetenin kurulduğu yazılmaktadır. Bulgaristan'daki Müttefik Askerî Komisyonu Başkanı General Gontrekur, 21 Nisan 1920 tarihinde Bulgar Savunma makamlarına verdiği birer nota ile Doğu Orduları Genel Kumandanı'nın elinde Bulgarların Doğu Trakya'da Türklere yardım ettiklerine dair kesin deliler bulunduğunu bildirmekteydi.
Müttefik devletler, Cafer Tayyar'a yapılan yardımların önlenmesi için her türlü önlemi almaktaydı. Bunlara bir örnek olarak, Sofya'daki İngiliz diplomatik temsilcisi Herbert Dering'in, o sırada Dışişleri Bakanlığı'nı geçici olarak yönetmekte olan Dimitrov7a verdiği 21 Temmuz 1920 tarihli nota gösterilebilir. Bu notada Bulgar hükümetinin Cafer Tayyar'a yardım yapıp yapmadığı konusunun büyük bir dikkatle izlenmekte olduğu belirtilmekteydi. Ayrıca yapılmakta olan her türlü yardıma karşı Bulgar hüketinin elinden gelen her çeşit araçla engel olması gerektiği de açıkça belirtilmekteydi.
1920 Mayıs ayının sonlarına doğru Batı Trakya'daki Fransız işgal askerleri çekilmeğe başlamış ve onların yerine Doğu Trakya'yı almış olan Yunan askerleri yerleşmişti. Bunun üzerine bu bölgede Yunanistan ile Türkiye arasında savaş başladı. 1920 Haziran ayı sonlarında yenilgiye uğrayan Cafer Tayyar, saldıran Yunan ordusu tarafından esir edilerek Atina'ya götürüldü. Cafer Tayyar Paşa'nın yenik düşen askerleri ve halk, Yunan ordusundan kurtulmak için Bulgar sınırını geçti. Filibe'de yayınlanan Yug Gazetesi'nin açıkladığına göre, on bin kişilik piyade birliği ile bir topçu alayı bütün donatımı ile Kızılağaç bolgesindeki Kostantinova köyüne 1200 kişilik bir başka birlik te Kocamustafapaşa'dan ve Virantepe'den Bulgar topraklarına geçmişti. RABOTNİCESKİ VESTNİK Gazetesinin bildirdiğine göre de, sadece Yanbolu'ya 12000'i Cafer Tayyar ordusuna mensup askerle, 12000'i sivil Türk göçmüştü. Bunların bir çoğu Edirne bölgesindendi. Bu göçmenler arasında 200 memurla 700 subay bulunmaktaydı. Aralarında Kolordu Komutanı Muhiddin Bey, Karargah Komutanı Nazif Bey, 50. Tümen Komutanı Cemil Bey, 49. Tümen Komutanı Şükrü Bey, 55. Tümen Komutanı Alaaddin Bey, Kürşat Bey, Sami Dimitokal, Alaşık Bey, Hamdi Bey, Cemal Bey, Fethi Bey ve daha başka subaylar da vardı. Cafer Tayyar ordusunun subay ve erlerinden oluşan bir başka grup da Malko Tırnova'ya yerleşmişti. Subaylar arasında Sınır Alay Komutanı Sabri Bey ile, Pınarhisar, Vize ve Hayrabolu kaymakamları da bulunmaktaydı.
Cafer Tayyar kuvvetlerinin Bulgaristan sınırlarını geçişi Bulgaristan'da bulunan müttefik komutanlarını endişelendirmişti. İşgal komutanının emriyle Türk askerlerinin silahsızlandırılması için derhal bir komisyon oluşturuldu. Başkanı Fransız işgal kuvvetleri karargahından Albay Gotzman olan bu komisyon, İngiliz yüzbaşısı Baker, Yunan subayı Spatalis, Fransız üsteğmeni Raymount ve Yugoslav üsteğmeni Popoviç'ten kuruluydu. Çalışmalarını Yanbolu şehrinde yürüten bu müttefik komisyonu Cafer Tayyar ordusundan alınan silahların Anadolu'da çarpışan milli kurtuluş ordusuna gönderilmemesi için büyük bir titizlik göstermekteydi. Gotzman'ın raporundan anlaşıldığına göre, bu sıralarda türk ordusundan 385 subay, 3239 asker ile 22200 sivil yanlarında 1000 tefek, batarya sistemi Krupp yapımı olan 7,5 sm.lik 4 top, 4 top mermi sandığı ve bir ağır makinalı tüfek olduğu halde Bulgar sınırını geçmişti.
Bulgar Çiftçi Partisi Hükümeti, M. Kemal'in de söylediği gibi, Türk göçmenlerini misafirperverlikle karşıladı. Bu göçmenler Plevne, Vidin,Varna, Lom, Rusçuk, Razgrad, Gorno Paniçrevo ve Kazanlık gibi yerlere yerleştirildiler. Birçok Kemalist, yerleştikleri Kazanlık, Yeni Zağra, Filibe ve Sofya'da batı Trakya'ya sevketmek üzere çeteler hazırladı veya Anadolu'ya yardım gönderme faaliyetlerine katıldı. Bunların arasında Şekib Bey (Kesebir; Gelibolu milletvekili), Ekrem Bey ( Trakya ve Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Genel Kurul üyesi), Ekrem Bey (Demiray), Şevket Bey (Dingillioğlu), Ahırköylü Ahmed, Ali Seyfi (Tülümen). Rıdvan Bey (Ergüder), Muhsin Bey (Edirne Lisesi Tarih ve Coğrafya öğretmeni), İbrahim Zihni Bey, Şefik Bey (Bidcioğlu), Ali Galib Bey, Fuad Bey (Balkan), Şadi Bey, Tahsin Ergun vb. bulunmaktaydı. Bu Kemalistler arasında, 27,11,1921'de Bulgaristan'da Ankara hükümetinin temsilcisi olarak bulunan Cevad Abbas Bey (Gürer) de vardı.
Bulgar Hükümeti'nin Kemalist faaliyetlere ve Türk milli mücadelesine karşı tutumu, Başbakan Stanbolinski'nin 7 Nisan 1921 tarihinde Millet Meclisi'nde yaptığı konuşmada dile getirilmekteydi; bu konuşma şöyledir: "İdare bana her zaman ağır gelmiştir. Fakat durum bir ay önce büsbütün ağırlaştı. Çok güç dakikalar geçirdik. Sanki diplomatik bir savaş veriliyordu. Öyle şartlar doğdu ki siyasi, askeri ve mali komisyonlarla şiddetli mücadeleler yapmak gerekti. Bizim için bu güç çalışma ve çatışmalar nereden doğdu? Bunun dünya olayları içinde derin detayları ve ortalıkta belirli olan sebepleri vardır. Görünen sebeplerden bu ağır durumu meydana getirenler şunlardır: Kemal Paşa'nın Bulgaristan'da bazı temsilcileri vardır. Bu durum büyük sorunlar yaratmıştır. Müttefiklerin büyük kuvvetlerinin bulunduğu İstanbul'dan buraya Kemalist temsilciler gelmiştir. Bu şahıslara izin verilmiştir. Bunların neden geldikleri soruluyor. Size soruyorum hangi uluslarası anlaşma bizi onları kovmaya mecbur edilebilir? Onlar Yunanistan ile savaştalar. Bulgaristan'da az mı Rum var? Biz esir bir ülke mi yoksa bağımsız bir ülke miyiz? Biz Buraya gelmiş ve hiçbir kötülük yapmayan insanları kovabilir miyiz?".
Batı Trakya'nın Yunanistan'a verilmiş olması ve Bulgaristan'ın Akdeniz'e çıkıştan yoksun edilmesi, Batı Trakya'daki Bulgar ve Türk haklı tarafından Yunanistan'a karşı yapılan partizan savaşlarına ortak kuvvet sevkine yolaçmıştı. Mayıs 1920'de Karaağaç'da, Batı Trakya Bulgar ve Türk temsilcileri arasında bir görüşme yapıldı. Bu toplantıya katılanlar şunlardı: A. Popaleksov, Dr. K. Nencev, Yüzbaşı Boyaciev, P. Mutafov, Ksanti ile Gümülcine, Dedeağaç ve Kofluca'dan gelen başka Bulgarlarla. Cafer Tayyar Kurmayı ile bir Alay Komutanı, Drama'dan Fuad Bey, Ksanti'den Cemal Bey, Gümülcine'den Ali Galib Bey ile diğer bazı Türkler. Bu buluşmada Bulgar ve türk temsilcileri şu kararları almışlardı: 1- Birleşik Batı ve Doğu Trakya'nın muhtariyeti; 2 - Muhtar Trakya'nın resmi dili Bulgarca ve Türkçe olacaktır; 3 - Muhtar vilayetin yönetimi kesin olarak Türk ve Bulgar halkı tarafından belirlenecektir. Türkler ve Bulgarlar referandumla geçici bağımsız bir hükümet kuracaklardır; 4 - Yunan ordusuna ortak kuvvetlerle karşı konulacaktır; 5 - 20 Mayıs'ta Himitli ve Gümülcine'de halk temsilcileri geçici hükümeti seçmek üzere kongreye çağrılacaktır.
Devamı Var
İleri