Batıda çok yaygın olan ve eski Aryanizm tesirinin bir devamı sayılması mümkün görünen bu görüş Hind-Avrupalıları tâ Baykal gölüne kadar bütün Asyaya yerleştirmekte ve onların da aslında göçebe (bozkırlı!) olduklarını ileri sürerek, atın ilk defa onlar tarafından ehlileştirildiğini ve dünyanın ata binme sanatını onlardan öğrendiğini iddia etmektedir. Batılıların at üzerinde bu kadar durması, şüphesiz bu hayvanı ehil hâle getirip binmenin insanın kültür tarihine muazzam bir hamle teşkil etmesinden ileri gelir ki, bozkırlarda gelişen kültürü de İndo-Germenlere bağlamak böylece mümkün olacaktır.
Hun süvarilerinin seferlerde bindikleri bozkır muharebe atının ilk kalıntılarına rastlandığı Afanasyevo kültürü (M.Ö. 2500-1700) eski Türk Altay kültürüne bağlı bulunmaktadır. Atın ehlileştirilmesi için önce buna ihtiyaç duyulması gerekir ki, bu ihtiyaç şüphesiz ilk olarak bozkırlı hayvan besleyici kavimlerde hissedilmişti. Bu itibarla atın insanlar tarafından kullanılması bile bu husus başlangıç noktası olmakla beraber- çok önemli bir gerekçe değildir. Esas olan, atın binek hayvanı hâline getirilmesidir. Bozkır kültüründe rol oynayan baş aksiyon da biniciliktir.
At gibi bir vasıtaya ihtiyacın, yerleşik topluluklardan ziyâde, çok geniş sahalarda, hayatın zorunlu kıldığı süratle hareket etmek mecburiyetinden doğduğu açıkdır. Bozkır savaş atı doğuya doğru uzanmış ve Çinde muharebe atı yetiştiriciliğinin ilk sahası olan Şan-si bölgesinde görünmüştür. Çinliler ata binmeği ancak M.Ö. 300lerde Asya Hunlarından öğrenmişlerdir.