Gostivar Türkleri

Tanzimat'ın yarattığı eğitim, kültür, ekonomik, siyasî ve sosyal imkânlardan faydalanan Makedonya Slav halkı, XIX. yüzyılın ikinci yarısında genel Slavlıktan sıyrılarak yaratılmakta olan Makedon millî şuuruna yönelmeye başladı. Bu azınlık da Osmanlı Devleti'nin diğer azınlıklara uyguladığı medenî davranışından ve hoşgörü politikasından faydalanarak dilini, eğitimini ve kültürünü yaşattı. Başka bir söyleyişle millî varlık ve bütünlüğünü koruyabildi. Bu tarihî gerçekle ilgili Sloven kökenli Avusturyalı etnolog K. Gersin "Türkler olmasaydı, Balkan Yarımadası'nda bugün Yunanlılar ve Arnavutlar olmayacaktı" demektedir. Sadece onlar değil, Türkler olmasaydı, Osmanlı Devleti'nde yaşayan Ermeniler, Yahudiler, Bulgarlar, Sırplar, Rumlar, Romenler, Ulahlar ve başka milletler de olmayacaktı. 1839-1912 yılları arasındaki dönemde, Türk ve Müslüman olmayan topluluklar, ihracat ve ithalât, maliye, sanayi, madencilik, tarım, ulaşım ve ekonominin diğer kollarında pek hızlı bir gelişme ve ilerleme kaydettiler. Genellikle büyük liman kentlerde yaşayan, ticaretin ve sermayenin en büyük miktarına sahip olan ve Türkleri sıkıştıran bu azınlıkların başında Rumlar, Ermeniler, Slavlar, Yahudiler ve Frenkler bulunuyordu. Tanzimat Hareketi'yle başlayan "Avrupai düzen"in yankıları, Osmanlı Devleti'nin bir ırklar ve din ile mezhepler yığışım bölgesi olan Makedonya'da da görüldü. Ancak bu hareketin neticelerinden, en çok orada yaşayan azınlıklardan Slavlar, Rumlar, Ulahlar, Yahudiler ve Ermeniler faydalandılar. Çünkü, her şeyiyle bir Türk Bölgesi olan Makedonya'da da sermaye azınlıkların ve Avrupalılar'ın elinde bulunuyordu. Bu unsurlar, Makedonya Bölgesi'nde de büyük nüfus çoğunluğuna sahip olan Türk milletini her alanda kenara ittiler. Adı geçen Türk Bölgesi'nde de, ekonominin dışında bütün idare azınlıkların elinde bulunuyordu. Onlar, "Türk'ün yurdunda Türk'ün lokmasıyla yetişip iş başına geldiler, yanlarına ve hükümet işlerine Türkleri değil kendi milliyetine mensup olanları getirmeyi âdet ettiler ve bundan dolayı asıl Türkler hükümet işlerine yabancı kalarak çoğunlukla köylerde sefil ve perişan bir hayat sürdürürlerdi".

Tanzimat Hareketi'nin tarımda, hayvancılıkta, zanaatçılıkta, madencilikte, iç ve dış ticarette, karayolları, demiryolları ve deniz ulaşımında, maliyede, sanayide ve ekonominin diğer kollarında uyguladığı yeni Avrupaî düzen, Osmanlı Devleti'nin ekonomik fizyonomisini ve gücünü değiştirdi. Bu değişme Makedonya'nın her yerinde hissedildi. Üç kıtaya yayılan Osmanlı Devleti'nin çok verimli bir toprağı ve uçsuz, bucaksız ovaları vardı. O, kendi halkının beslenmesi için yabancı ülkelere başvurmak zorunda değildi; bağımlı olarak, yalnız iç tüketimi yeterli miktarda değil, önemli bir ihracatı da karşılayacak kadar tahıl üretebilirdi. Makedonya'nın da çok verimli toprağı vardı. Onun ovalarında mısır, buğday, arpa, çavdar, yulaf, pirinç, baklagillerin her çeşidi, endüstri bitkilerinden en çok şekerpancarı, pamuk, tütün ve afyon üretilirdi. Tarım ve endüstri bitkilerinin üretimi de azınlıkların elindeydi.

Makedonya'da hayvan yetiştiriciliği en az tarım kadar veya ondan daha iyi bilinerek yapılmaktaydı.

Bu bölgede, hayvan yetiştiriciliği, genellikle Türk olmayan unsurların elindeydi. Birinci Balkan Savaşı'na kadar Makedonya'da toplam 245 bin kişi hayvan yetiştiriciliği ile uğraşıyordu. Onlar arasında 70 bin Ulah, 130 bin Slav ve 10 bin Rum vardı.

XIX. yüzyılın ortasında Makedonya'da yerli imalât da gelişmişti. Sırp müellifi Yovan Hacı Vasileviç'in izah ettiğine göre, bu yıllarda Üsküp imalâthanelerinde 60 çeşit eşya üretiliyormuş. Avusturyalı müellif Y. G. Han'ın verdiği bilgilere göre ise, aynı yıllarda, Ohri'de 150'den fazla aile deri yapımcılığıyla uğraşıyormuş. Bu kentte deri yapımcılığıyla Pop Simov, Toçkov, Mitanov, Paunçev, Ognyanov gibi büyük tüccarlar uğraşıyorlardı. Ohri'de üretilen deriler İstanbul, Edirne, Selanik, Almanya vb. yerlere ihraç ediliyordu. Ohri'den başka deri ve kürkler en çok Koştur, Florina, Selanik, Manastır ve Pirlepe'de üretiliyordu.

Makedonya'nın bazı kentlerinde metal ve pamuk işletme ve yün kumaş, pamuk ipliği ve bezi, ipek ve halı yapma imalâthaneleri vardı. Bu imalâthaneler yalnız halkın tüketimine yetmekle kalmıyorlardı. Avrupa ve Doğu'nun birçok ülkeleri de bu imalâthanelerde yapılan zengin kumaşları, pamuktan ve deriden yapılan malların büyük bir miktarını satın alıyorlardı.

XIX. yüzyılın ikinci yarısında, Makedonya'da ticarî sermaye küçük imalâtçılığı kendi hâkimiyetine aldı. Bu alanda en çok başarı gösteren tüccarlar Ohri'de Pop Simov, Taşkov ve Pançevler; Manastır'da Robev, Vasov, Korobar; Üsküp'te Koçko Hacı Boşkov ve Köprülü'de Dırndar aileleriydi. Bu tüccarlar, halka yüksek faizle borç para veriyorlardı. Halkın ürettiği bazı malları ise kredi yoluyla küçük imalâtçılara daha ucuza satıyorlardı. Bu şekilde yerli imalâtçıları iflas ettiriyorlardı.

Osmanlı Devleti, Avrupa devletlerine en çok ticareti ile yaklaşıyordu. Devlet'in Avrupa vb. devletlerle ticarî ilişkilerini, bu ticaretin koşullarını ve aynı şekilde ithalât ve ihracattaki gümrük vergilerini belirleyen antlaşmalar veya kapitülasyonlar sistemi düzenliyordu. Sözü edilen dönemde Osmanlı Devleti bütün hammaddelerini büyük miktarda ve iyi kalitede üreten bir tarım ülkesiydi. Bunu fırsat bilerek "medenî" Avrupa devletleri Osmanlı Devleti'nin hammaddelerini çekmek, üretimini felce uğratmak, çiftçinin gelirini azaltmak, kısacası tarıma zarar vermek için çalışıyorlardı. Onlar, 1838 Antlaşması'yla, Osmanlı Devleti'ne sevkedilen Avrupa mallarına çok az, Osmanlı mallarına ise yüksek gümrük koymakla, Osmanlı Devleti'nin ekonomisini yoketmeye çalıştılar.

Tanzimat Hareketi'nin uyguladığı yenilikler Osmanlı Devleti'nin bütün bölgelerinde iç ve dış ticaretin ilerlemesini etkilediler. Bu etki Makedonya'nın ithalâtında ve ihracatında da görüldü. Bu bölgede de ticaret sermayesi Rumlar'ın, Yahudiler'in, Ermeniler'in, Ulahlar'ın ve Slavlar'ın eline geçti. Böylece Osmanlı Devleti, azınlıklara bir ticaret topluluğu halinde çalışmalarına imkânlar sağladı. Hristiyanlar'ın ve Yahudiler'in tüccarları Osmanlı Devleti'nin tanıdığı imtiyazlardan ve Padişah'ın sağladığı özel beratlardan faydalanarak büyük sermaye sahipleri oldular. Bunlara beratlı tüccarlar da derlerdi. Beratlı olan Makedon tüccarları da büyük sermaye yaptılar. Onlar arasında en çok zenginleşen Ohri'de Robev Kardeşler, Köprülü'de Dırndar ailesi vb. oldular. Böylece, Osmanlı Devleti'nin yardımıyla Makedonya Slav halkının da zenginler zümresi meydana geldi. Bu zümre, imalâtçılar ve tarımcılar arasında aracılık yaptı, onların ürettikleri malları yerli ve yabancı pazarlara ihraç etti. Kazandığı parayı Makedonya Slav halkının eğitim ve kültürü için harcadı.

Devamı Var

İleri